TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

www.hallac.org, Ocak 2016’dan beridir düzenli bir yayına dönüştürülmüş durumda.

Şimşek, iki dilli haber ve fikir portalı hallac.org’u anlattı

www.hallac.org, Avusturya merkezli bir haber ve fikir portalı. Türkçe ve Almanca olmak üzere iki dilli. Aylık erişim potansiyeli, 10 bin gibi bir ortalamaya ulaşmış durumda. Portalın yayın yönetmeni Hüseyin Şimşek, kendi yazarlık faaliyetleri dolayısıyla Innsbruck’tayken kendisiyle, hallac.org’la ilgili bir görüşme de yaptım.

ARMAĞAN ULUDAĞ

Innsbruck
– İki dilli (Türkçe-Almanca) bir haber ve fikir portalı olarak, Ocak 2016’dan beri düzenli bir yayına dönüştürülen hallac.org’un yayın yönetmeni Hüseyin Şimşek, kendi yazarlık faaliyetleri dolayısıyla Innsbruck’taydı ve kendisiyle, hallac.org’la ilgili bir görüşme de yaptım. Görüşmeyi, hallac.org’la ilgili kısa güncel veriler de vererek, bu pencerenin takipçilerinin dikkatine sunmak istedim. Portalla ilgili Google Analytics ve kendi sosyal medya penceresinin verilerine göre, hallac.org’un aylık erişim potansiyeli, 10 bin gibi bir ortalamaya ulaşmış durumda. 10 Ekim-6 Kasım arası, 8.417; 13 Aralık-9 Ocak arası, 12.299; 20 Ocak-16 Şubat arası, 9.720 erişim sağlanmış. hallac.org’la ilgili yönelttiği sorular ve ladığım yanıtlar şöyle oldu:

Şu an yoğun olarak uğraştığın alan, www.hallac.org adlı portal sanırım. Portaldaki birçok haberde, “Hallac” ya da “Hallac Medien” imzası görüyoruz. Hallac Medien’i kısaca tanıtır mısın izleyicilerimize?

Hüseyin Şimşek: “Hallac Medien”
, 2000 yılı içinde kurulan “Hallac Medya ve Kültür Derneği”nin (Hallac Medien- und Kultur Verein) kısaltılmış adıdır. Dernek, kurulduğu günden beri, bir kitle derneği olarak değil de bir medya kurumu olarak yürüttü çalışmalarını. 15. faaliyet yılını geride bırakan Hallac Medien, bu süre içinde on yıl (2000-2010) aylık Öneri gazetesine tüzel sahiplik yaptı. Aynı dönemde çok sayıda edebiyat ve dil kursları, müzikli şiir ve okuma akşamları, resim ve fotoğraf sergileri, konserler, paneller, sempozyumlar organize etti. Ocak 2007’den itibaren, televizyon gazeteciliği dönemi başladı. 2007-2013 yılları arasında, çok sayıda paket haber programı ve belgeseller bu kurumun tüzel kişiliği altında yapıldı ve Yol Tv’de ekrana geldi. 2009’da, Edition Hallac adıyla kitap yayıncılığı gündeme geldi. Mayıs 2015’ten beridir ise, en ağırlıklı faaliyeti www.hallac.org adlı haber ve fikir portalı. “Hallac” ya da “Hallac Medien” imzası, kelimenin gerçek ve resmi anlamında olmasa da fiili olarak bir “haber ajansı” faaliyetini ifade eder.

Sanal medya ayağının önplana geçmesi nasıl oldu? www.hallac.org nasıl bir portal? Biraz daha ayrıntı verebilir misin?

Hüseyin Şimşek: Hallac Medien, daha
Öneri gazetesini çıkardığı dönemde, 2005’ten sonra internet alanında da faal olageldi. Belli bir dönem gazetenin internet versiyonu yapıldı. Sonraki yıllarda, bazen kurumun iletişim ve tanıtım sayfası olarak sınırlı bir işlev gören hallac.org, bazen de özel haber, yorum, analiz ve araştırma penceresi olma işlevi üstlendi. Şimdi, birkaç yıllık aradan sonra, internet yayıncılığına tekrar döndük ve bu kanalı esas almak istiyoruz. hallac.org şu andaki haliyle, Şubat 2016'dan beridir bir düşünce, haber-yorum, analiz, araştırma, kültür ve sanat penceresi olarak yayında. Bu çalışma, yol alındıkça her açıdan yeniliklere ve dönüşüme açıktır elbette. Bu çalışmayı önemseyen herkesin katkı, öneri ve eleştirini memnuniyetle bekliyor olacağız hep.

Peki www.hallac.org’da herkes yazabiliyor mu? Bir çeşit forum tarzı mı söz konusu, yoksa...

Hüseyin Şimşek:
Hayır, forum tarzında bir pencere ya da sayfa değil. “Sanal bir dergi” olarak tanımlamak, daha doğru olur bence. Özel haber, haber-yorum, analiz, makale, araştırma, röportaj, görüşme ve tartışma, tanıtım, eleştiri, deneme yazılarına yer veriliyor. Artık maalesef ofset dergiler, gazeteler tarihe karışıyor biliyorsun. Onlar, özellikle bizim açımızdan çok zor, pahalı işlerdi de. Tabii ki herkes yazabilir. Fakat, belirlenmiş ve yayımlanmış yayın kuralları çerçevesinde. Yalan, yanlış, güdümlü propaganda; kuru, içi boş ajitasyon; hemen her toplumda rastlanan klişeler, önyargılar ve indirgeyici kategorilere ya da ırkçı ve şoven yazılara yer vermeyeceğimizi baştan ilan etmişiz. Öte yandan bu pencerede yazan ya da yazacak olan herkes için; farklı bir politik çizgi, düşünce, etnik köken, inanç, cinsiyet ve kültürden geliyor olmak, temel bir insan hakkı şeklinde kabul görür. Hiç kimse, hiçbir kimliğini gizlemek zorunda değil, ama bu kimlikler üzerinden ayrımcılık yapmak hakkına da sahip değil. Yayınlanması istenecek haberlerin yeterli bilgi, belge ve tanıklara dayanandırılması da gerekiyor. Özetlediğim bu çerçevede, portalımız herkese açıktır.

Bu portal Avusturya’da hazırlanıyor, ama sanal medyanın getirdiği muazzam olanaklar sayesinde, Türkiye başta olmak üzere, teorik olarak dünyanın bütün ülkelerinden (elbette Türkçe ve Almanca bilen) insanlar tarafından takip edilebilir konumda. İşin bu boyutuyla ilgili neler söyleyebilirsin?

Hüseyin Şimşek:
Biz, Avusturya’da yaşıyoruz. Bu sanal medya penceresini de Avusturya’dan açtık. Bu unutulmaması gereken bir durum. Burası, yeni ya da ikinci vatanımız. Sonuç itibariyle, kendimizi vatandaşlık hukuku temelinde “Yeni Avusturyalılar” olarak ifade ediyoruz. Bir asimilasyon oluş anlaşılmasın hemen. “Avusturyalılık”, hem “yerli ahali”, hem de ülke adı olmak üzere iki anlamda kullanılır. Avusturyalı Türkler, Kürtler, Araplar, Ermenileriz biz... Ortak paydamız, “Türkiye kökenli” olmak. Biz uzak ve yakın geçmişimiz, bir kökenimiz var. Her birimizin farklı farklı temellerde elbette. Dolayısıyla, dünyanın herhangi bir ülkesinden çok farklı olarak ilgilendirir bizi Türkiye. Fakat burada yaşamamıza rağmen, Türkiye’deymişiz gibi yapmamalıyız. Birçok açıdan önemlidir bu. Örneğin, olaylara farklı bir bakış açımız var bizim. Hep ve sadece “Batı merkezli” bir yaklaşıma mesafeli durmayı da işaret eden bir bakış açısı! Yanı sıra, Türkiye’deki olumsuz gelişmelere karşı oradakilere bir faydamız, bir katkımız olmasını istiyorsak da bu ülkeye ayağımızın gerçekten basması şart, buradaki yaşama her alandan katılmamız şart.

Şu bir gerçek: Türkiye’den bir sanatçı, bir politikacı, bir biliminsanı geldiğinde, buradakilerin ekseriyeti sanki Türkiye’delermiş gibi ağırlıyor onu. Bunun, o gelenlere de bir faydası yok aslında. Bir Türkiyeli politikacı geldiğinde, Avusturya’daki politikacılarla buluşturamıyor, bu ülkenin politik armosferine katılıp tanımasını sağlayamıyorsanız, yapılan iş ne olursa olsun eksik kalır. Avusturya’dayken Türkiye’deymiş gibi yaşamak, Türkiye’deki hangi harekete veya partiye taraftar olursanız olun, onun da gerisinde kalırsınız.

Türkiye’deki ortan çok daha hızlı değişiyor değil mi?

Hüseyin Şimşek:
Elbette. Ve onlar, gerçekten yaşadıkları bir hayatın içinde, kendi gerçekleriyle başbaşalar. Avusturya’dayken Türkiye’deymiş gibi yaşarsanız, Türkiye’dekilere, tabiri caizse “fildişi kuleler”de kalan ve konuşanlar gibi görünme riskiniz çoktur. Türkiye’deki insanların, kelimenin gerçek anlamında burada yaşayan ve buradaki konumları sağlam, güçlü olan tanıdıklara ihtiyacı var. Türkiye’dekilere yardımcı olabilmemiz için de burada yaşadığımızın hakkını her anlamda  vermemiz gerikiyor yani. 50 yılını geride bırakmış Türkiye kökenli bir toplumun, Türkiye’den gelenler için hâlâ layıkıyla çeviri sorunu yaşamaları normal bir şey sayılabilir mi?

İki dilli bir portal.

Hüseyin Şimşek:
Evet, Almanca-Türkçe olmak üzere iki dilli. Ama kelimenin gerçek anlamında iki dilli bir portal. Yani, bir-iki Almanca yazıyla sınırlı değil bu “iki dillilik”. İlgili istatistiklerimiz, yaklaşık olarak yüzde 60 Türkçe, yüzde 40 Almanca takip oranı veriyor. Takipçilerin, Türkiye ve Almanca konuşulan ülkelere göre dağılımı da yaklaşık olarak dillerle aynı oranda. Köşe yazarlarımız da iki dilde yazıyor. Yazarlarımız, hangi dilde yazacaklarını, genellikle hem konuya göre, hem de o yazının hedef kitlesine göre karar veriyor. Elbette bunu, bir genelleme olarak ifade ediyorum burada.

(5 Mart 2017)



<-geriye: