TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Utanmak

Utanmaya başlanıldığında; suçluluk, korku, mesafe ve kendi kendini eleştiri aktif hale geliyor. Bu duygunun ana eksenini, kendini yetersiz görmek, kendini yeterli bulmamak oluşturuyor. Utanma duygusunun altında yatan dört temel ve genel etken var; kendini olduğu gibi kabul edememiş olmak, kendine karşı saygı sınırlarının belirsiz olması, topluluk içinde fark edilir olmaktan çekinmek, bilmemek veya bildiğinden emin olamamak.

Zamanın sınırlı.
Başkalarının hayatlarını yaşamakla tüketme zamanını.
Başka insanların fikirlerinin, içindeki sesi bastırmalarina izin verme.
Ruhunun sesini ve sezgilerini dinleyebilecek kadar güçlü ol. Onlar senin ne olmak istediğini bilirler. Geriye kalan herşey talidir.
(Steve Jobs)

Bu yazımda ele alacağım konu; yine temel duygularımızdan bir tanesi ve üzerinde az düşünülen, olduğu gibi kabullenilmiş bir duygu olan “utanmak” olacak. 

Utanmaya başlanıldığında; suçluluk, korku, mesafe ve kendi kendini eleştiri aktif hale geliyor. Bu duygunun ana eksenini, kendini yetersiz görmek, kendini yeterli bulmamak oluşturuyor. Utanma duygusunun altında yatan dört temel ve genel etken var; kendini olduğu gibi kabul edememiş olmak, kendine karşı saygı sınırlarının belirsiz olması, topluluk içinde fark edilir olmaktan çekinmek, bilmemek veya bildiğinden emin olamamak.

Bunların özellikle de ”ötekiler“ tarafından fark dilmesi kaygısı, bu duyguyu tetikler. Açığa çıktığında/oluştuğunda ise, dışarıya şöyle yansır; kalp çarpması, yanaklarda kızarma, titreme, terleme, öksürme, aşağıya kaçışan bakışlar, bozulma, bozulmuş bir ifadeyle gülme, bir bahane veya özür yolu arama, kendini kınama, kendini küçümseme, tıkanma, kendi kendine öfkelenme, başkalarının görüşlerini çok çok önemseme, başkalarının kendisi hakkındaki değerlendirmelerine kafa yorma, başkalarını suçlama, gereğinden fazla özür dileme vs.

Utanmaya başlandığında, fiziksel bir reaksiyon hemen hemen vücudun tamamında hissedilir. O kadar etkin ki, tüm konsantrasyon bunun üzerinde yoğunlaşır ve kişinin esas gündemi kaybolur. Bu an´da, beyne akan kanın bir kısmı durur ve boyun kasları gerilir. Zihinsel olarak ise, kelimenin en çıplak haliyle, utanma duygusu insanı ”aptal“ yapar ve sonuçta o an´da çoğunlukla bilinçli, akıllı kararlar verilemez ve gelişmeler tamamen atgözlükleriyle algılanır ve belki öyle de karar verilir. Extrem durumlarda ise, iki temel çıkış yolu bulunur: Gülmek veya ağlayarak ortamı terk etmek!

Bu durum sık sık gelişiyorsa, profesyonel danışmanlık alınmasını tavsiye ederim. Aksi halde, hayatın yarısından fazlası, kaos ve karmaşa içinde olacaktır, oysa çok rahatlıkla atlatılabilecek duygusal bir blokajdır.

Buraya kadar yazdıklarımı toparlayıp, konunun meraklıları açısından gözlem ve sınama yapabilmeleri için, şu hipotezimi paylaşmak istiyorum: Utangaçlık duygusunun üç ile altı yaş arası evrede, daha doğrusu kişinin kendi cümlelerinin kullanmaya başlandığı veya ayakları üzerinde durmanın/yürümenin başladığı evrede, pozitif davranışların ödüllendirilmemiş veya fark edilmemiş olması ve yeni deneyimler yapmak için cesaretlendirilmemiş olmasının, utanmak duygusunun altyapısını oluşturduğunu varsayıyorum.

Utanmak ve cinsellik

Ailece oturmuş film izleniyor. Çoluk-çocuk, büyük küçük herkes o filmi izliyor. Bir süre sonra, doğal olarak hetero veya homosexüel sevişme sahneleri de geliyor ekrana. Ailenin büyüklerinden veya bu görüntülere tahammülü olmayan birisi, kumandayı alıyor ve TV kanalını değiştiriyor. Izlemeyi engelliyor.

Soru şu: O kişi, niçin o sahnelerin izlenmesini istemedi? Büyük ihtimalle utanmıştır. Peki niçin? Cevap:? 

Normal ve doğal olan bu “sahne“, neden aile fertleri içinde utanma duygusunun oluşmasına sebep oluyor?

Cinsellik tabu da ondan! 

O kişinin kendisi de sevişmek ile ilgili ailede tek söz duymadı, işitmedi de ondan!

Evet, bir güdü olarak sevişme biliniyor tabii ki, fakat tuvaletin bir ihtiyaç olarak evin içine yapılması kadar, sevişmenin de doğal ihtiyaç olarak algılanabilmiş olduğu tartışmalı bir durum.

Cinselliğin birçok toplumda tabu olduğunu ve ”özel alan“, kavramıyla sınırlandırıldığını biliyoruz. Fakat bildiğimiz bir başka şey daha var; kendiliğinden var olan bir güdü olarak cinsellik, insanların ve birçok hayvanın üremesinin tabii ve doğal yolu, yöntemi. 

Bu nedenle, insanın ihtiyacı olması gereken şey yasaklamak değil, bilgilenmek veya bilgilendirmektir.

Yemek, içmek, tuvalet ihtiyacı, uyumak, barınmak ve cinsellik gibi kendiliğinden var olan ihtiyaçların hâlâ ilkel denebilecek şekilde, maddi değer olarak pazarlanması, günümüzün eşitsiz gelişiminin ve tabuların yerle bir olmamasının ana nedenlerinden biri. Oysa tam tersine, yaşam standartları, insan güdülerine göre düzenlenmiş olmalı ve maddi değer olarak alınıp satılmamalı idi. Biliyorum, bu bir ütopya, denilecektir. Hayır değil, önümüze konulan alış-veriş, kâr-zarar sisteminin öncelikleri farklı sadece. Sistemin en çok kâr sağladığı alan, insanların temel ihtiyaçlarının olduğu alandır, bu nedenle kapitalist sistem, bu alana gereken önemi vermiyor. Ya da verdiği önemi yüksek kâr marjlarıyla satışa sunuyor. 

Cinsellik bu şekilde alınıp-satılan, kâr-zarar sistemini ayakta tutan devasa bir ticaret. Cinsellik gibi temel bir ihtiyacı gelenekler ve saygı çerçevesi ile açıklamak da yeterli değildir. Konuyu, bir ömür boyu bilinemezler arasına hapsederek ve belki de ne olduğu bilinmeden hayatı terk etmektir.

Bu konuyla ilgili, kadın kurumunda çalışmış olan eşimden çok güzel bir bilgi edindim; “eğer cinsellik yolunda gidiyorsa, sorun yoksa, bu durum hayatın %5´ine tekabül ediyor, eğer yolunda değilse, bu oran hayatın %95´ine denk düşüyor”, demişti.

Tablo ürkütücü ve ama bir o kadar da gerçek. Cinsellik ve utanma duygusu, koca bir boşluk olarak, milyonlarca insanın hayatında bulunuyor ne yazık ki.

Son olarak utanma duygusunu tetikleyen bazı başlıkları, şiddetsiz iletşsim egiticisi Liv Larsson’dan aktarmak istiyorum. 

Utanmak duygusunu tetikleyen bazı haller:

  • Karşılaştırmak: Olduğundan memnun olmamak.
  • Bağımlılık ve bağımsızlık: “Kimseye“ ait olmamak. Örneğin, evlenemiyor olmak.
  • Rekabet: Başkalarının saygısını kazanmak veya kaybetmek.
  • Özeleştiri: Yıkıcı içsel konuşmalarGörünüş:İdealize etmek.
  • Sex: Erkekler için errekte olamamak, kadınlar için çekici olamamak.
  • Bakmak ve bakınır olmak: Hazırlıksız yakalanmak durumlarında.
  • Yakınlık: Kalabalık ortamlarda veya toplu taşıma araçlarında.

Utandığınızda, utandığınızı ve neden utandığınızı da söylemeye çalışın!

_____________________________
Psikolojik Danışman
rohatmiran@hotmail.com
Mart 2017


<-geriye: