TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Dilencinin dinini sorgulamak

RESMİYE ASLAN

RESMİYE ASLAN

Güneşli bir bahar günü. Göçmenlerin en çok yaşadığı  10.Viyana’da, Favoritenstrasse üzerinde yeraltı metrosuna doğru yürüyorum. Cadde, her zaman olduğundan daha fazla kalabalık. Bahar ve güneşle birlikte insanlar kendini sokağa atmışlar. Bazılarının geleneksel kıyafetlerinden hangi ülkeden geldiği anlaşılsa da hemen hepsi yabancı, Almanca konuşana da rastlamak pek mümkün değil. Cıvıl cıvıl insan seli içinde yürürken, dünyadaki din, ırk mezhep savaşlarını düşündüm bir an ve hâlâ birlikte yaşamak için bir ümit var, dedim kendi kendime.

Bir kemanının tellerinden çıkıp sokağa yayılan melodi eşliğinde ilerlerken, yanıma bir kadın yaklaştı. Siyah ve ayak bileklerine kadar uzun bir elbisesi, başında yine siyah başörtüsü vardı. Ellerini açıp başını yana eğdi, bir şeyler söyledi. Bilmediğim bir dilden konuştu. Anlamadım doğal olarak! Fakat, para istediği her halinden belli oluyordu. Başımı hafiften “hayır” anlamına gelecek şekilde salladım ve ilerledim.

Caddenin sağ tarafında keman çalan genç muzisyenin önünden geçerek, metroya binmek için asansörün önüne geldim. Asansör meşgul olduğu için beklemeye başladım. Biraz önce benden para isteyen kadını gördüm tekrar. Elinde beyaz bir poşetle ekmek taşıyan, orta yaşlarda, düzgün giyimli bir adama yaklaştı. Aynı şekilde ellerini açıp boynunu bükmüştü ki, sinirlenen adam el hareketleriyle bir şeyler söyledi. Kadın uzaklaşırken, adam konuşmaya devam etti. Başını sağa sola sallayıp “olmaz ki böyle” diye söylenerek, asansör beklemek için gelip karşımda duran adamın Türkiye kökenli olduğunu anladım. Ne olup bittiğini merak ettimiştim. Sordum:

- Ne oldu? 

- Müslümanmış yenge hanım. Dua oku Kuran’dan dedim. Bilmiyor. Bunlar müslümanlığı kullanıyorlar.

Şaşırıp kaldım. böyle bir yanıt alacağımı hiç düşünmemiştim. Bu sırada asansör gelmiş, binmiştik. Ben susmuştum, ama o ise konuşmamı bekliyordu. Söylediğinin doğru olduğunu onaylamamı istiyerek devam etti: 

- Öyle değil mi? Ya olmaz ki böyle! Kuran’ı bilmiyor.

Bense yalnızca, “Na ya”, diyebildim. Yanıtım daha çok kızdırdı onu.

- Na ya olmaz, doğruya doğru! Müslümansan dua bileceksin, yenge hanım!

Asansör durup kapısı açılır açılmaz hızlıca uzaklaştım. Sokakta yürürken dini, mezhebi, ırkı ne olursa olsun, insanların birlikte yaşayabileceğine dair küçük bir umut belirmişti içimde. Umudumu yine aynı sokakta yitirdim. Bir dilencinin müslümanlığının sorgulandığı bir anda.

…………………………………………………
4 Mart 2017
resmiye.aslan1511@gmail.com 


<-geriye: