TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Üstte Armağan Uludağ ve Hüseyin Şimşek. Altta: AS Medya ekibi, bir programdan sonra konuklarıyla.

Yol Tv’de, Innsbruck’tan bir program: “Kelimeden Tınıya”

Armağan Uludağ, mesleki açıdan bir sağlıkçı. Ama o aynı zamanda bir müzisyen ve tiyatrocu da. 2015 yılı sonundan beri televizyon programcılığına da başladı. Innsbruck’tan merkezi Almanya-Köln’deki Yol Tv’ye her ay iki bölümü gönderilen “Kelimeden Tınıya” adlı kültür ve sanat programının proje sorumlusu ve sunucusu. Uludağ’ı ve “Kelimeden Tınıya” programını tanıtan bir söyleşi sunuyoruz.

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Innsbruck
– 2015 yılı sonbaharından beridir, Tirol eyaletinin başkenti Innsbruck’tan merkezi Almanya-Köln’deki Yol Tv’ye bir kültür ve sanat programı yapılıyor. Sunuculuğunu Armağan Uludağ’ın üstlendiği “Kelimeden Tınıya” adlı bu program, ayda iki bölüm yayımlanıyor. Her bir bölüm en az dört kez ekrana geliyor. Her bir bölümü 1.5 saat uzunluğunda olan “Kelimeden Tınıya” programı, AS Medya’nın sorumluluğunda yapılıyor.  AS Medya’nın çalışmaları daha eskiye dayanıyor. Bu programda merkezi bir role sahip Armağan Uludağ esasen bir sağlıkçı, ama yanı sıra bir müzisyen ve tiyatrocu. Nisan ayı içinde, bir şiir dinletisi vesilesiyle Innsbruck’taydım. Fırsatı değerlendirip Uludağ’la bir söyleşi gerçekleştirdim. Hem Armağan Uludağ’ı, hem “Kelimeden Tınıya” programını ve hem de AS Medya ekibini tanıtan bir söyleşi.

İşe tanımakla başlayabiliriz. Kısaca kendini tanıtabilir misin?

Armağan Uludağ:
İstanbul doğumluyum. 25 yaşıma kadar da orada yaşadım. Meslek eğitimimi sağlık alanında yaptım. Önce sağlık meslek lisesini bitirdim. Mesleki hayatıma ilk adımımı laborant olarak attım ve hâlâ aynı mesleğimi sürdürüyorum. Türkan Şaylan’ın başhekim olduğu dönemde Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi’nde çalıştım. Buradaki çalışma hayatım üç yıl kadar sürdü. 1993 yılında, siyasi sebeplerle gözaltına alındım. Bu gözaltı olayından sonra görevimden men edildim, açığa alındım. Bunun üzerine İstanbul Üniversitesi’ne bağlı Çapa Tıp Fakültesi’nde yine laborant olarak göreve başladım.

Avusturya’ya ne zaman ve ne olarak geldin?

Armağan Uludağ:
1994 yılında, öğrenci olarak Avusturya-Innsbruck’a geldim. Önce, sağlık meslek lisesi diplomamı denkleştirmem gerekti. Ardından pedagoji eğitimi almayana başladım. Geldikten üç yıl sonra çalışma iznim çıktı. 1997’den itibaren, Innsbruck’ta patoloji alanında çalışmaya başladım ve bu işime halen devam etmekteyim.

Mesleki olarak sağlık sektöründesin başından beri. Ama biliyor ve izliyoruz ki sanatsal alanda da faalsin. İlk sırada da müzik geliyor. Müziğe ne zaman başladın?

Armağan Uludağ:
Türkiye’deyken gitar çalmayı öğrendim. Koro çalışmalarında yer aldım. Fakat müzikle ilgili asıl yoğunlaşmam Avusturya’ya yerleştikten sonra oldu. Innsbruck’ta, iki erkek iki kadından oluşan Grup Mayıs’ı kurduk. Biz iki kadın da enstrüman çalıyorduk. Ben gitar, öteki kadın arkadaş cura! Bu önemli bir özelliğiydi grubun. Grup Mayıs’ın ömrü üç yıl kadar sürdü. Bu arada evlenmiştim ve ilk çocuğumuz doğdu. Benim müzik çalışmaları kesintiye uğradı.

Müziğe yeniden ne zaman dönebildin peki?

Armağan Uludağ:
İkinci çocuğumuz da olduktan sonra, ben tekrar müziğe dönüş yaptım. Derneklerin çatısı altında sürdürülen tiyatro çalışmalarına katıldım. Bu katılımım iki kanalda gerçekleşti; hem oyunlarda rol aldım, yani sahneye çıktım, hem de tiyatro oyunlarının müzik işini üstlendim. Asıl işim, tiyatronun müzik ayağıydı. Vatandaş Abuzer, Pir Sultan Abdal, Dersim’in Delileri, Munzur’un 17. Senfonisi gibi tiyatro oyunları. Yine dernek çatısı altında çocuk korusu oluşturdum. Bu kez müzik alanında eğitmen konumundaydım yani. Dört yıl kadar sürdü bu çalışma.

Müziğe tekrar bir grup kimliğiyle dönüşün ne zaman ve nasıl oldu?

Armağan Uludağ:
Ajda diye bir arkadaş, kendisine gitar kursu vermemi istedi. Onunla tekrar müziğe başladım. Gülistan Aksoy adlı bir arkadaşla bu dönemde Grup İklim’i kurduk. Sonra bir kemancı ve bir de solist katıldı bize. Genişledi grup. Bu grup çalışması iki yıl kadar devam etti. Rembetiko tarzında müzikler yapan Yefira adlı grupla çalıştım sonra. Çok dilli bir çalışmaydı bu ve bir yıl kadar sürdü.

Bir de albüm çalışması var. Bu ne zaman ve nasıl oldu?

Armağan Uludağ:
Albümü, 2010’da eşim Hıdır Uludağ’la birlikte yaptık. “Sevgi Soluğu” adlı bu albümdeki 8 parça içinde sadece bir tane (Gelevera Deresi) anonim parça var. Diğer 7 parçanın söz ve müzikleri Hıdır Uludağ’a ait. Ben albümde solist olarak yer alıyorum ağırlıkla. Ama şiir de okuyorum ve bir adet de bestem var. Albümün intro müziklerini ise Önder Turan üstlenmişti.

Gelelim televizyon programına. Bir süreden beridir, “Kelimeden Tınıya” adlı bir kültür ve sanat programıyla Yol Tv ekranındasın. Nasıl başladı bu programcılık işi?

Armağan Uludağ:
AS Medya, Innsbruck’ta Alkım Işık’ın sorumluluğunda, Yol Tv’ye program yapmak üzere oluşturulmuştu. 2015’in Ekim ayı içinde, bir kültür ve sanat programı için teklif geldi bana. Olumlu karşıladım ve bir deneme süresi koyarak başladık çalışmaya. Üç ay olacaktı deneme süreci. “Kelimeden Tınıya” adlı bu programımızın jenerik müziği de kendimize ait. Ayda iki program gönderiyoruz. Her bir bölüm 1.5 saat sürüyor. Üç aylık deneme süresini çoktan aştık. Bugüne kadar 10’nun üzerinde programımız yayımlandı.

Programın belirli bir konsepti var mı?

Armağan Uludağ:
“Kelimeden Tınıya”, bir kültür ve sanat programı. Genellikle iki konuk alma üzerine kurulu bir konseptimiz var. Bir konuk sanatın farklı alanlarından, diğer konuk ya da konuklar ise müzik alanından. Yani, müzik alanından konuklar her programda var. Sanatın diğer alanları; yazarlar, şairler, resamlar, heykeltraşlar vs olabiliyor. Konuk müzisyenler, kendi eserlerinden örnekler çalıp söyleyerek, kendi tarzlarını tanıtırlar. Diğer konukla kendi özgün alanı ve eserleriyle ilgili sohbet yapılır. Programın sunucusu olarak, hemen hemen her bölümde ben de şiirler okur, bir de müzik eseri seslendiririm. Kimi konuklara gitarımla eşlik ettiğim de olur. Bir kadının gitar çalması bence önemli. Konuklar konusunda da kadınlara pozitif bir ayrımcılık yapmaktan yana koyuyorum ağırlığımı. İlk programımız, biri şair öteki müzisyen iki kadın konukla gerçekleşti. Yani işe, ekranda üç kadın olarak başladık. Yıllardan beridir, kadın hakları alanında bir aktivist olarak koşturuyorum. Bunun programlara da yansıması doğal.

Programın ekibinden biraz söz eder misin?

Armağan Uludağ:
Program, AS Medya’nın sorumluluğunda yapılıyor. AS Medya’nın, Innsbruck Alevi Kültür Merkezi binasının içinde, gerektiğinde canlı yayın da yapılabilen bir stüdyosu var. Bizimki gibi paket programların çekimleri de bu stüdyoda yapılıyor. Stüdyonun teknik sorumlusu Alkım Işık. Çekim, kayıt, ışık vb işlerde katkı sunanlar arasında Almet Işık, Kenan Kantar, Haşim Şahan, Mustafa Vurgun, Hıdır Uludağ yer alıyor.

Programa Avusturyalıları veya Türkiye kökenli olmayan göçmen sanatçıları almayı da planlıyor musun?

Armağan Uludağ:
Avusturyalı sanatçılarla da bağlantım var. Ama burada çeviri sorunu çok önemli bir engel. Sadece, Yefira adlı grubu konuk ederek bir deneme yapabildik bugüne kadar. Gerçekten de hiç kolay bir iş değil. Çeviri sorununa köklü bir çözüm bulunursa, daha çok sayıda Avusturyalı sanatçı da konuk edilebilir diye düşünüyorum.
 
(22 Nisan 2016)


<-geriye: