TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Bir kitap ve güncellenen bir tartışma: Tek Ülkede Sosyalizm

Ahmet Hulusi Kırım, ikinci kitabını şu tartışmaya ayırmış: “Ekim Devrimi Aynasında Tek Ülkede Sosyalizm.” Uzun bir makale tarzında yazılmış 120 sayfalık bu kitap, İstanbul’da bulunan El Yayınları tarafından ve “Yüz Fikir Kitaplığı” serisi içinde yayımlandı. Konu, sosyalizmin teori ve pratiğinde etkili olmuş bir dizi simanın yaklaşımları eşliğinde işleniyor.

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Viyana - Tek ülkede sosyalizmin mümkün olup olmadığı yeni bir tartışma değil. Ama sürdürülmesi gereken bir tartışma. Ahmet Hulusi Kırım, ikinci kitabını bu tartışmaya ayırmış: Ekim Devrimi Aynasında Tek Ülkede Sosyalizm. İnce, 120 sayfalık bir çalışma. Uzun bir makale tarzında yazılmış bu kitap, İstanbul’da bulunan El Yayınları tarafından ve Yüz Fikir Kitaplığı serisi içinde yayımlandı. Marks, Engels, Lenin, Trocki, Stalin, Buharin, Zinoviev, Kamanev... Bunlar başta olmak üzere, sosyalizmin teori ve pratiğinde etkili olmuş bir dizi simanın yaklaşımlarını aktarıyor özetle.
 
Sosyalist sistemin kurucu filozof ve siyasetçileri Marks ve Engels, sosyalist bir devrimin Avrupa’da ve birkaç ülkede “aynı zamanda” gerçekleşeceği kanısındaydılar. Bu beklentileri, 1848-50 döneminde çok netti. Merkezinde İngiltere, Fransa ve Almanya’nın bulunduğu “kıtasal bir devrim”! Fakat bu beklentilerini belirli bir tarihten sonra değiştirdiler. Rusya'da II. Aleksander’in 1856’da tahta çıkışıyla aynı zamanda başlayan köylü isyanlarına bakarak, -Kırım’in deyimiyle- “Rusya’da devrimin olabileceğini göz önüne" alır oldular. Kırım bu durumu, onların kapitalizmin “eşitsiz gelişim”inden “zayıf halka” düşüncesini sezgi düzeyinde çıkarmaya başladıkları süreç olarak tanımlanıyor kitabında.

Kırım çalışmasında, devrimin zayıf halkalara kayış fikrinin Marks’taki ilk izleri için, 1850 tarihli Fransa’da Sınıf Savaşımları adlı kitabına dikkat çekiyor. Devrim beklentisinin Avrupa'dan Asya'ya kayış konusunda, yazarın başvurduğu sıradaki eser, Komünist Manifesto’nun Rusça baskısı. Marks ve Engels, 1882’de yayımlanan Rusça baskıya yazdıkları önsözde, Rus devriminin Batı’daki bir proleter devriminin sinyali olması olasılığının altını çiziyorlar. Dünya devrimin başlayacağı kıta, bölge ya da ülke belirlemelerindeki farklılık, artık oldukça açıktır.

Dünya devriminin fitili Rusya olabilirdi, ama Rusya’da başlayacak bir proleter devrimin başarı şansını, Batı’daki proleter devrime bağlı görmeye devam ettiler. Dolayısıyla Marks ve Engels’te, “tek ülkede sosyalizm” anlayışından söz etmek mümkün değil. Ki Kırım, kitabında Engels’in bu konuyu Komünizmin İlkeleri'nde bizzat ele aldığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Engels, bir sosyal devrimin tek bir ülkede kendini sürdüremeyeceğini, öbür ileri kapitalist ülkelerin de ardından gelmesi gerekeceğini yazmıştı.” (s. 33)

Lenin ve tek ülkede sosyalizm

Yazarın bu çalışmasındaki önemli sorulardan biri şu: Lenin'in, tek ülkede sosyalizm konusundaki yaklaşımı neydi? Kırım bu soruya, şu cevabı veriyor: “Rusya’nın başka bir gelişmiş ülkenin yardımı olmaksızın sosyalizmi kurabileceği sorunu teorik olarak Lenin’in sağlığında ortaya atılmamıştı.” (s. 31) Benzer bir belirlemeyi, çalışmasının başka bir bölümünde, "Lenin teorik formülasyon olarak ‘tek ülkede sosyalizm’i hiçbir zaman savunmadı” şeklinde tekrarlıyor.

Konuyla ilgili, Ocak 1918 başında Lenin tarafından kaleme alınan ve “Sovyet tarihinin ilk temel anayasal bildirgesi“ diye de tanımlanagelen “Emekçi ve Sömürülen Halkların Hakları Bildirgesi”nden Kırım'ın yaptığı alıntı şöyle: “Tüm ülkelerde toplumun sosyalist örgütlenmesinin ve sosyalist zaferin yerleştirilmesi...“ (s. 31) Lenin’in “Eserler Cilt XXV”ten de bir alıntı yapıyor ve Lenin'in 4 Haziran 1918’de şunları yazdığını vurguluyor: “... her zaman tek ülkede bir sosyalist devrim başarmak gibi bir şeyin mümkün olmadığını... vurguladık.(s. 31)

Yazar başka bir yerde, Lenin ve yoldaşlarının, devrimini yapmış bir Rusya’nın da Almanya, İngiltere ve Fransa’nın önderliği altında gelişen bir “Avrupa sosyalist topluluğu”na katılmayı umduklarını belirtiyor. Ki Lenin’in daha 1914’teki parolası, “Avrupa Sosyalist Birleşik Devletleri” idi ve “sosyalizmin tek başına Rusya’da gerçekleşebileceğinden pek umutlu değildi”. (s. 69-70)

Ahmet Hulusi Kırım, “sosyalist devrim”in önce bir ülke gerçekleşmesi ile “tek ülkede sosyalizmin nihai kuruluşu”nun Lenin'de ayrıştırıldığını da belirliyor. Lenin'in, Eylül 1916’da yazdığı Proletarya Devriminin Asgari Programı adlı makalesinden bir alıntı veriyor: “... sosyalizm önce bir ya da birkaç ülkede başarıya ulaşacaktır.” (s. 72) Yazar, 1917 başlarından itibaren, özellikle Nisan Tezleri’nden sonra, Lenin’in “Rusya’da sosyalist devrimi mümkün görür” olduğunu, ama Rus devriminin Avrupa devrimiyle tamamlanmasını şart koştuğunu ifade ediyor. Farklı bir deyişle, Lenin tek ülkede sosyalist devrime şans verir, tek ülkede sosyalizmin nihai kuruluşundan yana ise umutsuzdur.

Doğrusu ben, "Lenin teorik formülasyon olarak ‘tek ülkede sosyalizm’i hiçbir zaman savunmadı” şeklinde tanımlamadan yana çok ikna olmuş biri değilim. Daha 1916’da sarf ettiği, “sosyalizm önce bir ya da birkaç ülkede başarıya ulaşacaktır” belirlemesi, Lenin'in ‘tek ülkede sosyalizm’ meselesindeki yaklaşımını tartışmalı hale getiriyor. En azından, daha geniş kapsamlı araştırılmaya ihtiyaç var bence. Lenin'den yapılan alıntılar, iki farklı yaklaşım barındırır gibi.

Kırım'ın bu konudaki değerlendirmeleri, elbette sadece Lenin'le sınırlı değil. Lenin'in ölümünden bir yıl sonrasına, 1925 yılına kadar, bu yaklaşımın dönemin bütün Bolşevikleri tarafından benimsendiğini yazıyor. Ki bu Bolşeviklere, Josef Stalin de Leo Trocki de dahildir. Stalin’den şu alıntıyı yapıyor Kırım: “Gelişmiş birkaç ülkenin proletaryasının birleşik çabaları olmadan tek ülkede sosyalizmin kesin zaferini başarıp sağlama bağlayabilir miyiz? Kesinlikle hayır... Rusya gibi bir tarım ülkesinin çabaları yeterli değildir, birkaç gelişmiş ülkenin proletaryasının çabaları gereklidir.” (Stalin, Leninizmin Teori ve Pratiği, s. 45-46) "Trocki ise, 1922’de yazdığı Yıl 1905 adlı kitabın önsözünde ve Barış Programı adlı broşürüne eklediği sonsözde, Sovyet Rusya’nın kendi başına sosyalizmi inşa edemeyeceğini açıkça ifade etmişti”, diye yazıyor yazar.

Yani bu değerlendirmelere göre Bolşevikler, devrimin ağırlık merkezi Avrupa’dan Asya’ya kaydıktan sonra bile, sosyalizmin kuruluşunu Rusya’ya özgü bir olay olarak değil, uluslararası bir süreç olarak görmeye devam etti.

Avrupa'dan beklenen devrim gelmiyor imdada

Avrupa'dan yana kıtasal devrim beklentileri, 1923'te kesin olarak tükeniyor. Ocak 1918’de Finlandiya, Eylül 1918’de Bulgaristan, Nisan 1919’da Almanya, Ağustos 1919’da Macaristan devrimleri bastırılmıştı. Bir umut daha vardı: Polonya’da gerçekleşecek bir devrim! Bu umut da Ekim 1920’de kayboldu. 1923’te Almanya’da tekrar yaşanan devrim sürecinin bastırılması, “Batı devrimi”ne yönelik umutları tamamen söndürdü.

Kırım, şöyle diyor bu gelişmelerle ilgili: “Polonya yenilgisinden sonra, 1921 başında, Lenin çubuğu dünya devrimi taktiğinden Sovyet iktidarını korumaktan yana büktü... Ekim Devrimi, tek ülkede iktidarı yaşatma, sosyalizmi kurma ve koruma hedefini iç ve dış politikasının temel taşı yaptı...” (s. 95) Bu tanımlamadan anlaşılması gereken çok açık gibi: Lenin, tek ülkede sosyalizmi mümkün görmedi, ancak 1921'den itibaren bunun artık bir zorunluluk olduğunu tespit etti. Doğrusu, konunun bu tarafını daha çok inceleme kaldırır, çok tartışma götürür görüyorum.

"Tek ülkede sosyalizm"i ilk formüle eden Stalin mi?

Kırım çalışmasında, tek ülkede sosyalizmin mümkün olup olmadığı tartışmasının, yakıcı bir temelde 1925 yılından itibaren, Lenin’in ölümünden bir yıl sonra yaşandığını ifade ediyor. Bu zamana kadarki ilgili tartışmalarda, Bolşevik teorisyenler “Rusya tek başına yapamaz” görüşündedir hâlâ. Lenin 21 Ocak 1924 günü hayata veda etti, Stalin Ağustos 1924 içinde “tek ülkede sosyalizm”le ilgili görüşlerini gözden geçirmeye başladı. “Rusya’nın dış yardım almaksızın sosyalizmi kurabileceği düşüncesini formüle etti”. (s. 34) Buharin de aynı görüşteydi.

Kırım, Stalin’in bu yeni yöneliminin başlarda çok da ciddiye alınmadığını belirtiyor. Zinoviev, Kamanev, Troçki gibi dönemin önde gelen diğer simaları, Stalin’in bu yeni yöneliminin ciddiyetini, ancak Aralık 1925’te yapılan 14. Parti Kongresi’nde idrak ederler. Zira, Stalin’in önermesiyle kongrede “sosyalizmin tek bir ülkede zaferi genel olarak (nihai zafer anlamında değil) mümkündür” şeklinde bir karar alınmıştı. O günden sonra, “tek ülkede sosyalizm mümkün” tezine karşı, fiilen yeni bir üçlü oluştu: Zinoviev, Kamanev ve Troçki.

Kırım, Stalin'in “tek ülkede sosyalizm mümkün” tezini savunmaya başladıktan sonra, Leninizmin Teori ve Pratiği adlı kitabındaki eski yaklaşımını içeren bölümü, sonraki baskılarda çıkardığının altını çiziyor çalışmasında. Nisan 1924 tarihli Leninizm’in Temelleri adlı broşüründe, bu konuyla ilgili söze, “Eskiden bir tek ülkede devrimin zaferi imkansız görülürdü... Şimdi bu görüş artık gerçeğe uymamaktadır” şeklinde başlayacaktır Stalin.

Kırım, Stalin’in daha sonra bir kere daha görüşünü değiştirdiğini de yazıyor. Şöyle ki: Stalin önce, tek ülkede sosyalizmi kurmanın mümkün olduğunu, ama bunun, sosyalizmin tam zaferini güvenceye almak anlamına gelmediğini savundu.Yazarın deyimiyle, “1925’ten sonra parti içinde ‘tek ülkede sosyalizm’ çizgisi ağırlık kazandı”, fakat bu, “dünya devrimi perspektifinin reddi değil, Avrupa devriminin yakın bir gelecekte gerçekleşmeyecek olmasından yola çıkılarak, Rusya’da Sovyet iktidarının sağlamlaştırılması stratejisi olarak ileri sürüldü”. (s. 43)

Yazar, Stalin'in daha sonra, "tek ülkede komünizmin de mümkün olduğu" görüşünü de savumaya başladığını vurgular. (s.44-45) Stalin bu görüşünü, Mart 1939'da toplanan 18. Parti Kongresi'ne sunduğu raporda dillendirmiştir.

"Tek ülkede sosyalizm"in bedelleri

Yazar Ahmet Hulusi Kırım bu çalışmasında, “tek ülkede sosyalizm” mecburîyetinin, dünya çapındaki sosyalist hareketlere nasıl bir dedel çıkardığı üzerinde de duruyor ve maddeler halinde sıralıyor. Bence, bu çalışmanın can alıcı bölümlerinden biridir bu. Ayrıca ele alınmaya değer bir konu.

  • Dış dünyadaki sınıf mücadelelerinden, dünya devrimi perspektifinden uzak kalındı.
  • Proletarya enternasyonalizminin ilkeleri sulandırıldı. Zira proletarya enternasyonalizmi düşüncesi tek sosyalist ülkenin varlığına ve korunmasına indirgendi.
  • Devrimi yapmamış kapitalist ülkelerin komünistleri, Komintern aracılığıyla Sovyet Hükümeti’nin uluslararası siyasetinin edilgen izleyicileri durumuna düştüler.
  • Tek ülkede komünizmin de mümkün olduğu sonucuna varıldı.
  • Stalin büyük devlet, büyük parti gücü üzerinden, “büyük güç şovenizmi politikaları” izledi. (s. 45- 45)

Kırım, bu maddeleri sıraladıktan sonra, dünya çapında yürütülmüş devrim ve sosyalizm mücadelelerinden somut çok sayıda örnekler de aktarıyor. Doğu Avrupa ülkelerinden, İspanya İç Savaşı’ndan, Çin Devrimi tarihinden, Türkiye komünist hareketinden... İlgimize ve bilgimize sunulan bu çalışma, gerçekten de çok önemli ve gerekli bir çabanın ürünü; okumak ve güncellediği tartışmayı sürdürmek şart.

Bitirirken, kitabın “kitap olmak”la ilgili gördüğüm kimi sorunlarını da vurgulamak isterim. Konunun işlenişinde inceleme, derleme, makale yazım yöntemi açısından kimi sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. Bu sıkıntılar, tartışmanın daha net, anlaşılır ve yormayan, kafa karıştırmayan bir seyir içinde akışını zora sokuyor biraz. Öte yandan, bir kitapta olmaması gereken imla hatalarının da yeni baskılarda giderilmesini anımsatmak zorundayım.

.....................................................................
huseyin.simsek@gmx.at 
22 Mayıs 2017


<-geriye: