TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Avusturya’da Aleviliğin resmîleşmesi neden ve nasıl krize dönüştü - II

AABF ve üye derneklerinden Viyana AKB, resmîleşme başvurularının daha ilk adımlarında, “mahkemelik” hale gelmişti. Viyana AKB'nin başvurusu sonucu ortaya çıkan IAGÖ, 2013'ten beri “Resmen Tanınmış Dinî Kurum” statüsünde., AABF’nin başvurularına ise “red” kararları gelmeye devam ediyor.

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) hattında, Aleviliğin resmîleşme süreci kurumsal olarak Kasım 2007’de başladı. Start, Oberösterreich’in Wels kentinde, 24 Kasım 2007’de yapılan AABF 6. Genel Kurulu’nda verildi. Bu kurulu izleyecek olan iki yıllık çalışma döneminin temel hedefi, Aleviliğin bu ülkede artık resmî bir statüye kavuşturulmasıydı! Hazırlıkların yapılması görevi, yeni yönetimin omuzlarına yüklendi. Aynı genel kuruldan başlayarak, AABF kendini de yeniden yapılandıracaktı. En önemli adım, “eksiksiz bir tüzüğe kavuşmak” olacaktı. Ki daha o genel kurulda, bir tüzük taslağı gündeme getirilmişti bile. Delegelerin eleştiri ve önerilerinin de yönlendirmesiyle, o günkü mevcut tüzükte bir takım değişikliklere gidildi. Değişikliklerin sadece resmîleşme süreciyle ilgili olanlarını anacağız: “AABF bir inanç kurumudur” tanımı, yerini “AABF kendini Aleviliği esas alan bir inanç ve kültür kurumu olarak tanımlar” ibaresine bıraktı. “Dedeler Kurulu”, dedeler ve anaları kapsayacak şekilde, “İnanç Kurulu” olarak tanımlandı. “AABF Danışma Kurulu”nun yerini, “AABF Temsilciler Meclisi” aldı. Resmîleşme sürecinin ihtiyaçları gözönüne alınarak bir “Alevi Akademisi” oluşturulacaktı.

AABF, resmîleşme süreci önhazırlıklarıyla ilgili bilgilendirme yapmak üzere, 15 Mart 2008 günü yine Wels’de, sadece kendi çatısı altında olanları değil, Avusturya’da örgütlü bulunan bütün Alevi derneklerini bir araya getirdi. Dernekleşmelerinin 20 yılını geride bırakan Avusturya Alevileri, böyle bir katılımla bir “ilk”e imza atmıştı. Yöre adlarıyla kurulanlarla birlikte, toplantıya müdahil olan kurum sayısı 17 idi. Yedi tanesi, 1998’den beri AABF’nin çatısı altındaydı. Toplantının sonunda, bir “Sonuç Bildirgesi” imzalandı. Bildirgede, aynı çatı altında toplanma, “ortak bir özlem” olarak yer aldı.

AABF 3 Temmuz 2008 günü ise akademikerler, politikacılar ve resmî kurum temsilcileriyle görüş alış verişinde bulunmak amacıyla, Viyana’da bir kokteyl düzenledi. Kokteyl, resmen tanınma başvuru hazırlıkları çerçevesinde bir işlev görsün isteniyordu. Davete “Diyanet İşleri Dairesi/Kultusamt’tan Başkan Oliver Henhapel ve üye Anton Stifter, bilirkişi konumunda olabilecek “Viyana Akademisyenler Birliği/Wiener Akademikerbund’dan temsilciler, SPÖ ve Yeşiler’den bir grup milletvekili icabet etti. AABF tarafından yapılan kısa sunumda; Alevi inancının temel sacayakları kısaca sıralandı, kendine özgü ritüel ve ibadet biçimleri anlatıldı, Alevi aile çocuklarının okullarda kendi inançlarını eksiksiz bir temelde öğrenmelerinin önemine ve Avrupa ülkelerinden Almanya, Hollanda ile Danimarka'da, Alevilik'in bir inanç olarak resmen tanındığına dikkat çekildi. Aynı adımları, Avusturya'nın da atması istendi.

Daha başından, şu soruyu da yanıtlayalım: Tanınmaya hazırlanan Avusturya Alevileri, nasıl bir saflaşma içindeydi? Saflaşma şöyleydi:

  • AABF, 7 dernek (Viyana, Berndorf, St. Pölten, Wels, Linz, Innsbruck, Vorarlberg) ile (gençlere ve kadınlara ait) iki birliği çatısı altında toplamıştı.
  • CEM Vakfı taraftarı, (St. Pölten ve Vorarlberg’de olmak üzere) sadece iki dernek vardı.
  • Bir üst kuruma üye olmama anlamında, (Ternizt, Wr. Neustadt, Jenbach, Perg’de olmak üzere) dört adet de “bağımsız” Alevi derneği vardı.

Resmîleşme süreciyle birlikte, AABF’nin temsil ettiği “Alevi kurumlaşmasının ana damarı”nda önce çatlaklar oluşacak, devamında kurumsal parçalanmalar yaşanacaktı.

IGGiÖ’deki değişimle çakıştı

Bu dönem aynı zamanda, Avusturya İslam İnanç Toplumu-IGGiÖ’nün, yoğun tartışmalara konu olduğu bir dönemdi. “Avusturya'daki Sünni Müslümanların resmî çatı kurumu” olan IGGiÖ, kurulduğu 1979’dan beri; Avusturya devleti, siyasi iktidar, medya ve bunlar tarafından yönlendirilen genel kamuoyu; bu kurumda kendilerine bir alan yaratamayan Şiiler, Liberal Müslümanlar İnisiyatifi ve Türkiye kökenli Müslüman kurumların çoğu tarafından eleştiriliyordu. “Kapalı kutu’’ diye tanımlanır olmuştu. Üye sayısı bir muammaydı. Başkan Anas Schakfeh, "birkaç yüz kişi" diyordu. Bu durumda nasıl olur da, 500 bin civarındaki Müslüman toplumun temsilcisi sayılıyordu! Schakfeh’nin başkanlık ettiği kurumda, kitlesel bazda Mısır kökenliler başta olmak üzere farklı ülkelerden Araplar, Afganlar, Pakistanlılar, özellikle Nijerya gibi Kuzey Afrika ülkelerinden gelmiş Müslümanlar etkindi. Avusturya Alevileri, tanınma sürecine kadar bu kurumla pek ilgili olmadılar.

Haziran 2008’de, Başkan Schakfeh’nin görev süresi doluyordu. Bu, değişim için bir fırsata çevrilebilirdi. Ama, pek kolay olmayacaktı. Kurum, kelimenin gerçek anlamında bir tüzüğe sahip değildi. Ufak değişikliklerle işin içinden çıkılamıyordu. Yeni tüzük süreci uzadı. Seçimler de ertelendi. IGGiÖ-Kultusamt arasında, “tüzük düelloları dönemi” başlamıştı. Kultusamt’ın IGGiÖ’ye verdiği son tarih, 30 Mart 2009 oldu.

AABF’ye üye derneklerde ayrışma

Alevi kurumların yöneticileri ve üyelerinin çoğunluğu, tanınmanın IGGiÖ’nün çatısı altında gerçekleşmesine karşıydı. IGGiÖ, Türkiye’deki Diyanet İşleri Başkanlığı-DİB’e benzetiliyordu. Yıllardır, “DİB kaldırılsın” diyordu Aleviler! Üstelik IGGiÖ, Türkiye kökenli Sünnî Müslümanların ezici çoğunluğunu bile kapsamıyordu. Peki, azınlık da olsa farklı düşünce neydi, kimlere aitti? Nasıl ki Türkiye’deki DİB için, “kaldırılmasın ama yeniden yapılandırsın ve Aleviler de katılsın, bütçe de alabilsinler” diyen bir kesim vardıysa; Avusturya’daki IGGiÖ’nün yenilenme ve değişim sürecine sokularak içinde yer alınabileceğini savunan küçük bir Alevi kesim de yok değildi. İlk ayrışmalarda, bu durum etkili olacaktı.

IGGiÖ’yle aynı dönemde, AABF de bir “tüzük sorunu” yaşamaya başlamıştı. 19 Ocak 2008 günü Viyana AKB’de yapılan AABF 1. Temsilciler Meclisi Toplantısı’da, bir “AABF Tüzük Komisyonu” oluşturuldu. Komisyona, federasyon ve o dönemde üyesi olan altı dernek temsilci verdi. 29 Mart 2008’de “AABF Tüzük Kurultayı” yapıldı. Ama, 2009’a kadar yapılan “tadilat” çok da işe yaramadı. AABF 3. Temsilciler Meclisi Toplantısı, 17 Ocak 2009 günü St. Pölten AKM’de yapıldı. Toplantıda, “resmî başvuru için yeni bir tüzük hazırlanması kararı” yinelendi.

“AABF Tüzük Komisyonu”, belli aralıklarla toplanıyordu. Toplantılarda, Viyana AKB ile Tirol AAKM ortak (tek) temsilci tarafından temsil ediliyordu. Komisyonun ilk üç toplantısı, St. Pölten AKM’de yapıldı. Viyana-St. Pölten arası yaklaşık yarım saatlik yolken, Tirol-Innsbruck hayli uzak sayılırdı. “İki dernek adına tek temsilci” uygulaması, fiziki koşullar dolayısıyla gündeme gelmişti. Ama bu, eğer temsil edilecek konuda her iki dernek yönetimi de hemfikirse mümkün olacak bir şeydi. Ki Viyana AKB ve Tirol AAKM yönetimleri arasında da, gelenekselleşen öyle bir yakınlık vardı.

İlk iki toplantıda kararlar genellikle 6 kurum (AABF, Berndorf, St. Pölten, Wels, Linz, Vorarlberg dernek) temsilcilerinin onayı, 2 kurum (Viyana AKB ve Tirol AAKM) temsilcisinin itirazı şeklinde alınmıştı. Üç önemli ayrılık noktası vardı: İnancın tanımında, oluşacak kurumun adında ve bu kumrunun başında kimin olacağında anlaşamama! Bu atmosfer içinde, “AABF Tüzük Komisyonu 3. Toplantısı” 24 Şubat 2009 günü, yine St. Pölten AKM’de yapıldı. Önceki toplantılara damgasını vuran saflaşma, 3. toplantıda da devam etti. Bunun üzerine, fiili ayrışmanın ilk adımı atıldı: Viyana AKB ile Tirol AAKM’nin temsilcisi, komisyonun işleyişini doğru bulmadıklarını, “çalışmalara katılmama” kararı aldıklarını açıkladı.

Resmî tanınma başvurularında “bölünme“

AABF’nin çatısı altında Şubat sonunda başlayan bu ayrışma, meyvelerini Mart’ın sonuna doğru vermeye başladı. Tam da IGGiÖ’nün muhalifleri arasında konsensus arayışlarının yaşandığı bir dönem! Şiîler ve Liberal Müslümanlar, ortak hareket etmede netleşmişti. Alevilerin üst kurumu AABF’ye bir dizi ziyarette bulundular. AABF yönetimi, “IGGiÖ’ye yönelik bir beklentimiz yok”, karşılığını verdi her defasında. AABF ile Viyana AKB yönetiminin farklı bir anlayışa sahip olduğu biliniyor olmalıydı. Zira, söz konusu diyalog Viyana AKB nezdinde sürdürüldü. Viyana AKB yöneticileri, IGGiÖ’yü tanınma hesabının tamamen dışında tutmaktan yana değildi. Bu kurumdan yararlanılabilirdi. IGGiÖ kapılarını Şiîler, Liberal Müslümanlar, Aleviler ve “Nusayrîler”e de açmak zorundaydı. Öyleyse, IGGiÖ’deki değişim sürecine Alevi kurumlar da müdahil olmalıydı...

Viyana AKB, Kultusamt’ın IGGiÖ’ye nihai tüzük için verdiği 30 Mart 2009 tarihinden kısa bir süre önce, 23 Mart 2009 günü tek cümlelik bir başvuruda bulundu. Hem tek başına, hem de üye olduğu üst kurum AABF’den, federasyona üye kardeş Alevi kurumlarından, kendi üye kitlesinden de gizli bir başvuruydu bu! Başvuruyu yapan yönetim çekirdeği, bu konuda iki noktada topluyordu gerekçelerini. Bir: Kultusamt’ın IGGiÖ’ye nihai tüzük için verdiği 30 Mart 2009 tarihinden önce harekete geçip sürece müdahil olmak. İki: AABF yönetimi, “oybirliği değil oy çokluğu”nu esas alıyordu ve muhalif olan Viyana AKB ile Tirol AAKM’yi dikkate almıyordu. Bu yüzden, önce veya ilk başvuran kurum olmak, AABF’nin önünü keserdi.

Bu arada, AABF cephesinde neler olmaktaydı? Viyana AKB ile Tirol AAKM, Tüzük Komisyonu’nun çalışmalarını terk edince, AABF ve diğer üye kurumları olan Berndorf, St. Pölten, Wels, Linz, Vorarlberg dernekleri yollarına devam etti. Komisyon, iki eksikle toplanıyordu artık. Sıradaki “AABF Temsilciler Meclisi Toplantısı”, 4 Nisan 2009 günü yapılacaktı. AABF, hazırlık aşamasını planladığı gibi tamamladığının, başvuruyu Nisan ayı başında nihayet yapacağının rahatlığı içindeydi. Viyana AKB’nin, gidişatı kökten değiştiren başvurusundan habersizdi. Beklenen “Temsilciler Meclisi Toplantısı”, Wels AKM’nin lokalinde başladı. Toplantıya AABF, üye derneklerden Viyana AKB, Berndorf PSAKM, St. Pölten AKM, Wels AKM, Linz AKM, Tirol AAKM, Vorarlberg AKM ile inanç, kadın ve gençlik kurullarından olmak üzere, toplam 68 kişi katıldı. Yeni tüzük onaylayacak, resmî başvuru tarihi belirlenecekti.

Toplantıya katılanların ezici çoğunluğunun bildiği bu kadardı. Oysa, toplantının sürpriz bir gündem maddesi vardı: Viyana AKB’nin, tek başına yaptığı başvuru! AABF YK, bu başvuruyu son birkaç gün içinde öğrenmişti. Geriye kalan temsilciler için “büyük bir sürpriz”di. 4. Temsilciler Meclisi’nin gidişatı alt üst oldu. Aylar önce belirlenen gündem maddesi aynı kaldı, ama açılar ve mevziler tamamen kaydı. Viyana AKB’nin tavrını, kendisi dışında savunan kurum olmadı. Viyana AKB ile hemfikir olan Tirol AAKM de içinde olmak üzere! Konu uzayan tartışmalara yol açtı. Hem Viyana AKB’nin gizli başvurusu, hem de içeri verilecek tüzükteki üç önemli nokta etrafında!

İki tarafın yaklaşımını da özetleyelim. Viyana AKB adına Rıza (Şahin) Sarı konuştu. Tüzük taslağının yüzde 80’ninde mutabık kaldıklarını, yüzde 20’sinde anlaşamadıklarını belirtti. İtirazlarını üç noktada topladı: Kurumun adı, “İslam Alevi” (“Alevi İslam”) olmalı; Aleviliğin tanımındaki “kendine özgü”, “bağımsız”, “senkretik” gibi tanımlamalar çıkarılmalı ve Alevilik “İslam’ın özü”, “en bozulmamış hali”, “İslam’ın yorumları arasında Peygamber’e ve Kuran’a en uygunu”, “İslam’a bağlı bir mezhep” şeklinde tanımlanmalı; resmî temsil gücüne erişecek inançsal kuruma, kesinlikle bir “dede” başkanlık etmeli.

AABF ve aynı paraleldeki kurumların görüşü: Aleviliğin önüne ya da sonuna, ne “İslam” ne de başka bir tanım getirilmeli. Kurumun adı, “Avusturya Alevi Din Topluluğu” (Alevitische Religionsgesellschaft in Österreich-ARÖ) olmalı. Aleviliğin tanımı ise şöyleydi: “Alevilik, İslam’la özel bağları olan, kendine özgü, senkretik (farklı akımların birbiri içerisinde eridiği) bir inanç olup; İslamiyet’in içinde bağımsız bir büyüklüğü olan bir inanç olarak da tanımlanır.” Yani, kurumun adında “İslam” kelimesinin kullanılmaması isteği, Aleviliğin İslam’ın dışında tanımlandığı anlamına gelmiyordu aslında. Kurumun başındaki kişinin “mutlaka bir ‘dede’ olması” kararı da yoktu.

Toplantıda, resmi başvuru konusunda iki farklı yaklaşım da sürdü. “Oybirliği”yle bir karar alınması umutları tükendi. Sonunda Tirol AAKM temsilcileri, “sağlıklı bir karar alma ortamı kalmadı”, deyip ayrıldılar. Onları, Viyana AKB temsilcileri izledi. AABF 4. Temsilciler Meclisi Toplantısı, kalan 7 kurumun 47 temsilcisiyle sürdü. Hazırlanmış tüzük taslağı onaylandı. Başvurunun, 9 Nisan 2009’da yapılması kararlaştırıldı. Viyana AKB’nin, kurumsal açıdan ağır bir “disiplin suçu” işlediği, bu yüzden AABF Disiplin Kurulu’na verilmesi de karar altına alındı. AABF heyeti, 300 küsur sayfadan oluşan, ”Alevîlik’in bir inanç olarak resmen tanınması başvuru dosyası”nı, 9 Nisan 2009 Perşembe günü Kulrusamt’a verdi. Başvuru dilekçesinde; AABF, Berndorf PSAKD, St. Pölten AKM, Wels AKM, Linz AKB, Vorarlberg AKM ve AAGT olmak üzere 7 kurumun imzası vardı.

İki hafta kadarlık bir arayla, Din İşleri Dairesi’ne, Alevilik için yapılan iki başvuru çıktı ortaya. Bu, farklı bir deyişle, iki ayrı irade beyanıydı. Avusturya yasalarına göre, ilgili makamın yapılan bu başvuruyu altı ay içinde onaması veya reddetmesi gerekiyordu.

Başvurular sonrası yeni mevzilenişler

AABF ve üye derneklerinden Viyana AKB, resmîleşme başvurularının daha ilk adımlarında, “mahkemelik” hale gelmişti. AABF Disiplin Kurulu, Viyana AKB’yi “üç ay hak mahrumiyeti cezası”na çarptırdı. AABF’nin başvuru dilekçesine imza koymayan Tirol AAKM hakkında, henüz bir girişim söz konusu değildi. Ama süreç, hem federasyon hem de dernekler içinden yeni bölünmelere neden olacaktı.

Viyana AKB, başvurudan hemen sonra bir basın toplantısı düzenledi. Hazırlık aşamasından beri kendisini destekleyen Şiîlere ait Avusturya İslam İnformasyon ve Dökümantasyon Merkezi (IIDZ) ve Sünnîlere ait Avusturya Liberal Müslümanlar İnisiyatifi (ILMÖ) adlı kurumlar, basın toplantısının “partner kurumlar”ı oldu. Viyana AKB, başvurusunu destekleyebilecek Alevi derneklerine yönelik bir çalışma içine de girdi. İşin başında her iki başvuruda da imzacı kurum olmayan Tirol AAKM, süreçle ilgili “tarafsız” değildi. Viyana AKB’nin başvurusuna, sadece biraz gecikerek “imzacı” oldu. Yanı sıra, CEM Vakfı’nın iki derneği ve çalışmalarını “bağımsız” sürdüren Perg AKD ile Jenbach AAKB de Viyana AKB’ye açık destek verdi. Ternitz AKM ve Wr. Neustadt AKM ise, “iki arada bir derede kalma” sıkıntısı yaşadıysa da daha çok Viyana AKB merkezli resmîleşme kanalında yer aldı.

Viyana AKB, 13 Haziran 2009 günü Viyana’da “1. Avusturya Alevi İnanç Önderleri Kurultayı”nı topladı. Toplantıdan, “Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu Platformu” kurulması kararı çıktı. Bütün bu adımlar atılırken, Viyana AKB ve Tirol AAKM, henüz federasyonun çatısı altındaydı. Viyana AKB, AABF’nin başvurusunu “boşa çıkarma” yönünde, aynı günlerde başka pratik adımlar da attı. Üyesi olan AABF’nin genel başkanı ve inanç kurulu başkanını, 23 Haziran 2009 günü “ihraç” etti. Bu kararını, 9 Temmuz 2009 günü Din İşleri Dairesi’ne de bildirdi. AABF’nin başvuru dilekçesindeki imzalarının artık “meşru” olmadığını ifade etti. İlgili daire, federasyonun yaptığı başvuruyla ilgili her türlü işlemi derhal durdurmalıydı! Fakat hem genel başkan, hem inanç kurulu başkanı, federasyona başlı başka derneklere de üyeydi. Viyana AKB’nin üyesi olma haklarını kaybettiler. Ama federasyondaki görevlerinde kaldılar.

AABF nasıl mevzilendi? Başvuruyu yaptığı 9 Nisan 2009 gününün akşamı, Salon Mozaik’de bir bilgilendirme toplantısı düzenledi. 15 Nisan 2009 günü, Viyana Presseclub Concordia’da bir basın toplantısı yaptı. AABF, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) üyesiydi. Bu yüzden, başvurusunu “Avrupa ölçeğinde bir adım” olarak tanımladı. Türkiye’deki Anadolu Alevi-Bektaşi Federasyonu’nun da “kardeş kurum’’ olduğu vurgulandı. AABF, bilgilendirme toplantılarını üye kurumları nezdinde sürdürdü. 7 Haziran 2009 günü St. Pölten AKM’de gerçekleştirilen böyle bir toplantıda; AABF, AABF İnanç Kurulu, Viyana, Berndorf, St. Pölten, Wels, Innsbruck, Linz ve Vorarlberg dernekleri ile AAGT temsilcileri, bir kere daha biraradaydı.  “Hak mahrumiyeti cezası” olan Viyana AKB, toplantıya “davet edilmemiş” bir kurum olarak oradaydı. Toplantının başında bu durum ele alındı; Viyana AKB’nin söz hakkı olmadığı, sadece dinleyici konumunda kalabileceği açıklandı. Toplantının gidişatı ve gündemiyle ilgili itirazları kabul görmeyen Viyana AKB temsilcileri, toplu olarak toplantıyı terk etti.

Başvuruların mahkeme aşamaları ve sonuç

Viyana AKB ve AABF’nin başvurularında Alevilik, dolaylı ya da dolaysız ama sonuçta İslam dairesinde tanımlanıyordu. Böyle bir tanımlama, Viyana AKB ve AABF’yi hem birbiriyle, hem de 1979’dan beri resmen hizmette olan IGGiÖ’yle karşı karşıya getirdi. Din İşleri Dairesi, Viyana AKB’nin yaptığı başvuruyu 25 Ağustos 2009 günü reddetti. Red kararı, 1912’ye kadar dayanan ama 1979’da yeniden yürürlüğe konan ve 1987’de ek bir düzenlemeye tabi tutulan “İslam Yasası”na dayandırılmıştı. Viyana AKB, “İslam Aleviliği”nin tanınmasını istiyordu. Oysa zaten, resmen tanınmış bir İslamî kurum vardı. “Avusturya’da İslam’ı temsil yetkisi, 1912 Yıllı İslam Yasası uyarınca, İslam Cemaati Kurumu IGGiÖ’dedir ve yasalar ikinci bir kurum kurulmasına izin vermiyor”, diyordu daire.

Viyana AKB 4 Eylül 2009 günü, ilgili dairenin “red kararı”na itiraz hakkını kullandı. Ardından red kararını, 7 Ekim 2009 günü Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Sorun, Viyana AKB tarafından üst mahkemeye taşınınca, Din İşleri Dairesi önünde duran AABF’nin başvurusu hakkında “işleme ara verme kararı” aldı. AABF tarafından kamuoyuna yapılan açıklamalarda, Viyana AKB’nin başvurusunun akibetini beklemek zorunda olunduğu dile getirildi. Bu durum, “ilk başvuran olma”nın bir kıymet-i harbiyesinin olduğunu gösteren kanıtlardan biri sayılabilirdi.

Anayasa Mahkemesi, kararını 1 Aralık 2010 günü açıkladı. Viyana AKB’nin "resmî kaydedilmiş dinî cemaat" (Eingetragene Bekenntnisgemeinschaften) olma talebine “red” cevabı verilmesi haksız bulundu. Dairenin “mevcut resmî İslam Toplumu’ndan başka bir İslamî topluluk olamayacağı” ifadesi doğru değildi. Avusturya’nın herhangi bir kanununda böyle bir ifadenin yer almıyordu. Hem de böyle bir yorumlama, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Din Özgürlüğü Maddesi’ne de aykırıydı. Anayasa Mahkemesi’nin bu değerlendirmelerinden kısa bir süre sonra, Din İşleri Dairesi 13 Aralık 2010 tarihli kararıyla, Viyana AKB önderliğinde yeni oluşturulan IAGÖ’ye, “resmî kayıtlı dinî cemaat” statüsü tanıdı. Bu karar aynı zamanda, AABF’nin beklemede olan başvusurunun da reddi anlamına geliyordu. Ki 17 Aralık 2010 günü, başvurusunun reddedildiğine dair AABF’ye yazılı bir bildirimde de bulunuldu.  

Bütün bu gelişmeler üzerine, AABF 24 Ocak 2011 günü Presseclub Concordia’da bir basın toplantısı düzenledi. AABF, Kultusamt’ın kararını “politik’’ ve “keyfi’’ diyerek tanımladı. AABF de konuyu en yakın zamanda Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacaktı. Ki bu adımı, 31 Ocak 2011 günü attı. Anayasa Mahkemesi (VfGH), AABF’nin başvurusuna, iki noktada iki kararla cevap verdi. Din İşleri Dairesi’nin “red” kararını, ilgili kanunlara aykırı buluyordu; fakat, bu konuda karar vermesi gereken makamın da kendisi olmadığını ekliyordu. Yani Anayasa Mahkemesi, bir de “görevsizlik kararı“ vermişti. Böylece AABF`nin itirazı, Yüksek İdare Mahkeme’ye (VwGH) sevk edildi.

IAGÖ “Resmen Tanınmış Dinî Kurum” olurken, AABF’ye “red” kararları geliyor

Viyana AKB’nin başvurusu üzerinden 13 Aralık 2010 günü “resmî kayıtlı inanç” statüsü elde eden IAGÖ, “resmen tanınmış dinî cemaat” olma statüsü ve haklarına kavuşmak için, “Alevilik beyanları”nı toplamaya başladı. Gerekli olan beyan miktarı, 16 bin 861 kişi idi. IAGÖ, beyan toplama işini, 25 Kasım 2012 tarihinde tamamladı. Kurum tarafından yapılan açıklamalara göre, 17 bin 351 kişilik bildirim, ilgili daireye sunuldu. 8 Mayıs 2013 günü, “itirazlar için tanınan süre” doldu. Din İşleri Dairesi, 22 Mayıs 2013 tarihinde, IAGÖ’nün “resmen tanınmış dinî cemaat” statüsünü karara bağladı. Karar resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

AABF’nin, 2011’de Yüksek İdare Mahkemesi’ne başvuru süreci ise şöyle sonuçlandı: Yüksek İdare Mahkemesi’nin önüne gelen itiraz dilekçelerine cevap vermesinin azamî süresi, yasal açıdan iki yıldır. Bu durumda, en geç 2014’ün Şubat ayı içinde AABF’ye cevap verilmesi gerekiyordu. Ancak beklenen karar, Aralık 2014 içinde açıklandı. Yüksek İdari Mahkeme, Din İşleri Dairesi’nin AABF’nin başvurusunu reddetme kararını bozmuştu. İlgili daireye, “AABF’nin başvuru ve itirazını da dikkate almalısın”, demişti. Fakat Din İşleri Dairesi, Haziran 2015’te AABF’ye bir kere daha “red” kararını iletti.

Tanınma sürecinde, bölünerek kurumsal çoğalma

Avusturya Alevileri, resmî tanınmayla ilgili başlatılan çalışmalardan dolayı, ilginç bir süreçle karşı karşıya. Bu sürece kadarkinden farklı ve çok daha boyutlu ayrışmalar yaşadılar. Viyana AKB ile Tirol AAKM, federasyonun çatısı altından çıktı ya da çıkarıldılar;  Viyana AKB, Tirol AAKM, Jembach AAKM ve Perg AKD derneklerinde bölünmeler yaşandı, AABF hattını destekleyenler ayrılıp yeni dernekler kurdu.

Tanınma (ve tanınamama) bazında bugün üç kanal var Alevilerde: “Alevi İslam”, “Alevi” ve “Kadim Aleviler”. “Alevi İslam” kanalı, Viyana AKB’nin tek başına başlatığı, daha sonra bir grup başka Alevi kurumunu da dahil ettiği başvurunun ürünü: Avusturya İslam Alevi Toplumu (IAGÖ/ALEVİ). Viyana AKB, Tirol AAKM, St. Pölten ve Vorarlberg’deki iki CEM Vakfı derneği, Jenbach AAKB, Ternizt AKM (yakın zamana kadar Wr. Neustadt AKM) tarafından destekleniyor.

AABF’nin başvurusu, en son Haziran 2015’te reddedildi. Çatısı altında; Viyana’da kurulan yeni dernek AGW, Berndorf PSAKD, St. Pölten AKM, Wels AKM, Perg PSAKD, Linz AKB, Kufstein AKM, (Jenbach’daki) Tirol PSAKD, Innsbruck AKM, (Weiler’daki) Vorarlberg AKM, Salzburg’daki SAD, Graz PSAKD olmak üzere 12 üye dernek; AAGT adlı özerk gençlik üst kurumu ve üyesi üç Alevi gençlik derneği ile AAKB adlı özerk kadınlar birliği (topluluğu) yer alıyor.

“Kürt Aleviler” olarak da anılan Avusturya Alevi Kültür Merkezi-AKÖ’nün, “Kadim Alevilik” (kendine özgü bir din olunduğu) şeklindeki başvurusu, 2013’de tanınmanın birinci eşiği (resmî kayıtlı din) kapsamında kabul edildi. Bu kesimdeki kurum sayısı, bir tane idi.*


*Çok daha geniş bilgi ve kaynaklar için Bkz.: Hüseyin Şimşek, Avrupa Alevi Hareketi ve  Özgün Bir Halka: AVUSTURYA ALEVİLERİ, Belge Yayınları, s. 425-463

<-geriye: