TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Avusturya’da devlet-din ilişkisi ve Alevilerin tanınma krizi–I

Avusturya’daki dinî azınlıkların statüleri, 2009’dan beri, Aleviler üzerinden sürekli tartışılır durumda. Başvuru aşamasında, önce Aleviler kendi içlerinde önemli bir sorunla karşı karşıya kaldı. Resmî kurumların “kabul-red” kararları bu sorunu büyüttü. Din Dairesi ve Anayasa Mahkemesi arasındaki trafikten sonra, 2013’te, üyesi olduğu federasyondan (AABF’den) önce/ayrı başvuran Viyana AKB’nin başvurusu kabul edildi. Bu kabulle, “Alevi İslam” Avusturya’da resmîleşti. AABF’nin başvurusu ise sürekli reddedildi. Son red kararı, Haziran 2015’te verildi. AABF bu karara karşı, 27 Şubat 2016 Cumartesi günü, bir miting düzenliyor.

HÜSEYİN ŞİMŞEK


2009’daki ilk başvurularından beri, Avusturya’daki dinî azınlıkların statüleri, Aleviler üzerinden sürekli tartışılır duruma geldi. Aleviler, başvuru aşamasında kendi içlerinde önemli bir sorunla karşı karşıya kaldılar. Alevilerin resmen tanınmaları süreci, bu sorunun gölgesi altında yaşana geldi. Viyana AKB, üyesi olduğu federasyondan (AABF’den) önce başvurdu. Din Dairesi ve Anayasa Mahkemesi arasındaki trafikten sonra, 2013’te Viyana AKB’nin başvurusu kabul edildi ve “Alevi İslam” Avusturya’da resmîleşti. AABF’nin başvurusu ise, 2009’dan beri sürekli reddediliyor. Son red kararı, Haziran 2015’te verildi. AABF, 27 Şubat 2016 Cumartesi günü bir miting düzenliyor. Güncelliğinden ve fazlasıyla bilgi kirliliğinin yaşandığı bir konu olması dolayısıyla, “Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı” adlı kitabımdaki ilgili bölümü özetleyerek paylaşmak istedim. İlk yazıda, Avusturya’da devlet-din ilişkileri aktarılacak. İkinci yazıda ise, Alevilerin tanınma krizinin dökümü yer alacak.

Avusturya, “katolik bir sınır kontluğu” olarak doğdu

Avusturya devletinin henüz “nüvesi” bile ortada yokken, Hıristiyanlık gelip bu topraklara yerleşmişti. Tartışmalı da olsa, Antik Roma İmparatorluğu’nun kuruluş tarihi MÖ 753 yılı olarak zikredilir. Bu oluşum, MÖ 1. Yüzyıl’da, Akdeniz ve çevresinde hüküm süren büyük bir imparatorluk haline gelmişti artık. İmparatorlukta, henüz bir “din” söz konusu değildi. “Roma yurtseverliği” olarak tanımlanan bir “inanç“ yaygındı. MS 2. Yüzyıl’dan itibaren sınırları içinde Hıristiyanlık yayılmaya başladığında, Roma muktedirleri önceleri bu dini pek önemsemedi. 300’lü yılların başında ise, “adam öldürme” ve “Roma’nın resmi tanrılarına kurban verme”yi kabul etmiyorlar diye, “Nikomedeia Fermanları”yla Hıristiyanlar öldürülür oldu. Fakat kıyımlar, bu dinin imparatorlukta yayılmasını engellemedi. Constantius, 324’te İstanbul’u bugünkü yerine taşıdıktan bir yıl sonra, Hıristiyanların İznik’te kilise kurmalarına izin vermek zorunda kaldı. Avrupa yakasındaki ilk önemli Hıristiyanlık merkezi ise, 343’te Sofya’da oluşturuldu. Roma tahtında 395’e kadar kalan Theodosius, kilise yetkilisi karşısında “günah çıkarma”yı kabul edince, Hıristiyanlık devlet dini olma yoluna girdi.  

Hıristiyanlığı, Avusturya topraklarını da kapsar şekilde Avrupa’ya yerleştiren Antik Roma’nın Batı parçası 476’da yıkılıp tarihe karıştı. Ama Hıristiyan Kilisesi aynı topraklarda kök salıp yayılmaya devam etti. 492-496 arasında gündeme gelen “Gelasius kuralları”yla, “kilisenin devlet iktidarı üzerindeki üstünlüğü” resmen kabul edildi. Bugün Avusturya’nın yer aldığı topraklar, Hıristiyanlık’la 4. Yüzyıl’dan itibaren tanıştı. Hıristiyanlık’ın Avrupa yakasında tutunmasının ilk önemli merkezi olmuş Sofya üzerinden oldu bu. Sofya’nın etkisiyle Klagenfurt, Salzburg, Wels, Viyana sıradaki merkezler haline geldi. Yeni dinin bu toprakların tamamına yayılmasında, Tuna havzasına Cermen kökenli büyük bir kitlenin yerleşmesi, doğudan ise Slav göçünün yaşanması önemli rol oynadı.

Bu arada 962 yılında Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu kuruldu. Avusturya devletinin ilk nüvesi “Doğu Sınır Kontluğu” ise, 996’da bu imparatorluğa bağlı olarak oluşturuldu. Avusturya, “Hıristiyan bir sınır kontluğu” olarak doğdu. İlk hanedan aile, Babenbergler idi. Yani, Avusturya’nın “ilk nüve”si tarih sahnesine çıktığında, Hıristiyanlık bu topraklara çoktan yerleşmiş, kök salmıştı. Hıristiyan dünyanın iki kanada ayrılması, Babenbergler’in başında bulunduğu Avusturya Marklığı dönemine denk geldi. Roma (katolikler) ile İstanbul (ortodokslar) arasındaki ayrılık, 1054’te resmen de kesinlik kazandı. Kutsal Roma-Cermen’nin bir parçası olan Avusturya Marklığı, “Katolik taraf”ta kaldı. 1273’te Avusturya’nun hanedanı haline gelen Habsburglar, “aşırı Katolik” olmakla ün saldı. Ellerindeki geniş torakları, 1700’lü yılların ortalarına kadar prenslikler temelinde yöneten Habsburglar, hem içerde hem dışarda, din üzerinden de bir dizi çatışmanın tarafı oldular. Avusturya, imparatorluklar döneminde, bazen bütün Avrupa’nın, bazen Orta Avrupa’nın “en güçlü Katolik devlet”i diye anıldı. Bu konumunu, 1918’de Birinci Dünya Savaşı’yla  yıkılana kadar sürdürdü.

Avusturya, hem devlet hem toplum olarak başat “Katolik” kimliğini halen koruyor. Ama, ülkedeki “Katolik çoğunluk”, 1960’lardan beri artan bir erime içinde. 1961-2012 yılları arasındaki değişim şöyleydi:

Yıl           Katolik nüfus oranı (%)    
1961            89
1971            87    
1981            84,3
1991            78
2009            66,6
2012            63,5

Haftalık haber dergisi News , 2010’da gerçekleştirilen bir araştırmayı, “Kilisesiz mutlu” başlığıyla vermişti. Araştırmayı yayına hazırlayanlar, “Bizim Katolik bir ülke/toplum olduğumuz bugün de bir gerçek mi?” sorusuna, olumsuz cevap veriyordu. Gelecek yıllar için yapılan tespit şuydu: “50 yıl kadar sonra, Avusturya’nın sadece % 30’u Katolik olacak.”

Avusturya’da dinî azınlıklar

Avusturya’da, Hıristiyanlık içindeki her bir mezhep, fiilen “ayrı bir din” kadar “bağımsız bir cemaat” muamelesi göregeldi. İlgili sayımlarında ve analizlerinde, bu mezhepler mutlaka ayrı ayrı ifade edilir. Dolayısıyla biz burada dinî azınlıkları aktarırken, Hıristiyan olanları da birlikte vereceğiz. Öncelikle, dinî azınlıklara dair ve 2013 verileriyle güncel panoramaya bakalım. 8.5 milyonluk nüfusun inanç diyagramındaki en büyük yelpaze, yüzde 62.4 ile Katoliklerden oluşuyordu. Yani, Hıristiyan nüfusun 5 milyon kadarı Katolikti.

Dinî azınlıklara geçmeden önce bir anımsatma yapalım. Avusturya’da dine karşı tutum ya da dinle olan ilişki bakımından toplam nüfusta bir ayrıştırmaya gidildiğinde, Katolikler’den sonraki en kalabalık topluluk, “herhangi bir dine bağlı olmayanlar” idi. 2001 sayımına dayalı veriler, 963.263 kişi olduklarını ortaya koyar. Oran olarak, nüfusun yüzde 12’si demekti bu. Bu sayının, 2014 yılında 1.5 milyonun üzerinde olduğu belirtilir.  Fakat, “herhangi bir dine bağlı olmayanlar” bir “dinî cemaat” sayılamaz. Bunlar dışarıda tutulduğunda, ister Hıristiyan dünyadaki bütün mezhepleri aynı din dairesi içinde ele alalım, ister farklı cemaatler şeklinde ayrıştıralım, İslam bu ülkede; “azınlık dini” olarak birinci, din olarak ise ikinci sırada yer alır. Yani, din sayılma kıstasına göre, Hıristiyanlık’tan sonra İslam; dinî cemaatler kıstasına göre, Katoliklerden sonra Müslümanlar gelir.

Müslümanlar (Sünnî, Şiî ve Aleviler birlikte): Hıristiyan cemaatlerde olduğunun aksine, “İslam dairesi”nde görülen Sünnî, Şiî ve Aleviler 2013’e kadar ayrı ayrı değil, sürekli birarada hesaplanageldi. Bu çerçevede, 2013 verilerine göre ülkedeki Müslüman nüfus 520 bin kişiydi. Bu, toplam ülke nüfusunun % 6.2’si eder. Müslüman nüfusun ezici çoğunluğu, 1964'ten başlayarak işçi olarak geldi. Ağırlıkla Türkiye, Kürdistan, Bosna-Hersek, Mısır, Arnavutluk, Makedonya, İran, Mısır, Suriye, Pakistan, Afganistan, Çeçenistan kökenlidir. (2013’te resmî bir tanınma statüsü elde eden Alevileri ayrıca da zikredeceğiz.)

Ortodokslar: “Hıristiyanlık dairesi” içinde kalan en kalabalık dinî azınlık, Ortodokslar idi. Ortodokslar arasında, Avusturya’nın ”yerliler”i oldukça azdır. 500 binin üzerindeki Ortodoks nüfusun, sadece 180 bini Avusturya kökenli. Ortodoksların ağırlıklı gövdesi azınlıklar, göçmenler ve yabancılardan meydana geliyor. Nüfus içindeki ağırlıklarına göre sıralamak gerekirse; Sırp, Romen, Rus, Rum, Bulgar, Kıpti, Suriyeli, Ermeni, Asurî/Süryanî Ortodoks cemaatleri anılabilir. (Ermeni ve Asurîlerin, kendi kiliselerini özgün bir Hıristiyanlık saydıklarını da anımsatalım.) Avusturya Sırp Ortordoks Kilisesi’nin evelliyatı, 1860’a kadar uzanır. İlk kiliselerini Viyana’nın Leopoldstadt, Wien Mitte (Sveti Sava) ve Ottakring (Kirche Neulerchenfeld) belediyelerinde kuran Sırp Ortodokslar, bugün bütün eyalet başkentlerinde kilise temsilciliklerine sahip.

Protestanlar (Evangeller/Luteryanlar): Protestanlar 1900-39 arasında Avusturya nüfusunun yüzde 5.5’ini oluştururdu. Sayıları, 1971’den beri düzenli bir düşüş içinde. 1971’de 447 bin olan nüfusları, 2001’de 376 bin kişiye geriledi. 2011’de 320 bin, 2013’de ise 313 bin kişi kadardılar. Evangel Augsburger Kilisesi ve Evangel Helvetik Kilise olmak üzere, iki büyük kilise merkezi etrafında toplanmış durumdalar.

Aleviler-Bektaşiler-Kızılbaşlar: Dinî cemaatler kıstasına göre ve Sünnî İslam’dan ayrı ele alındıklarında, Aleviler, Avusturya’daki inanç cemaatleri sırlamasında beşinci sırada yer alır. Katolikler, (Sünnî ve Şiî) Müslümanlar, Ortodokslar, Protestanlar, Aleviler! Alevilik, ayrı bir din olarak derğerlendirildiğinde ise Hıristiyanlık ve İslam’dan sonra üçüncü sıraya yerleşir. Nüfuslarıyla ilgili tahmini rakam, 65-70 bin kişi olduklarıdır.

Yehova Şahitleri: Avusturya’da sürekli büyümekte olan Hıristiyan dinî cemaatlerden biridir. Bu ülkedeki varlıkları, 1911 yılına kadar gerilere gider. Cemaate ait ilk büro, 1923’te Viyana’da açıldı. Mayıs 1930’da, resmî temelde dernekleşmeye gittiler. Ama faşizm yıllarında (1934-1945) yeraltına çekilmek zorunda kaldılar. Yeniden canlanma dönemi, 1947’de başladı. Günümüzde, 20 bin kadarlar.

Musevîler: Bu ülkenin eski ve bir zamanların kalabalık din toplulukları arasında yer alan Musevîler, İkinci Dünya Savaşı sırasında uğratıldıkları kırım ve göçle adeta eritildiler. Monarşi dönemindeki sayıları, 200 bin civarındaydı. 1934 nüfus sayımına göre 191.481, 1938’de yaklaşık 214 bin kişiydiler. Günümüze 15 bin civarında bir nüfusla gelebildiler. 1890’dan beri resmen tanınmış bir cemaaat olan Musevîler, bu ülkede 20 kadar sinegoga sahipler. Bunların çoğu Viyana’da. Baden, Graz, Linz, Salzburg ve Innsbruck’ta da birer sinegogları var.  

Eski Katolik Kilisesi Cemaati: Bu cemaat 1870 yılında Katolik Kilise cemaatinden ayrılmıştı. Çoğunlukla Almanca konuşulan (Almanya, Avusturya, Hollanda gibi) ülkelerde etkili. Vatikan’a bağlı hareket etmeyip bağımsız kalmayı tercih ediyorlar. 2001 Sayımı’na göre, nüfusları 14.621 kişi kadardı. Farklı kaynakların 2007 yılı için verdikleri rakam ise, 11.500 idi.

Bahaî Cemaati: Avusturya’ya ilk ayak basışları, monarşinin son yıllarında oldu. İlk Bahaî aile, 1911’de Viyana’ya yerleşti. 1926’da ilk Avusturya Bahaî Ruhani Meclisi oluşturuldu. 1938’e kadar, bir dizi çalışma gerçekleştirildiler. Nazi Almanya’nın işgaliyle Bahaîlik yasaklandı. Savaştan hemen sonra, 1945’te küçük bir birliğin kurulmasıyla topluluk yeniden canlandı. 1948’de, Viyana Ruhani Meclis Lokali faaliyete geçti. 1959’da, merkezi yapılanma tamamlandı ve ilk kez Avusturya Bahaî Ruhani Meclisi seçildi. Günümüzde, ülkenin bütün eyaletlerinde 23 yerel Ruhani Meclis’e sahip oldukları belirtilir. 2009 verilerine göre, 1.200 üyesi bulunan bir cemaat.

Budistler: Budizmi, 1884’te Budist olan Karl Eugen Neumann yaymaya başladı. Grazlı Arthur Fitz, 1913’te Seylan’dan bir Budist din görevlisi olarak döndü. Axel Grasel, 1923’de Viyana’da bir Budist Birliği kurdu. Vorarlberg’den Herman Lange, 1937’de Paris’te yapılan Uluslararası Budizm Konferansı’na katıldı. Fakat Budistler’in önünü de faşizm kesti. Yeniden toparlanma 1949’da başladı. 1950’li yıllarda Viyana’da bir Budizm Kitapevi kuruldu. Viyana’daki, Karma Kagyü Yolu adlı merkez ise 1972’de açıldı. 1975-83 yılları arasında Budist merkezlerin sayısı 8’i buldu. Avusturya Budistler Birliği de kurulmuştu. Güncel nüfusları, 20-25 bin arasında zikredilir.

Hindular: Çok düşük seviyede organize olabilmiş bir kesim görüntüsü veren Avusturya Hinduları, 1980’de Dr. Bimal Kundu önderliğinde oluşan topluluktu. Kundu’nun öncülüğünde, 1990’da Hindu Mandir Topluluğu Derneği kuruldu. Günümüzde, Viyana’da beş adet Hindu tapınağı var. 2001 nüfus sayımında, 3.629 kişi kendini ”Hindu“ olarak beyan etti. Günümüzde, Avusturya Hindu Din Toplumu verilerine göre, Hindu nüfus, 10-12 bin kişi kadardı.

Sihizm: Sihizm’in Avusturya’daki tarihi çok eski değil. Tektanrıcı bir din olan bu inanca mensup ilk gruplar, 1980’lerde ülkeye gelmeye başladı. 2001 nüfus sayımına göre, sayıları 2.794 kişiydi. İkisi Viyana, birer tane de Klagenfurt, Linz ve Salzburg’da olmak üzere, beş adet tapınağa sahip olan Sihlerin Viyana’daki Shri Guru Ravidass Sabha Tapınağı’na göre, 2012 yılındaki nüfusları tahminen 5 bin civarındaydı.

Avusturya’da dinî azınlıkların resmi statüleri

Avusturya’da, devlet-din ilişileriyle ilgili ilk düzenlemeler imparatorluk dönemine aittir. 1867’de yürürlüğe giren anayasa, ilgili ilk düzenleme sayılır. Avusturya Federal Cumhuriyeti, 1918’de “laik bir cumhuriyet” olarak kuruldu. Günümüzde de öyledir. “Devlet ile din işleri birbirinden ayrı”dır. Yeni federal devlet, 1867 Anayasası’nın dinî gereksinmeleri yerine getirebilme hak ve özgürlükleriyle ilgili maddelerini, kendi anayasasnın da bir parçası olarak kabul etti. Avusturya’da, “resmî dinî statü” ile ilgili temel olarak iki farklı uygulama çıkar karşımıza: İlki, “resmî tanınmış din; ikincisi ise "resmî kayıtlı dinî cemaat" statüsüdür. İlk statü çok daha eskilere dayanır.

Resmî tanınmış dinî cemaatler: “Katolik bir devlet” olan Avusturya, ilk kez 1874 yılında, “Eski Katolik Kilise Cemaati”ni “farklı bir inanç topluluğu olarak” resmen tanıdı. İkinci resmî tanınma, 1890 yılında Musevîlik için geldi. İslam dininin (sadece Hanefî mezhebiyle sınırlı olarak) resmen tanınması ise, 1912 yılında ve Bosna’nın önce işgal, ardından ilhak edilmesi üzerinden gündemleşti. Bu hak/statü, nüfusu yaklaşık 18 bin civarında olan topluluklar/cemaatler için mümkün. 2013’de, “resmen tanınmış din” sayısı 22’yi buldu. Başlıcaları şöyle:

  • Eski-Katolik Kilise 1877’de
  • Musevî Cemaati 1890’da
  • İslam cemaati 1912’de çıkarılan “İslam Yasaı”yla (1979’da yeniden)
  • Evangel-Metodist Kilise Cemaati 1951’de
  • Mormonlar 1955’de
  • Protestanlar 1961’de “Protestan Yasası”yla
  • Doğu-Rum Ortodoks Kilisesi, 1967’de çıkarılan “Ortodoks Yasası”yla
  • Doğu Ortodoks Kilisesi 1973’te
  • Yeni Apostolik Kilise Cemaati 1975’te
  • Budistler 1983’de
  • Kıpti Ortodoks Cemaat 2003’de
  • Yehova Şahitleri 2009’da
  • “Alevi İslam” cemaati 2013’de
  • Özgür Kilise Cemaati 2013’de.


“Dünya çapında yaygın din” olarak kabul edilen Hıristiyanlık, İslam, Musevilik, Budizm gibi dinler arasında sadece Hinduizm, “resmî din” statüsünden mahrumdu. Aynı Avusturya, Avrupa kıta ülkeleri arasında, Budizm’e “resmî din” statüsü veren ilk ülkedir.

“Resmen tanınmış dinî topluluk/cemaat” ya da “resmî din” sayılma durumunda, en önemli kazanım olarak, okullarda kendi inancının dersini verdirme hakkı elde etme söz konusu. Din dersi öğretmenlerinin maaşları devlet tarafından karşılanır. Kurum için, kendi özel okullarını resmî temelde açma, resmî din eğitimi verme yolları da açıktır; ilkokuldan, lise ve üniversiteye kadar. Bu statüyle kazanılan diğer hakları da özetleyerek sıralayalım: Bu statü, bir kuruma “kamusal bir hukukî kişilik” sağlar. Kurum, "kamu hukuku kapsamına giren bir tüzel kişi" haline gelir. Devlet işlerinin mevcut işleyişi içinde, “resmî kurum” ya da “devlet kurumu” sayılır. O din ve inançtan bireyleri, “tüzel bir temelde temsil etme” yetkisine sahiptir. Bu tüzel kişilik hem kuruma, kendisine bağlı bireylerin hak ve özgürlüklerini koruma yükümlülüğü getirir; hem de kurumun üyelerine ödevler yükler.  Kurum, dinin gereklerinin yerine getirilmesi yönünde finansal kaynaklar kullanma hakkını kavuşmuştur. Bu, hem devletin ilgili kaynaklarından yararlanma, hem de kendi kaynaklarını oluşturma olanağını kapsar. Yanı sıra, ilgili inanç ve kurumu, ceza hukuku kapsamında (resmî) korunma altına alınmıştır. Örneğin, bu statüdeki bir kurumun temsil ettiği bir dini veya inancı; ifade özgürlüğünü aşacak şekilde kötülemek, aşağılamak, horgörmek cezaya tabidir. Cemaatin ibadetinin engellenmesi de öyle.

Resmî kayıtlı dinî cemaatler: 1998'den bu yana söz konusu olan bu hak/statü, “resmen tanınmış din” statüsü alma koşullarına sahip olamayan inançların mensuplarına verilegeldi. Bu hakla ilgili yasada dört koşul yer alır: Resmen kayıt altına alınması istenen inancı temsilen, belirli bir adresi bulunan bir tüzel kişiliğin (bir dernek, dernekler topluluğu veya federasyonun) Kultusamt’a bir dilekçeyle başvurması; başvuru dilekçesinin ekinde, kaydedilmesi istenen inancın tanıtılıp tanımlandığı, inancın nasıl uygulandığıyla ilgili asgarî açıklamaların yer aldığı belgeler ve tüzüğün yer alması; kaydedilmesi istenen inanca mensup, Avusturya’da düzenli ve kalıcı bir oturuma sahip olduğunu beyan eden en az 300 kişinin imzalı beyanı. Başvuruya konu olan inançla ilgili bütün kurumlar, tanınma sürecine müdahil olma, katılma hakkına sahiptir. Başvuruda, ortak iradeyi ifade eden tüm kurumların imzacı olması, talep sahiplerinin yararına bir durum yaratır.

Kendini “dinî cemaat” olarak resmî kayıtlara geçirmek üzere birleşmek ve kurumlaşmak, o inancı benimseyenlere “resmî tüzel kişilik” kazandırır. “Resmî tanınmış din” değildirler, ancak yasalarca tanınmış bir “tüzel kişilikleri” vardı artık. Bu, dernekler temelinde örgütlenmenin sağladığı tüzel kişilikten faklıdır. Resmî temelde hak alma ve ödev yüklenme söz konusu. İlgili cemaate özel bir mezarlık alanı talep etmek, ilgili devlet kurumlarının da bunu sağlaması örneğin. İlgili inancın görevli ve önderleri ile ibadet yerlerinin resmî mekân olarak kabul görmesi de öyle. Nüfus cüzdanı, karne gibi resmî belgelerdeki ilgili haneye kendi inancını yazdırma hakkı; inancın bayram ve kutlama günlerinde izinli sayılma hakkı da bu çerçevede mümkün.

Avusturya 2013 yılına kadar, aralarında Hindular-HRÖ (10 Aralık 1998), Bahailer (1998), Tanrı'nın Pentecostal Kilisesi Cemaati (13 Ekim 2001), Dini Yenilenme Hareketi (Hıristiyan Cemaat), Yedinci Gün Adventistleri Cemaati, Şiî İslam Cemaati – Schia (1 Mart 2013) ve Avusturya Kadim Alevi İnanç Toplumu'nun (Alt-Alevitische Glaubensgemeinschaft in Österreich-AAGÖ) da (23 Ağustos 2013) yer aldığı 11 dinî topluluğu, "resmî kayıtlı dinî cemaat" statüsü tanımış durumdaydı.

*Hüseyin Şimşek, Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı, Belge Yayınları,   2014-İstanbul, s. 81-95

<-geriye: