TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Kosova’dan Avusturya’ya bir edebî yolculuk ve Anton Marku!

Anton Marku, Viyana’da yaşayan Arnavut edebiyatçı ve hukuk danışmanı. Her iki alanın da akademik eğitimini almış biri ve yıllardan beridir bu iki alanda çalışmalar yürütüyor, eserler veriyor. Aynı zamanda, Viyana Satranç Liği 2. Küme’deki bir takımın elemanlarından iddialı bir satranç oyuncusu. Bu görüşmede, asıl yoğunlaşılacak olan onun edebi eserleri olacaktır.

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Viyana
- Viyana’da yaşayan Arnavut edebiyatçı Anton Marku’yla ilk tanışmam, Başkanlığını Kemal Soylu’nun yaptığı  “Dialog – Ortak Yaşamı Destekleme Derneği”nin çok dilli şiir diletileri sayesinde oldu. Dinletilerin ilki, 16 Mayıs 2014 akşamı, “Göçmen Yazarların Kaleminden” adıyla, Viyana-Favoriten Belediyesi’nde bulunan DİDF Lokali’nde gerçekleştirilmişti. Dinletideki beş şairden biri, Anton Marku idi. Buluşmamızı sağlayan ikinci dinleti, yine aynı dernek tarafından “Dünya Şiir Günü” dolayısıyla 8 Nisan 2016 akşamı, Viyana-Liesing Belediyesi’ndeki “Stadtbücherei - Kaufpark Alt Erlaa”da (Şehir Kütüphanesi) yapıldı. Katılımcı dört şairden biri Anton Marku idi. Üçüncü buluşmamız ise, Marku’nun kurucusu ve başkanı olduğu “Avusturya  Arnavut Yazar ve Kültür Emekçileri Birliği”nin düzenlediği çok daha kalabalık bir şairler grubuyla yapılan 11 Mayıs 2016 günkü dinletide oldu. Etkinlik, 6. Viyana Entegrasyon Hafhası çerçevesinde organize edilmişti. Bu kez ben, Arnavut edebiyatçıların organize ettiği bir dinletide misafir şairlerden biriydim. Elbette, Marku da şiirlerinden bir sunum yaptı o akşam.

Anton Marku, edebiyat alanında akademik eğitim de almış bir şair ve yazar. Bizler, farklı anadillere sahip olan Avusturya’daki göçmen edebiyatçılar, Almanca üzerinden bir köprü kurabiliyoruz. Dolayısıyla bizim edebi temeldeki tanışmamız da Almanca eserlerimizle sınırlı. Bir edebiyatçıyı, çevrildiği bir dilin sınırları çerçevesinde tanımak, elbette yeterli bir tanıma sayılamaz. Dolayısıyla Anton Marku’yla bir görüşme yapmak, onu hem benim hem de hallac.org okurları nazarında daha yakın bir tanıdık kılacaktı. Anton Marku’ya yönelttiğim sorular ve verdiği cevapları ilginize sunuyorum.

Anton Marku kimdir? hallac.org okurları için, hayat hikâyeni kısaca özetlemen mümkün mü?

Anton Marku: Ben, 1971’de Kosova’nın Gjakova kentinde, orta halli Katolik-Hıristiyan bir Arnavut ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Gjakova, ülkenin güneybatısında yer alan, 95 bine yakın nüfusa sahip şehir. Aielenin dört çocuğundan biri olarak; ilk, orta ve lise eğitimini Gjakova’da aldım. Liseden sonra, pedagoji ağırlıklı bir yüksek okul olan “Bajram Curri”ye devam ettim ve burada Arnavut dili ve edebiyatı eğitimi gördüm. 1992’de bu yüksek okulu bitirdikten sonra, dokuz yıl kadar, ikisi İtalyan ve biri Alman olmak üzere üç ayrı sivil toplum kurumunda, kültürel alana yönelik çalışmalar yaptım. Eğitimime başka bir alanda devam etmeye karar verdim sonra. Başkent Priştina’da hukuk okudum ve mezun oldum. 2008’de eşim ve iki çocuğumla birlikte, Avusturya’ya göç edip başkent Viyana’ya yerleştim. Burada dört yıl kadar, Kosova’nın Avusturya Büyükelçiliği’nde memuriyet hayatım oldu. Yanı sıra politik bilimler alanında Viyana Üniversitesi’nde ilkini 2009, ikincisini 2015’te tamamladığım, iki ayrı mastır yaptım.  Büyükelçilik’teki görevimden ayrıldığım 2013’ten beri, Viyana’da bulunan bir sivil toplum kurumunda (Verein Menschenrechte Österreich-Avusturya İnsan Hakları Derneği) çalışmaya başladım. Aynı zamanda, son bir yıldan beridir Viyana Üniversitesi’nin Politik Bilimler Bölümü’nde ders veriyorum.

Kitap çalışmalarınla ilgili toplu bir bilgilendirme yapar mısın kısaca?

Anton Marku:
Bugüne kadar beş adet kitabım yayınlandı. Şiir, kısa hikâye ve anlatı türü eserler bunlar. Yazı dilim, esas olarak anadilim olan Arnavutça. Önce Arnavutça yazarım, sonra bunların gerekli gördüğüm kısmını başta Almanca olmak üzere öteki dillere de çevirir ya da çevirtirim. İlk versiyonları Arnavutça olduğu için, kitaplarımın ilk baskıları öncelikle Kosova’da yapıldı. İlk kitabım, ben henüz Kosova-Gjakove’de yaşıyorken 2000 yılı içinde çıkan Aşkın Zyklonu (Aşk Zehiri) adlı şiir dosyasıdır. İkinci kitabım Gölgedeki İşaretler, 2002 yılında yayımlandı. Geceyarısı Güneşi adlı kitabım, 2004 yılında üçüncü sırada çıktı okur karşısına. Son iki kitabım, ben artık Avusturya’da yaşamaya başladıktan sonra basıldı. 2010 yılında Mavi Vizyon, 2012 yılında ise Kendi Kendiyle Düet. Örneğin bu eserlerden, Kendi Kendiyle Düet Almanca-Arnavutça olmak üzere iki dilli yayımlandı. Birer tane kitabım da İngilizce ve Rumence’ye çevrildi. Kendi kitaplarım dışında, şiir ve hikâyelerim farklı antolojilerde de yer aldı. İlki, 2009’da çıkan “Bana sorulur, ben olup olmadığım” (Man fragt mich, ob ich bin) adlı antolojidir. 2013’de İllirya (Illyricum), 2015’de Şehir Gölgeleri (Stadt Schattierungen) adlı antolojilerde de yer aldı çalışmalarım. Zwischenwelt, Worten & Welten gibi dergilerde de yer aldı şiirlerim.

Bugüne kadar yayımlanan beş kitabın da şiir türünde. Ama antolojilerde ve dergilerde, hikâyelerini de görüyoruz. Hikâye yazmaya ne zaman başladın ve nasıl gidiyor?

Anton Marku:
Doğru, yakın zamana kadar edebî üretimim hep şiir alanında gerçekleşti. Ama son birkaç yıldır kısa hikâyeler, anlatılar da kaleme almaya başladım. Bugüne kadar birikmiş hikâyelerimi 2017’de bir kitap olarak yayınlamayı umuyor ve planlıyorum. Amacım, bunları hem Almanca hem Arnavutça yayınlatmak.

Bir şairin, yazarın başka dillere çevrilmesi başka bir şey, birden fazla dille yazabiliyor olması başka bir şey. Dillerle aran nasıl ve kaç dilde yazabiliyorsun?

Anton Marku:
Anadilim Arnavutça’nın yanı sıra Sırpça, Almanca, İngilizce ve biraz da İtalyanca konuşabiliyorum. Yakın zamana kadar, yazı dilim sadece Arnavutça’ydı. Ama Almanca da artık adım adım yazı dilim olmak yolunda. Beş şiir kitabımdan ikisi, Almanca da yayımlandı. Ama o kitaplardaki şiirler, başkası tarafından o dile çevrildi. Ben ise ancak son bir yıldır, yavaş yavaş Almanca yazmaya başladım. Bundan sonra şiirlerimi de hikâyelerimi de Almanca’da kendim yazmak istiyorum. Tabii ki iyi bir son düzeltiden geçecek şekilde yayımlanmalı.

Hem örneğin Arnavutluk, Kosova ve hem de Avusturya’da yaşayan Arnavut toplumunu baz alarak, Arnavut edebiyatı (Arnavutça edebiyat) hakkında neler söyleyebilirsin?

Anton Marku:
İsmail Kadere, Arnavutluk’un en tanınmış edebiyatçısıdır. Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Ama sonuçta, Arnavutluk hem yüzölçüm hem nüfus bakımından çok küçük bir ülke. Arnavutça edebiyatı, bence Balkan Edebiyatı’nın bir parçası olarak değerlendirmek lazım. Balkan Edebiyatı’nın genelinde olduğu gibi Arnavut edebiyatı da politikayla bir hayli iç içedir. Politikada yaygın olan milliyetçiliği, vatanseverliği edebiyatta da görürüz. Avrupa’daki, diasporadaki Arnavut edebiyatı da çok büyük oranda Arnavutluk’takine bağlı. Burada yazılan şiirde, hikâyelerde de vatan, millet, bayrak temaları ağır basıyor bu yüzden. Yani, henüz bir özgünlük yakalanabilmiş değil. Ezici çoğunluk şiir yazıyor, hikâye ve roman yazan çok çok az. Yine büyük bir çoğunluğu Arnavutça yazıyor burada. Son yıllarda, şiirlerini Almanca’ya çevirenlerde nispi bir artış olduğunu söyleyebilirim sadece. Edebiyat yapanların çoğunluğu, edebiyat eğitimini almış da değil.

Peki, Avusturya’da ne kadar Arnavut kökenli göçmen yaşıyor?

Anton Marku:
Avusturya’da Arnavutça konuşan insanların sayısı, yaklaşık 80 bin civarında. Bu nüfusun yüzde 70 kadarı Müslüman, yüzde 30 kadarı Katolik Hıristiyan ve inancı belirlenmemiş insanlardan oluşur. Avusturya’da Arnavut nüfusun çoğunluğu (yüzde 60 kadarı, yani 40 bini aşkını) Kosova’dan gelmiştir. 15 bin kadarı, Makedonya kökenli Arnavuttur. Arnavutluk’tan gelenlerin sayısı da yaklaşık olarak 15 bin civarındadır. Arnavut kökenli nüfusun en az yarısı, başkent Viyana’da yaşıyor. Çok sayıda cami dernekleri, bir tane de Arnavut Katolik kilisesi bulunuyor.

Edebiyatçı kurumları alanda da oldukça aktif bir simasın. Kaç kuruma üyesin şu anda?

Anton Marku:
Viyana’da faaliyette olan “Aleksander Moisiu-Avusturya Arnavut Yazar ve Kültür Emekçileri Birliği”nin yönetiminde yer alıyorum ve başkanlığını yürütüyorum. Derneğimizin kısa adı, 2013’ten beri BASKÖ’dür. Ocak 2016’dan beridir, PEN-Avusturya üyesiyim. Bu kurumda yer alan Sudan, Türkiye, Arnavutluk, Suriye, Pakistan, İran kökenli göçmen edebiyatçılarla bir grup da oluşturduk. Ayrıca, Avusturya Yazarlar Grubu IG’nin de üyeleri arasında yer alıyorum.

“Göçmen kurumlaşma” bahsi dolayısıyla, BASKÖ’yü biraz daha ayrıntılı tanıtır mısın? Ne zaman, kimler tarafından kuruldu?

Anton Marku:
Bu derneği, Mayıs 2011’de kurduk. Ben, Hazır Mehmeti, Besim Xhelili, Amir Januzaj, Ragip Dragusha, Dan Kosumi ve Edona Ramadani kurucu yönetim kurulu üyeleri olduk. Kuruluşundan 2013’e kadar adı, “Aleksander Moisiu-Viyana Arnavut Yazar ve Kültür Emekçileri Birliği” (Aleksander Moisiu - Der Bund der Albanischen Schriftstellerinen in Wien) idi. Yani derneğimizin adında, tanınmış Arnavut sinema ve tiyatro sanatçısı Aleksander Moisiu’nun adına da yer verdik. Hem dünyaca tanınan bir sanatçıydı Moisiu, hem de Viyana’da da yaşamış biriydi. Sonra, Haziran 2013’te yapılan genel kurulda, derneğin adında bir değişikliğe gidildi. Etkinlik alanı, sadece Viyana olmayacaktı artık. Bütün Avusturya çapında faaliyeti amaçlayacaktık. Bu amaca uygun bir şekilde yeni isim, “Avusturya Arnavut Yazar ve Kültür Emekçileri Birliği” oldu. Kısaca, BASKÖ olarak anılacaktı. Bugün, 30 kadar üyemiz var. Yazar, şair, gazeteci, ressam, müzisyenlerden oluşuyor üye profilimiz. 7 tane fahri üyemiz bulunuyor. Örneğin bunlardan; PEN Avusturya Başkanı Helmut Niederle, Peter Paul Wiplinger, Sudan kökenli Ishraga Hamid Mustafa, Türkiye kökenli Şerafettin Yıldız’ı anabiliriz burada.

Peki, BASKÖ’nün kuruluş amacı neydi, bugüne kadar neler yapabildi?

Anton Marku:
Amacımız; kültürel ve edebî etkinlikler organize etmek, antolojiler yayınlamak, Arnavut edebiyatını bu ülkede tanıtmak, Arnavut kökenli ve diğer Avusturyalı edebiyatçılar arasında köprüler kurmaktı. Bugüne kadar kitap tanıtımı, okuma akşamı tarzında toplam 50 kadar etkinlik organize ettik. Etkinliklerimiz ağırlıklı olarak (yaklaşık yarısı) Viyana’da gerçekleşti. Ama Linz, Salzburg, Graz, Wr. Neustadt, Baden gibi diğer kentlerde de etkinlik yapabildik. İlk kitap yayınımız ise, 2013’de yayımlanan İllirya (Illyricum) adlı Almanca antoloji oldu. Arnavut kökenli insanların şiirleri yer aldı bu kitapta. Bikaç ay içinde, dernek olarak ikinci antolojimizi yayınlamış olacağız.

Peki, BASKÖ hangi kurumlarla eşgüdüm halinde? Hangi kurumlarla, ne tür ortak çalışmalar yapıyorsunuz?

Anton Marku:
PEN Club Avusturya, IG, Literaturhaus (Edebiyat Evi), Viyana Kültür Dairesi (Wien Kultur MA 5), Entegrasyon ve Çeşitlilik Dairesi (MA 17), Viyana Hırvat Merkezi (Kroatische Zentrum), Dialog Derneği, Lalisch Theater başta olmak üzere birçok kurumla ilişkilerimiz var. Kiminin mekânını kullanabiliyoruz, kimi maddi destek sağlıyor etkinliklerimize, bazılarıyla da ortak faaliyetler yapıyoruz. Ayrıca, Arnavutluk ve Kosova’nın Viyana’daki büyükelçilik kurumları da çalışmalarımıza katılıyor, destek sunuyorlar.

Hobi ya da sportif temelli etkinliklerin de var mı peki? Son sorum bu olsun.

Anton Marku:
İyi satranç oynarım. Viyana’da Satranç Liği var. Dört yıl önce bir Arnavutlar da bir Satranç Derneği (Klubü) kurduk. “Arberia” adlı bu klübümüz, Viyana Satranç Liği’nin 2. Küme’de oynayan tek Arnavut, hatta göçmen kökenli takım sayılır. En alt kümeden başladık, dört yılda 2. Küme’ye kadar yükseldik. Arberia Satranç Klubü’nün 20 üyesi var. Üyelerden üç tanesi Avusturyalı. Her ay bir adet maç yapılır bu satranç liğinde. Takımlar 8’er kişiden oluşur. Amacımız, Viyana Satranç Liği 1. Küme’ye kadar çıkmak ve elbette şampiyon olmak.

..............................................................................
Bilgi, soru ve önerileriniz için:
info@hallac.org 



<-geriye: