TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Fotograf: www.sabitfikir.com, Gökçe Gündüç.

Üniversitelerde rektör kral, piyasa imparator oldu

21 Mayıs 2017 günü, İstanbul-Kadıköy’de organize edilmek istenen bir basın toplantısında gözaltına alınıp tutuklanan iki kişiden biri olan Harun Özgür Turgan, bir zamanlar Viyana’nın üniversitelisi ve aktivistiydi. Nisan 2004’ten Türkiye’ye döndüğü güne kadar, 2010’a kadar Hallac Medien tarafından Viyana’da çıkarılan aylık Öneri gazetesinin yazarları arasında yer aldı. Arkadaşımızın haksız tutukluluk halini protesto etmek amacıyla, arşivimizde yer alan ve bugün açısından da oldukça anlamlı olan yazılarını bir kere daha paylaşıyoruz.

HARUN ÖZGÜR TURGAN

Viyana
- 2002 tarihli Üniversiteler Yasası’nın (UG 02) ikinci aşaması 1 Ocak 2004’de uygulamaya koyuldu. Her üniversiteye de yönetim organları eliyle yasanın çizdiği çerçeveye uygun bir yeni yapılanma getirildi. Bunlar arasında en çok tepki çeken Rektör Georg Winckler’in Viyana Üniversitesi’ne getirdiği yeni düzendi. 2003-04 Kış dönemi protesto eylemleriyle kapanmış, 2004 Yaz dönemi gene protestolarla başlamıştı.

Yeni yasayla üniversiteler mali kıskaç altına alınıyor. Üyelerinin yarısı hükümetçe atanan üniversite konseyleri söz sahibi. Öğrenciler, paralı eğitim adaletsizliğine, üniversitelerin herkese açık olmaktan çıkarılmasına karşı... Üniversiteler, özerklik adı altında mali kaynaklar açısından başlarının çaresine bakmaya itildi. Üniversitenin kendi yapı ve etkinliklerini belirleme olanakları daraltıldı. Kamu bütçesinden üniversitelere mali kaynak ayrılması, yerini aşamalı olarak sözleşmeler çerçevesinde hizmet satın almaya bıraktı. Yani araştırma ve eğitim etkinliği, müşteri bulduğu ölçüde destek bulacak. Üniversite hükümetin ya da iş çevrelerinin beklentilerine karşılık vermezse parasız kalabilecek. Piyasa değerini kaybeden enstitüler ya kapanacak ya da çalışmalarını talebe göre düzenleyecek.

Üniversite yönetimlerinde, üyelerinin yarısı hükümetçe atanan üniversite konseyleri söz sahibi kılındı. Rektör atamak, yapılanma düzenini ve üniversite bütçesini onaylamak bu konseylerin görevi. Üniversite senatolarında öğrenci temsilcilerinin oranı dörtte birle sınırlandı. Profesörler salt çoğunluk, asistan ve diğer çalışanların temsilcilerine sembolik denecek sayıda yer veriliyor.

Mali özerklik adı altında üniversite birer işletmeye dönüştürüldüğünde, “işletme” yöneticilerinin maliyeti düşürmeye ve kârlılığı artırmaya öncelik vermesi kaçınılmaz. Müşterileri ise öğrenciler oldu. Kamu bütçesinden ayrılmayan kaynağı, öğrencilere bilim ve eğitim hizmetini satarak sağlamalı üniversite. Herkese açık olmaktan çıkma kaygısı ağır bastıkça da büyük mali destekçilere yönelecek. Yani üniversite, şirketlerin araştırma-geliştirme birimlerine dönüşecek.

“Majesteleri Rektör Winckler’’

Viyana Üniversitesi Rektörü Georg Winckler’e meslektaşlarının verdiği yeni ünvan böyleydi. Avusturya Öğrenci Dernekleri’nin (ÖH) protesto afişlerinde de Winckler’in üniversite modeli “rektörlük diktatörlüğü” diye adlandırılıyordu. Yeni düzenleme konusunda kraldan çok kralcı davrandığı kanısı yaygındı. Yasayı fırsat bilerek üniversitenin yeni sınırları içinde küçük bir krallık kurmaya yöneldiği düşünülüyordu. Winckler’in modeli enstitülerin varlığına son veriyordu. Orta kademedeki birçok öğretim üyesi ve ÖH ise küçük ve özerk birimlerin korunmasından yanaydı.

Yeni düzenlemeye karşı çıkanlar arasında enstitülerin kaldırılmasının kürsü dükalıklarına son vereceğini umanlar da vardı. Zira Winckler, bu değişiklikle hiyerarşinin azaldığını ve daha yatay bir örgütlenme sağlanacağını savunuyordu. Sınav haklarının azaltılması, seminer ödevlerinin teslimi için tanınan sürenin kısaltılması gibi değişiklikler, özellikle öğrenimini ancak çalışarak sürdürebilenlerle yasal çalışma olanağı bile olmayan yabancı öğrencileri doğrudan etkileyecekti. Yeni düzenlemenin gerek hazırlanması sırasında, gerekse içeriğinde ÖH’nın etkisiz bırakılması, bardağı taşıran damla oldu.

“Demek ki değişiklik yapılabilirmiş”

21 Ocak’ta yapılan forumda “haklıyız ama azız“ düşüncesi vurgulanmış, 10 Mart’ta kitlesel bir öğrenci forumu yapılmasına karar verilmişti. Katılımın sınırlılığına rağmen üniversite yönetimi eylemlerin temsil yeteneğini kabullendi: Başlangıçta düzenlemede değişiklik yapmak hem gereksiz hem de olanaksız ilan edilmişti. Fakat Şubat ayında, fakülte ve enstitülerle ilgili düzenleme bir ölçüde esnetildi, ÖH görüşmeye çağrıldı. Merkezi düzeyde yönetime katılma hakkının tırpanlanmasını dengelemek üzere fakültelerde öğrencilerden, çeşitli kademelerden öğretim üyelerinden ve diğer çalışanlardan oluşan komiteler, bölümler düzeyinde de öğrenci ve öğretim üyelerinin eşit oranda temsil edileceği öğrenim konferansları getirildi.

ÖH, Rektör Winckler’in böylece kendi kendini yalanladığını açıklamıştı: “Demek ki değişiklik yapılabilirmiş!” Ama yapılan değişiklikler talep edilenlerin çok gerisindeydi. Protestonun sivri ucu Rektör’e yönelse de, Zurück zum Start! (‘‘Sil baştan!”) sloganında özetlenen talep çok daha geniş ve kökten bir hesaplaşmayı gerektiriyor. Mart başında bir dizi işgal eyleminden sonra 10 Mart’ta yapılan forumda Üniversiteler Yasası’na, paralı eğitim adaletsizliğine, üniversitelerin herkese açık olmaktan çıkarılmasına karşı direnişe devam kararı alınmıştı.

.................................................
Öneri, Nisan 2004, Sayı: 2



<-geriye: