TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Dikkat, “şimdi ve burada“ olmaktır!

Dikkat; gündelik olup bitenleri, bir başka açıdan, bir başka perspektif ile gözlemlemek ve rutinlerin dışına çıkabilmek demektir: Her gün kullandığınız yolu değiştirmek, bugüne kadar hiç dinlemediginiz müziği dinlemek veya her gün sağ eliniz ile yediğiniz yemekleri, bu defa sol el ile kaşıklamak vs. Dikkat, ruhunuzun gözleridir, sizi mutlu edecek an’lardan dikkatinizi kaçırmayın.

ROHAT MİRAN

Trafik işaretlerini andıran bir başlık gibi görünse de, ruhsal dengenin sağlanabilmesi ile ruh ve bedene konsantre olabilmenin ciddi kavramlarından bir diğeri de bu başlık. Ama yine de okuyucu ile hemfikir olduğumun bilinmesini istediğim bir yanı var bu kavramın, o da kavramın Türkçe üzerinden henüz daha psilolojik alana yeterince dahil olamadığı ve anlatılmak istenenin bu kavram üzerinden henüz daha tam olarak karşılık bulmadığıdır.

Psikoloji başlıbaşına ve oldukça geniş bir içeriğe sahip, özellikle duygular ve nöroloji ile bağlantılı psikolojik semptomlar alanında henüz yolun başındadır da denilebilir. Literatur, hukuk, matematik ile kıyaslandığında şunun şurasında Freud ile başlayan yaklaşık yüzyıllık bir geçmişi var psikolojinin. Her bilimsel alan gibi psikolojinin de insanın deneyimlerini ve davranışlarının nedenlerini analiz edip anlamlandırırken kullandığı “araçları“ var. Yanı sıra şu yan cümleyi de kurmak istiyorum: Psikolojinin konusu sadece hastalıklar değildir. Tıpkı matematiğin konusunun sadece “problem çözmek“ olmaması gibi. Mesela “bozuk olmayan ya da Büyük Beşli“ olarak adlandırılan ve uzun uzun gözlemler ve araştırmalar sonucu teyit edilen ve hemen hemen her insanın dahil olduğu analiz edilmiş olan kişilik dimensiyonları var. Bunlar; “deneyimlere açık olan kişilik“, “mükemmeliyetçi kişilik“, “dışa dönük kişilik“, “uyumlu kişilik“ ve “naif kişilik“. Bir de kişilik bozukluklarına denk düşen ve yine uzun uzun gözlemler ve analizler sonucu onlarca alt başlığı içeren alanlar var; “stabil olmayan -borderline - kişilik bozukluğu“, “narsist kişilik bozukluğu“, “paranoid kişilik bozukluğu“ vs. Bu başlıklar ve daha birçok başlık, kavram olarak psikolojinin “araçları“dırlar.

Ama burada bu alanlara girmeyi düşünmüyorum. Amacım, gündelik hayatta uygulanabilir konuları aktarmaktan ibaret olacak. Peki neden yazdım? Dikkatinizi öncelikle derin psikolojinin alanına yönelttim, şimdi hep beraber psikolojinin sosyal alanına, yani algılama ve farkındalık başlıklarından biri olan dikkat kavramına, yani girişteki ironi ile trafik ışıklarını andıran “dikkat“ kavramına geri dönelim. 

An’ı önyargısız dikkate almak

Dikkat “şimdi ve burada“ olmaktır. Bu ne demektir? Oturduğunuz yerde bu yazıyı okurken, zihninizin ve bedeninizin bir başka şey ile meşgul olmamasıdır. Kaç dakikada okuyacağınızı bilmiyorum ama o dakikalar boyunca, zihninizin çerçevesinin bu yazının sınırları içinde kalmasıdır. Çok kolaymış gibi algılansa da ve  “ben zaten bunu yapıyorum“, dense de alttan alta bilincin veya zihnin kontrolünün dışında bir meşguliyet alanı oluyor hep. Hatta çoğu zaman, otomotik alt-bilinç harekete geçiyor ve hatta başka şeyler düşünüldüğünün farkında bile olunmuyor. Çoğunlukla yazıyı okumaya karar vermiş olmak bile yeterli bulunup, başka düşüncelerin içerisine huşu ile dalınıyor. O sırada “beden“ burada olsa da “zihin“ geçmişe bir an’a takılmış kederli kederli düşünüyor olabilir veya “geleceğe“ yönelmiş, umutla yeni ve güzel şeylerin olabileceğini umut ediyor olabilir.

Bu önemsiz gibi görünen dikkat kaymaları, daha sonradan beynin kontrol edilemez düşüncelere evrilmesine yol açabilir. Sürekli düşünüyor olmaktan geceleri yatılamaz ve sürekli düşünüyor olmaktan başkalarını dinlemeye tahammül edemez hale gelinebilir. Bu yazının başlığı bu nedenle çok çok çok önemlidir.

Peki niye geçmişte veya gelecekte “yaşıyor olmak“, bir sorun oluyor? Çünkü böylesi an’larda “burada“ değiliz. Ve yarın olduğunda ise, yine dönüp bugünü düşünüyor oluyoruz, böylece yaşadığımız an’ı kaçırdığımız için, sürekli bir kısırdöngü içinde kederli oluyoruz. Keder, üzüntü ve burukluğa; negatif sosyal olayların de eklenmesi halinde; örneğin, iş kaybı, ayrılma, aldatılma vs. durumları gibi psikososyal krizler eklendiğinde ise ruhsal daralma, ruhsal çöküntü oluşuyor.

Dikkatli olmak demek; zihni kendiliğinden işleyen düşüncelerden kurtarıp, yargılamayı ve tasalanmayı da bırakarak sadece olguya, olaya ve o an”a yönlendirebilmek demektir. Böylece kendimizi kontrolsüz duygular ve düşüncelerden uzaklaştırmış oluyuruz. Hatta düşüncelere ve duygulara mesafe koymuş oluyoruz. Bu mesafe ile kendimizde yeni bir güven ilişkisi kuruyor ve böylece etrafında dönüp durduğumuz, kilitlendiğimiz düşünceden de uzaklaşmış ve içimizdeki derinlik ile bağlantı kurmuş oluyoruz.

Yani bu yazıyı okurken, “yarın iş yerinde ne yapacağım?“ diye düşündüyseniz, bu yazıyı okumamış oluyorsunuz. Çünkü zihnen şu an burada degildiniz. Şu an’daki kendinizde değildiniz.

Birçok bilimsel görüş, dikkati iyi kontrol edebilmenin ve yönlendirebilmenin kederli ve mutsuz olmayı değil, mutlu olmayı geliştirdiğini ifade ediyor. Yani mutlu olmanın yollarından biri de daha çok ‘dikkat’!

Belki şunu siz de yaşamışsınızdır; her gün geçip gittiğiniz bir yolda, o güne kadar fark etmediğiniz bir ayrıntıya dikkat ettiğinizde, yüzünüzde oluşan gülümseme ve bir ayrıntıyı fark etmiş olmanın ayrıcalıklı mutluluğunu unutamamışsınızdır.  

Budizmden tıbba dikkat

Dikkat ile ilgili tüm konseptin kaynağı Budizmdeki meditasyondur. Meditasyon, kelimenin tam anlamıyla ruhun, bedeni hissetmesidir. Daha da kolay anlaşılması için şöyle bir örnek vereyim; ayağınıza giydiğiniz yeni bir ayakkabıyı nasıl rahat, güvenli ve kendinizi onunla bütünleşmiş hissediyorsanız, meditasyon ile de ruh-beden, ilişkisi böyle doğrudan hissediliyor. Ve siz yeni ayakkabı ile nasıl ki mutlu mutlu yürüyorsanız, beden ve ruh birbirini hissettiğinde, insanın zihninde, bedeninde ve ruhunda öylesine gösterişli, huzurlu ve alacalı bir mutluluk oluşuyor. Böylece, yazının başlığına koyduğum kavramın, yani dikkatin altyapısı kendiliğinden realize oluyor. Çünkü zihin, beden ve ruh bir mercek gibi an’a odaklanıyor ve belli bir seçicilik ile dikkat oluşuyor.

Dikkatsizlik de kaos ve karmaşanın altyapısını oluşturur. Düşünün bir; ben şu an, birbiri ile alakasız kelimeleri burada dikkatsizce yan yana sıralamış olsaydım ve editörün de dikkatsizliğine denk gelmiş olsaydı ve yazıyı hiç okumadan sayfaya yerleştirmiş olsaydı, benim hakkımda ne düşünürdünüz? Ben olsam, hakkımda iyi şeyler düşünmezdim.

Bu arada ekleyeyim, geçen yazımda görüşlerini aktardığım, Budist keşişler için meditasyon, günlük ve sıradan bir uğraş. Budizmden tıbba aktarılan meditasyon veya “dikkat“, birçok sağlık sorununu çözdüğü gibi, “Beden Merkezli Terapi“ ve birkaç egzersiz ile de ruhsal ve bedensel sağlık yönünde ciddi iyileşmeler oluyor.

Dikkat öğrenilebilir:

  • Duş altındayken, gündelik yapılacaklar listesi üzerine düşüneceğinize, sıcak suya konsantre olun.
  • Kahvaltı yaparken, yediklerinizin lezzetine konsantre olun, ödediğiniz faturaya değil.
  • İşe bisiklet ile gidin ve taze havaya konsantre olun veya araba veya tren ile gidiyorsanız, bilinçli olarak dışarıdaki seslere konsantre olun.

Bir başka anlamda dikkat; gündelik olup bitenleri, bir başka açıdan, bir başka perspektif ile gözlemlemek ve rutinlerin dışına çıkabilmek demektir: Her gün kullandığınız yolu değiştirmek, bugüne kadar hiç dinlemediginiz müziği dinlemek veya her gün sağ eliniz ile yediğiniz yemekleri, bu defa sol el ile kaşıklamak vs.

Dikkat, ruhunuzun gözleridir, sizi mutlu edecek an’lardan dikkatinizi kaçırmayın.

...........................................................
Psikolojik Danisman
rohatmiran@hotmail.com
Mayıs, 2017


<-geriye: