TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Avusturya’daki eğitim reformu neler getiriyor?

Yeni temel eğitim sistemi, "Ganztagschule" (Tamgün Okul) ve “Schulische Tagesbetreuung” (okullarda gündüz bakım ve eğitim programı) şeklinde tanımlanıyor. Yeni sisteme, “temel eğitimde reform” diyenler de var! Öğrencilerin işgal edeceği sandalye sayısı, 119 binden 200 bine; okullardaki araç gereç maliyeti, 2014 yılında, 80 Milyon Avro’dan 160 Milyona yükselecek. Yanı sıra, çok sayıda yeni eğitimci ve pedagoga ihtiyaç duyuluyor.

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Viyana - Avusturya’da, Aralık 2012’de, temel eğitim sisteminde önemli bir düzenlemeye gidildi. Düzenleme, "Ganztagschule" (Tamgün Okul) ve “Schulische Tagesbetreuung” (okullarda gündüz bakım ve eğitim programı) şeklinde tanımlanıyor. Yeni sisteme, “temel eğitimde reform” diyenler de var! Öne çıkarılan slogan ise şu: “Çocuklarımızın hak ettiği eğitim ve eğlence fırsatı!” Bu ara yeni düzenleme; yeni öğretmen, yeni araç gereç ve öğrencilerin işgal edeceği yeni masa ve sandalye ihtiyacı doğurdu. Her üç alanda da önemli oranda artış söz konusu. Doğal olarak bu artışın bir maliyeti olacak! Somut rakamlarla ifade etmek gerekirse: Öğrencilerin işgal edeceği sandalye sayısı, 119 binden 200 bine; okullardaki araç gereç maliyeti, 2014 yılında, 80 Milyon Avro’dan 160 Milyona yükselecek. Yanı sıra, çok sayıda yeni eğitimci ve pedagoga ihtiyaç duyuluyor.

Yeni eğitim sisteminin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu düzenlemeden dolayı, yeni bir “hizmet yasası”na gerek olup olmadığı da tartışılmaya başlandı. Eğitim, Sanat ve Kültür Bakanı Claudia Schmied, böyle bir yasal düzenlemeye, sadece yeni düzenleme sebebiyle değil, genelde ihtiyaç olduğunu ifade etti. Yeni bir “hizmet yasası”na ihtiyaç var diye, okullarda başlatılan yeni sistemin aksamayacağını da sözlerine ekledi.

Avusturya’da zorunlu eğitim

Yeni düzenlemeye geçmeden önce, Avusturya’daki zorunlu eğitim uygulaması hakkında kısa bir anımsatma yapalım. Birçok ülkede olduğu gibi Avusturya’da da bir çocuğun eğitim dönemleri; anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve yüksek okul şeklinde başlar ve devam eder. Avusturya'da, “anaokulu” dönemi, üç yaşında başlar ve bu gönüllü bir süreçtir. Yani üç yaşına gelen her çocuk, anaokuluna başlamak zorunda değildir. Farklı bir deyişle, anaokulu, zorunlu temel eğitim sisteminin bir parçası sayılmaz.

Kelimenin gerçek anlamında “okullu olma dönemi”, altı yaşında başlar. Avusturya’da özel ilkokulların sayısı oldukça düşüktür. Çocukların ezici çoğunluğu, parasız eğitim hizmeti veren devlet okullarında eğitime adım atar. Okullu olma döneminin ilk dokuz yılı zorunludur. Zamanında okula başlamış ve sınıfta kalmadan ilerleyen bir çocuk, 15 yaşını doldurduğunda zorunlu eğitim devresini tamamlamış olur. Zorunlu eğitim, 4+4+1 olmak üzere, üç aşamadan oluşur. Bunun ilk dört yılı, “Volksschule” yani “ilkokul” olarak tanımlanır. Bütün çocuklar, ilk dört yıllık okul kademesini, yani ilkokulu aynı okulda tamamlar. Elbette, okul değiştirmek için başka özel bir sebepleri yoksa!

İkinci dört yıl, eskiden beri yapılan adlandırmayla “Hauptschule”, şimdilerde yaygınlaşan “Mittelschule”, yani “orta derece okul” evresidir. Yeni eğitim yasa ve düzenlemelerine göre, eski tarz ortaokullar, yani “Hauptschule”, 2015-16 yıllarında tamamen kalkacak ve yerini yeni tarz “orta derece okul” olan “Mittelschule”ye bırakacaktır. Zorunlu eğitimin 8 yıllık dönemini, yani 4+4’ü tamamlandıktan sonra, çocuğun bir yıl da lise ve dengi okullar için, “hazırlık sınıfı” okuması gerekiyor. Böylece, 4+4+1 şeklinde ifade edilen zorunlu eğitim tamamlanmış olur. Çocuğun, eğitimine nasıl bir lise veya dengi okulda devam edeceği konusunda, çok sayıda seçenek var: Genel eğitim veren düz liseler, meslek liseleri, fen liseleri gibi.

Aslında, liseye iki şekilde geçiş yapmak mümkün: Birinci seçenek, dört yıllık ilkokul bitirildikten hemen sonra, liseye başlanmasıdır. Bu tür liselerde, ilk dört yıllık dönem, “ortaokul” anlamında “lisenin altdevresi” sayılır. Ortaokulla lisenin birleşik halidir bu. İkinci seçenek, dört yıllık ilkokul bitirildikten sonra, “Hauptschule” veya yaygınlaşan haliyle “Mittelschule” denilen “orta derece” dört yıllık okullara devam etmektir. Bu okulları bitiren bir genç, not durumuna da bağlı olarak, bir yıllık hazırlık sınıfı okuduktan sonra, istediği liseye devam eder. Lise eğitimini tamamlayan her öğrencinin, bir üniversiteye ya da dengi bir yüksek okula devam etmesi için, "Matura" adıyla ünlenen bir “lise bitirme sınavı”nı vermesi şarttır.

Yarım gün zorunlu eğitim sistemi nasıl işliyordu?

Geçmişte kalmaya başlayan, “yarım gün okul” olarak da anılan eski uygulama şöyle: Çocuklar, Pazartesi’den Cuma’ya kadar, her sabah saat 08:00’de okulda oluyor, aaat 12:00’de ise o günün dersleri tamamlanıyordu. Kreşe gidecek olanlar, ya kendileri kreşin yolunu tutar ya da kreş görevlilerince okulun önünden alınırdı. Çocuk, akşam saat 18:00’e kadarki zamanı, kreşte geçirirdi. Yok, eğer çocuk ailesi tarafından bir kreşe yerleştirilmemişse ya da yer bulunamamışsa, saat 12:00’de okuldan çıkar çıkmaz evine giderdi.

Yeni eğitim sistemi nasıl uygulanıyor?

Öncelikle vurgulayalım ki yeni düzenleme, lokal değil genel. Yani, zorunlu eğitime başlamanın temel koşullarına sahip her çocuk, bu programdan yararlanabilir. Düzenleme, sadece okula yeni başlayanlar için değil, hâlâ zorunlu eğitim sürecinde olan tüm öğrenciler için geçerlidir. Bu program yasallaştığında, örneğin 2. sınıfa devam etmekte olan bir çocuk da yeni düzenlemeden yararlanabilir. Bu, yasal bir haktır. Peki, yeni eğitim sistemi, nasıl uygulanacak? Uygulama, iki şekilde olabilir. Her iki yöntemde de eğitimi tam güne yaymak söz konusu.

Birinci seçenek (Tamgün Okul); öğleden önce ders yapılması, öğleden sonra ise “Gündüz Bakım ve Eğitim Programı”nın hayata geçirilmesidir. Saat 12:00’ye kadar ders gören çocuk, öğlen yemeğini de okulda yedikten sonra, farklı alanlardan eğitimci ve pedagogların eşliğinde ödevlerini yapar, derslerdeki eksikliklerini tamamlar, becerilerini geliştireceği kurslara katılır, spor, müzik, resim gibi aktiviteler gerçekleştirir.

İkinci seçenek; “Gündüz Bakım ve Eğitim Programı”nın derslerle harmanlanarak, tüm güne yayılmasıdır. Yani etkinlikler, beceri kursları öğleden önceye, derslerin kimi ise öğleden sonraya konabiliyor. Bu seçenek, aslında eğitimde farklı bir pedagojik sistem sayılır. Kelimenin gerçek anlamıyla tamgün okul da budur. Bu uygulama biçimi, her bir okula göre de oldukça esnek olur. Ders, eğitici etkinlikler ve eglence saatleri, gün içerisinde çok değişik şekilde harmanlanabilir.

Her iki seçenekte de çocuklar, tüm okul günlerinde, saat 16.00'ya kadar okulda kalabiliyor. Cuma günlerinde ise, istek üzerine bu süre, saat 14.00'e kadar geriye çekilebiliyor.

Yeni eğitim sistemi nasıl bir içeriğe sahip?

İçerik bakımından ise, yeni temel/zorunlu eğitim sistemini “ders içi” ve “ders dışı” etkinlikler şeklinde gruplandırmak mümkün. Ders içi etkinlikler, "müfredata hazırlanma" ve "bireysel öğrenme" olmak üzere ikiye ayrılıyor. Ama her ikisi de öğretmenler ve eğitimcilerin gözetiminde gerçekleşme şartına bağlı.

Ders dışı etkinliklere gelince; bunlar, öğretmen ve eğitimcilerin yanı sıra, boş zamanı değerlendirme konusunda uzman olan pedagogların gözetimi altında gerçekleştirilir. Pedagogların, yüksek pedagoji okullarından mezun olmuş kişiler olma şartı var. Bunlar, alanlarıyla ilgili temel eğitimin yanı sıra spor, müzik, güzel sanatlar, el işi ve eğitim bilimi gibi alanlarda eğitim görmüş, çocuklarla çalışmayı seven yetişkin uzmanlar olmalıdır.

Yeni sistemin uygulanışından hangi kurumlar sorumlu?

Yeni düzenleme, Avusturya'nın zorunlu eğitim uygulamasına dahil olan tüm ilk ve ortaokullarda uygulanacaktır. Bu okulları sıralamak gerekirse: İlköğretim okulları, özel öğrenme güçlüğü çeken çocukların gittiği ve "Sonderschule" olarak adlandırılan okullar, eski (yani Hauptschule) ve yeni (yani Mittelschule) gibi orta dereceli okullar, genel eğitim veren ve ortaokul evresini de kapsayan genel liseler, “Politeknik” (yani meslek) okulları.

Programın, bu sırlaladığımız okullarda hayata geçirilmesi için gereken tüm koşulları sağlamakla sorumlu olan organlar ise şunlar: Okul idareleri, zorunlu eğitim uygulamasına dahil olan bu okulların bağlı olduğu belediyeler, genel eğitim veren liselerde ise federal devletin kendisi. Ayrıca, okul-aile birlikleri, okullarla ilgili farklı alanlardan dernekler de programın uygulanmasında devrede olacak.

Yeni düzenlemeye göre kayıt sistemi!

Veli, çocuğunu bir okula yazdırmak için başvurduğunda, okuldaki “gündüz bakım ve eğitim programı” için de kayıt yaptırabilir. Sadece öğleden sonrasını kapsayan “gündüz bakım ve eğitim programı” için yapılan kayıt, hem haftanın tüm günlerini, hem de belirli günleri kapsayacak şekilde olabilir. Bu durumda, programın yürürlüğe sokulabilmesi için sınıf başına en az 15 çocuk bulunmalıdır.

Dersler ile “gündüz bakım ve eğitim programı”nın tüm günü harmanlanması durumunda ise, ilgili sınıf velilerinin ve öğretmenlerinin en az üçte ikisinin hemfikir olması gerekiyor. Bu durumda bu uygulama, o sınıf için yasal bir zorunluluk haline gelir. Tüm günü kapsayan esnek program, haftanın tüm günleri için geçerlidir. Tüm eğitim yılı için uygulanır.

Bakım ve eğitim uygulaması karşılığında ödenecek miktar, her bir okulun bağlı olduğu resmi merci tarafından belirleniyor. Ailenin gelir durumuna bağlı olarak, sübvansiyon uygulamasına gidilmesi mümkün.

Yeni sistemle eğitimde hedeflenenler?

Yeni eğitim sistemiyle nelerin hedeflendiğiyle ilgili, başta “Egitim, Sanat ve Kültür Bakanı” Dr. Claudia Schmied olmak üzere, bakanlık yetkililerinin sürekli altını çizdiği başlıca noktalar şunlar: Çocuklar için kaliteli ve eğlenceli bir eğitim! Çocuklar, tüm okul günlerinde, uzman pedagoglar gözetiminde, sadece birlikte öğrenmekle kalmıyor, aynı zamanda spor, sanat ve doğa bilimleri alanlarında birçok etkinliğe de birlikte katılıyor. Öğrencilere, müfredat dışı eğitimde eşlik eden eğitimciler ve pedagoglar, öğretmenlerle aynı seviyede. Notlu derslerdeki eğitim düzeyi, diğer eğitim saatlerinde de sürdürülmüş oluyor. Böylece, ders içi ve ders dışı eğitim arasında oluşturulan denge, çocukların düşünme yeteneği ve yaratıcılığına büyük katkıda bulunacaktır. Okul sadece öğrenme yeri olmaktan çıkıyor, bir yaşam alanına dönüşüyor.

Yeni sistem, anne ve babaların hem meslek, hem de aile hayatına da büyük katkılar sağlıyor. Çünkü, okulda geçirdiği saatler, ödevlerini yapma ya da derslerdeki eksiklerini tamamlama saatlerini de kapsadığı için, çocuk evödevinden muaf kalıyor. Evde ders çalışma ihtiyacı, çok minimal sınırlara çekilmiş oluyor. Hatta, öğrenciden öğrenciye değişmekle birlikte, aslında “evde ders çalışma” devri kapanıyor. Bu iş, okulda ve ilgili öğretmenlerin gözetiminde tamamlanıyor çünkü. (info@hallac.org)


<-geriye: