TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Avusturya’nın Türkiye kökenli yeni etnik azınlıkları

Türkiye kökenli nüfus, göç edişinin 50 yılını geride bırakırken, Avusturya’ya “yeni vatan” (“ikinci vatan”) diye bakıyor; geleceğini bu gerçeklik temelinde tasarlayıp inşa etmeye çalışıyor. Çoğunluğu vatandaşlık alarak, bu ülkedeki diğer etnik veya inançsal aidiyetlerle yeni bir buluşma noktasına, yeni bir çatıya kavuşmuş durumda. Avusturya Hırvatları gibi, Avusturya Türkleri; Avusturya Macarları gibi Avusturya Kürtleri; Avusturya Ortodoksları gibi, Avusturya Müslümanları ya da Alevileri var artık.

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Viyana
– Bir önceki yazım, “Avusturya’da Türkiye kökenli bir toplum nasıl oluştu?”, başlığını taşıyordu. Bundan sonraki iki yazımda ise, Avusturya’ya gelen Türkiye kökenlilerin, bu ülkeye yeni azınlıklar kazandırmasını mercek altına alacağım. Bugün, etnik/ulusal azınlıklarla başlamış oluyoruz. 1964 yılından itibaren Avusturya’ya akmaya başlayan ve bugün sayıları 300 bine dayanan Türkiye kökenliler, bu ülkede hem kendi içinde ayrıştılar, hem de bu ayrışanlar başka sebeplerle başka ülkelerden gelenlerle birleştiler. Ayrıştırmada ve birleştirmede üç temel etken rol oynadı: Din (inanç), etnik köken ve siyasî kabuller.

Avusturya’daki Türkiye kökenli nüfusun tamamı açısından genelleştirilebilecek tek ortak payda, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı” olmak ve o üst kimlikle bu ükeye gelip yerleşmektir. Ne etnik/ulusal, ne dinî/inançsal, ne de siyasî aidiyetler bazında, “tek bir toplum” ya da azınlıktan dan söz etmek mümkün değil. Türk, Kürt, Zaza, Arap, Asuri; Sünnȋ Müslüman, Aleviler-Bektaşi-Kızılbaş, Şiȋ, Ortodoks, Katolik, Ezidȋ (Yezdan), ateist... Türkiye kökenlilerin ait oldukları din ve inanç toplulukları, resmȋ temelde ayrı ayrı tanınmışken, ne sosyoloji ne de siyaset zemininde böyle bir nüfusa yönelik tek bir tanımlama yapmak mümkün değil.

Tam burada bir parantez açmam gerekiyor: Türkiye kökenlilerin Avusturya’da farklı azınlıklar olarak tasnif edilmesi, benim keyfî ya da siyasî bakış açımın ürünü değil. Söz konusu nüfustaki tasnif, nesnel bir durum. Ben bir araştırmacı-yazar olarak benden bağımsız varolan bir durumu, bir oluşumu açıklıyorum sadece. Bilimsel, nesnel olma iddiasındaki her çalışma böyle yapılmak zorunda. Ele alınan (burada “Türkiye kökenli”) kitle içinde, insanların farklı temellerde kendilerini birden fazla tanımlamaları, adlandırmaları söz konusuysa, araştırmacı hepsine yer vermekle yükümlüdür. Araştırmacı, bu farklı tanımlamalar arasında, sadece kendi anlayışına yakın bulduklarını öne çıkarmamalı, diğerlerini ise yoksaymamalıdır.

Avusturya’daki Türkiye kökenli nüfusun arkaplan ülkesi Türkiye Cumhuriyeti’ndeki verilere bakalım şimdi. Türkiye’de bugüne kadarki nüfus sayımında etnik kimliklerle ilgili bilgilere yer verilmediği için, resmî veriler yok elimizde. Sivil kurumlar tarafından yapılmış çalışmalara atıfta bulunacağız. Örneğin, Amerikan merkezli “United States Center for World Mission – USCWM” adlı vakıf tarafından yapılan ve 2011’de kamuoyuyla paylaşılan araştırma, Türkiye'de 23 etnik köken bulunduğunu ortaya koydu. İlk yedi etnik/ulusal kimliğin sıralanması şöyle veriliyordu: Türkler 52 milyon, Kürtler (Zazalarla): 15.4 milyon, Araplar 1.8 milyon, Çerkesler 910 bin, Acemler 620 bin, Azeriler 540 bin, Gagavuzlar 410 bin.

Üç noktaya dikkat çekmem gerekiyor. Araştırma yapıldığında, ülkenin toplam nüfusu 74 milyondu. Zazalar, Kürt nüfusun içinde hesaplanmıştır. Zazalar için, ayrıca verilen rakam ise, 1 milyon 313 bin kişi olduklarıydı. Suriyeli mültecilerin vatandaşlık almaya başlamasıyla, Türkiye’deki Arap nüfus 3-4 milyonu bulmuş olmalı bugün.

Aynı ülkeden gelip Avusturya’da ayrışmak

Avusturya’ya 1964’ten itibaren Türkiye kökenli nüfus akmaya başladığında, Türkiye’deki resmȋ ideolojinin ülkedeki çokkimlikli demografik yapıya yaklaşımı baskıcı, yasakçı ve yoksayıcıydı. Bu resmî görüş, gelen ilk kuşak misafir işçilerin önemli bir kesimi tarafından da benimsenmişti. Türkiye kökenli nüfus, uzun yıllar sadece iki kimlikle tanındı ve tanıtıldı burada: Türk ve Müslüman! “Tekçi” bakış açısı, Avusturya’ya da taşındı ve bu yaklaşım, Avusturylalılara da sirayet etti. Onlar da Türkiye’den gelenlere “tekçi” bir pencereden baktılar. Türkiye’den mi gelmiş; öyleyse Türk ve Müslümandır! 1960’larda başat kimlik etnisite üzerinden tarif edildiği için, Türkiye’den gelen herkes “Türk” sayıldı. (Bugünkü konjonktürel durumda “siyasal İslam”ın da galebe çalmasıyla, önemli bir kesim açısından İslamî kimlik öne geçmiş bulunuyor.)

Türkiye kökenli farklı kimliklerin kendilerini ayrıca ifade etmeye başlaması, 1970’lerin ikinci yarısında gündeme geldi. Avusturya’daki Türkiye kökenli nüfusun, etnik açıdan sergilediği renkli tablonun unsurları, şöyle sıralanabilir: Türkler, Kürtler, Zazalar, Araplar, Asuriler, Ermeniler, Rumlar. En kalabalık grubu Türkler oluştururken; ardından Kürtler geliyor. Bu sıralama doğruydu, ama bunu kesin ve resmî verilerle ifade etmek henüz mümkün değil. İnançlarda durum nedir: Avusturya’da bugüne kadarki sayımlarda, Hıristiyan cemaatler ayrı ayrı belirlenirken Ermeni, Asuri ve Rumlar dışındaki Türkiye kökenlilerin hepsi, “İslam” hanesi içinde sayıldı.

Avusturya’daki Türkiye kökenli nüfus içinde Türklerin yanı sıra; Laz, Pomak, Tatar, Çerkez, Gürcü ya da Romanlar, “ikna olmuş” bir havada kendini “Türk” olarak ifade eder. Böyle bir durum, Zazaların en azından bir bölümü açısından da söz konusu.

Avusturya’da Türkler

Avusturya’da 275 bine dayanmış Türkiye kökenli nüfusun %50-55 kadarı Türk. Sayılarla ifade edecek olursak, Türklerin miktarı 135-140 bin arasında. Bu Türk nüfus, 1964’te başlayan işçi transferinin ürünü. Çok daha düşük oranlarda, misafir öğrenci olarak gelip, daha sonra farklı gerekçe ve yöntemlerle “kalıcı nüfus”a katılan üniversite öğrencileri ve ilticacılar da Türk nüfusu besleyen birer kanaldı. İltica akınıyla gelen Türkiyeli Türkler arasında sol yelpazeden ve Alevi kesimden olanlar çoğunluktu, ama Türkçü-milliyetçi ve İslamî hattan insanlara rastlamak da mümkündü. Buradaki Türk nüfus İstanbul, Adapazarı, Ankara, Yozgat, Kırşehir, Sivas, Konya, Aksaray, Niğde, Elazığ, Afyon, Bursa, Denizli, Samsun, Tokat, Kastamonu, Edirne kökenliler ağırlıklıdır.

1990’ların sonalarına kadar, bu ülkedeki Türk nüfusun tamamına yakını Türkiye kaynaklı kaldı. Sonraki dönemde, özellikle Bulgaristan Türkleri (bu arada dağılan SSCB’nin Türki cumhuriyetlerinden gelenler) de bu nüfusa eklendi. Günümüzde artık Avusturya’daki Türk toplumu sadece Türkiye kökenli Türklerden oluşmuyor! Türkiye kökenli Türkler, şimdi de ezici bir çoğunluğa şahip, ama özellikle Balkan, Kafkas, Orta Asya’nın Türkî cumhuriyetleri ve Kıbrıs çıkışlı olanlar da var.

Avusturya Türklerinin çoğunluğu Sünnî Müslümandır. Sünnîlerin içinde ise, Hanefî mezhebi ağırlıklı konumda. Kalabalık olma sırasına göre daha sonra Aleviler, Şiîler ve (Romanya ve Moldavya kökenli Gagavuz Türkü) Hıristiyanlar gelir. Avusturya’da Hıristyanlığı kabul etmiş küçük bir Türk grubu da var.

Avusturya’da Kürtler

Avusturya’daki Türkiye kökenli nüfusun, tahminen %25-30 kadarı Kürttür. Sayıya dökecek olursak, 75-80 bin kadar bir nüfus. Nüfusun çok ağırlıklı bir kesimi, Türkiye kökenlidir. Gelinen diğer ülkeler Irak, İran, Suriye, Gürcüstan, Azerbaycan ve Ermenistan şeklinde sıralanır. Türkiye kökenli Kürt nüfus, esasen, 1964’te başlayan işçi transferinin ve buna bağlı olarak 1974-75’ten sonra hızla artan aile birleşimlerinin ürünü. Sonraki önemli göç kanalı, iltica dalgaları oldu. 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra sayılı derecede, 1980’lere doğru artan bir seviyede, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra ise yoğun bir Kürt iltica akınına tanık olundu. İltica akınında, sonraki yıllara ait diğer bir etken de 1993-95’lerde yoğunlaşan köy yakma ve boşaltmalarıydı.

İşçi transferi kanalıyla gelme, sadece Türkiye Kürdistanı ve Türkiye’den söz konusuydu. Irak, İran, Suriye, Gürcüstan, Azerbaycan ve Ermenistan’dan gelmeler, bazen arkaplanında ekonomik faktörler rol oynasa da statü olarak ilticacılık üzerindendi. 2013-14 yıllarındaki sayıları yaklaşık 2000 kişi olarak ifade edilen Suriye Kürtleri açısından; baskı, yasak, savaş koşulları dolayısıyla ilticacılık çok daha net, tartışmasız bir haldi. Son beş yılın ürünü bir iltica dalgasıyla oluşan bu kitle, “en taze Kürt nüfus” da sayılır. Innsbruck, Linz, Salzburg, Viyana ve St. Pölten kentlerine dağılmış durumda. Buradaki Kürt nüfus içinde üçüncü kesimi, üniversite öğrencisi olarak gelmiş, okulu bitirdikten sonra ya direkt çalışma ve oturum hakkı alarak, ya da evlilik üzerinden biraz daha dolaylı yoldan bu haklara kavuşmuş olan gençler oluşturur. İlticacılar ve öğrenciler arasında da Türkiye kökenli olanlar ağırlıkta.

Avusturya Kürtlerinin en yaygın kullandığı dil Türkçe ve Almanca. Kendi anadilinin lehçelerinde ise, anılan nüfus ağırlığına bağlı olarak Kuzey ağzı, yani Kurmanci lehçesi yaygındır. Türkiye kökenli Kürt nüfusun, %80’ninin Kurmanci lehçesini kullandığı ifade edilir. Kurmanci’yi, kendini “Kürt” gören Zazaların konuştuğu Zazaki/Kırmancki izler. Güney ve Doğu Kürdistan lehçeleri olarak da tanımlanan Sorani, Gorani, Hewremani, Lori, Lakis gibi lehçeler gelir sonra. İran, Irak ve Suriye’den gelenler, ek olarak Arapça ve Farsça da konuşur.

Avusturya Kürtlerinin inanç diyagramıyla ilgili de tahmini verilerden söz edebiliriz. Avusturya İstatistik Kurumu, Kürtlerin yarıdan fazlasının Sünnî İslam inancına sahip, yaklaşık üçte birinin ise, Alevi (Kızılbaş) olduğunu vurgular. Geriye kalan % 20’si, İran ve Irak kökenli Şiiî, Ezidî, Bahaî ve Hıristiyan.

Avusturya’da Zazalar/Kırmanclar

Türkiye kökenli nüfusun, %10-15’inin Zaza/Kırmanc olduğu tahmin ediliyor. Yine tahmini bir sayı vermek istersek; Zazaların nüfusu, 20-25 bin kişi arasında. Yukarıda, “ikna olmuş” bir havada kendini “Türk” olarak ifade eden nüfus içinde, Zazaların bir bölümünün de yer aldığına değindik. Çok daha fazlası, kendini “Kürt” görür. Ama günden güne, kendini “Zaza/Kırmanç” diye özgün bir etnik topluluk olarak ifade edenlerin sayısında bir artış söz konusu. Şöyle bir tablo var: Önemli bir kesimi “Kürt”, günden güne artan ama daha az bir kesimi “Zaza”, çok daha az bir kesimi ise “Türk” diye tanımlıyor kendini. Örneğin Dersim, Erzincan ve (Koçgiri bölgesinin kimi yerlerini de kapsayacak şekilde) Sıvas’tan gelenler, “Ma Kırmanc me” (biz Kırmancız) demeyi tercih ediyor. Bingöl, Muş, Diyarbakır, Maraş kökenli Zazalar ise, daha çok kendilerini “Kürt” görür. Biz, her üç durumdakilerin anadilinin ya da lehçesinin Zazaca (Kırmancki veya Dımılki) oluşundan hareket ederek, yapılan bir tasnifi esas aldık.

Avusturya’da Araplar, Ermeniler ve Asurlar

Türkiye kökenli toplam nüfusun kalan %5-10 kadarı Asuri, Ermeni, Arap, Laz, Gürcü, Rum, Yahudi gibi diğer etnik kimliklerden oluşur.

Araplar: Avusturya’daki en kalabalık Arap nüfus Mısır kökenlidir. Verilen yaklaşık rakam, 25 bin kişi kadar olduklarıdır. Yoğunlukla Viyana’da yaşar. Bu ülkedeki Türkiye kökenli Araplar; Hatay, Adana, Mersin, Mardin ve Urfa gibi kentlerden gelmedir ağırlıkla. Hatay kökenlilerin çoğunluğu Arap Alevisi. Adana ve Mersin kökenliler arasında da Alevilere rastlanır. Özellikle, Mardin ya da Urfa kökenli olanlar Sünnî Müslümandı. Alevi olan Arapların nüfusu, 3-4 bin kişi olarak tahmin ediliyor. Mardin ve Urfa kökenli Sünnî Araplarda başat kimlik, inanç temelinde belirlenir çoğunlukla. Kendilerini, etnik köken temelinde ayrıca ifade ediş yaygın değildir. Hatta etnik ve ulusal açıdan kendini, “Türk” veya “Kürt” şeklinde tanıtanlara çokça rastlanır. Çoğunluk ise, Türkiye kökenli İslamî yapılanma ve cemaatlere katılmış durumda.

Ermeniler: Avusturya’ya ilk gelişleri 16. Yüzyıl gibi oldukça eski tarihlere dayanan Ermenilerin sayısı, Ocak 2011 resmî verilerine göre 2.837. Hayli eski olan Ermeni aileler; Macaristan, Polonya, Moldovya, Türkiye ve Rusya’dan gelmiştir. Avrupa’da bir Ermeni diasporasının oluşumunda, Abdulhamid  tarafından 1894-96 arasında maruz bırakıldıkları muameleler etkili oldu. Sonraki göç dalgası, 1915 kırımından sağ kurtulanlar ve onların çocuklarıyla gelişti. Göç dalgaları, 1960 yılında yaşanan 6-7 Eylül olaylarıyla devam etti. Türkiye açısından, 1971 ve 1980 de önemli dönemeçlerdi. Türkiye’den gelen Ermeniler arasında İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Sıvas kökenliler ağırlıktadır. Öğrenci, ilticacı, misafir işçi... Bu geliş hallerinin hepsini Ermenilerde de görüyorduk doğal olarak.

Asurlar: Avusturya’da bulunan ve Türkiye kökenli mensuplarının da önemli sayıda olduğu diğer bir topluluk, Asuriler (Süryaniler) idi. Bugün dünyada 20 milyonu aşkın Süryani yaşadığı varsayılır. Türkiye’deki nüfusları ise, bugün 17 binin biraz üzerinde. Asurilerin Avrupa ülkelerine ve bu arada Avusturya’ya gelişleri, önemli oranda, 1964’ten itibaren başlamış işçi transferi çerçevesinde söz konusu oldu. Yanı sıra, özellikle 1990’lı yıllardan sonra, bölgelerindeki savaş hali ve devletin yaygın köy boşaltma uygulamaları, yakın dönem göç dalgalarının zeminini hazırladı. Avusturya’da, 2003 verilerine göre 2.500 kadar Süryani vardı. Elbette bura Süryanilerinin tamamı Türkiye kökenli göçmenlerden oluşmuyor.

Avusturya’nın azınlıklar politikası

Avusturya’nın ilgili politikası, 1960’lardan sonra ve daha çok da işçi transferi, yanı sıra iltica etme üzerinden meydana gelen yeni toplum kesimlerini, “inanç temelinde tanıma” yönünde işliyor. Temel alınan azınlık hukuku ve anlaşmalarına göre ifade edecek olursak; bugün bu ülkedeki Türkler, Kürtler, Zazalar ve (diğer ülkelerden gelenlerle birlikte ele alındıklarında) Arapların, yıllar öncesinden beri azınlık statüleri resmen tanınmış Sloven, Macar, Hırvat, Çek ve Slovaklardan tek eksiği olarak, belirli bir bölgede yoğunlaşmamış, orada arazi, mal ve mülke sahip olamayışları çıkar karşımıza. Ancak bu arada, “belli bir bölgede yerleşik”lik özelliğine haiz olmadıkları halde, Romanlar tanınmış azınlıklardan biriydi. Türkiye kökenli toplulukların (en azından başlıcalarının) nüfusu; etnik köken, dil ve kültür birliği ile (önemli bir kesiminde) inanç ortaklığı veya vatandaşlığa geçme oranları, “tanınmış”lardan fazla ama az değildi. Ancak söylediğimiz gibi, verili azınlıklar hukukunun kendine göre farklı bir işleyişi var Avusturya’da.

Bugün Türkiyeli nüfus, göç edişinin 50 yılını geride bırakırken, Avusturya’ya “yeni vatan” (“ikinci vatan”) diye bakıyor; geleceğini bu gerçeklik temelinde tasarlayıp inşa etmeye çalışıyor. Çoğunluğu Avusturya Federal Cumhuriyeti vatandaşlığı alarak, bu ülkedeki diğer etnik veya inançsal aidiyetlerle yeni bir bağ ve buluşma noktası ile yeni bir çatıya kavuşmuş durumda. Avusturya Hırvatları gibi, Avusturya Türkleri; Avusturya Macarları gibi Avusturya Kürtleri; Avusturya Ortodoksları gibi, Avusturya Müslümanları ya da Alevileri var artık. Bu yeni buluşma süreci, bütün hızıyla devam ediyor ve beraberinde bir dizi sorun da getiriyor.

.........................................................
Ayrıntılı bilgi için bkz.:
Hüseyin Şimşek, Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı, Belge Yayınları, İstanbul-2014

www.huseyin-simsek.com  
huseyin.simsek@gmx.at


<-geriye: