TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Devrimler, “tek yumurta ikizi” doğmaz ve yaşamaz!


HÜSEYiN ŞIMŞEK

Fidel Castro’nun ölümü, Türkiye kökenli sol, sosyalist ve komünistler arasında yeni bir kapışmaya vesile olmuş durumda. Özellikle “sosyal medya”da, küçük çaplı yeni bir kıyametin koparıldığını söylemek bile mümkün. Bu kez, kapışmanın en öne çıkan unsurları, Kürt kökenli sol bireyler ile “ulusalcı” şeklinde tanımlananlar. Kürtlerin öne çıkardıkları iki veri var: Castro’nun Saddam Hüseyin’le birlikte karelendiği fotograf ve Havana’ya vakti zamanında dikilen Murtafa Kemal heykeli


Metin Yeğin, Duvar adlı intenet gazetesinde, “Fidel Kürt düşmanı mı” başlıklı bir yazı kaleme aldı.* Konuyla ilgili okuduğum aklı başında yaklaşımlardan biri bence. Başta Facebook ve Twiter olmak üzere, sosyal medya insanların kendini ifade etme yol, yöntem ve olanaklarını alabildiğine çoğalıp çeşitlendirdi. Fakat bu madalyonun bir yüzü; madalyonun öteki yüzünde ise devasa bir bilgi kirliliği, vasat ve seviyenin akıllara durgunluk verecek derecede aşağılara çekilebildiği, ’80 öncesi Dersim’in “Palavra Meydanı”na rahmet okutan icraatlar söz konusu.

Ben, direk konunun kendisiyle (Küba devrimi, sosyalizmi ve Fidel Castro’yla) ilgili bir şeyler yazmayacağım burada. Daha çok, yöntemlerimizle ilgili düşüncelerimi paylaşmayı deneyeceğim. Zira bizler, farklı fikirlere sahip olduğumuz konunun kendisine gelmeden, “farklı fikirde olma”nın kendisini her halukârda bir kavga sebebi yapıveriyoruz. Elbette burada, seviyeli tartışmalardan, polemiklerden, eleştirilerden, itirazlardan yakınıyor değilim. Derdim, ucuz demagoji yapanlar, karşısındakini aşağılayanlar ve küfretmekten bile imtina etmeyenlerle.

Kullanılan yöntemde, insanın canını acıtan taraflardan ilki, neyin ne zaman söylenmesi gerektiğiyle ilgili fütursuzluk, ayarsızlık. İnsanın, rakip ya da düşmanına da saygılı davranması gereken anlar, zamanlar vardır. Tarih, birçok büyük savaşta geçici ateş-keslere sebep olmuş bu tür örneklerle doludur. Örgürlüğü, sadece kendinden yola çıkarak “her istediğini istediği zaman söylemek ve yapmak”la eşitleme fukarası olanlara bunu anlatmak zordur. Ama sözü edilen, gerçekten de çok önemli bir insanî değerdir.

Küba devrimi ve sosyalizmi, size göre sorunlu olabilir. Fidel Castro ve yoldaşlarının, birçok eksik ve yanlışı olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Hatta, “orada yapılan devrim bile değil”, “uygulanan sistemin sosyalizmle ilgisi yok” da diyecek bir noktada olabilirsiniz. (Ki bendeniz de öğrenebildiğim ve anlayabildiğim kadarına eleştirel bakanlardanım.) Peki sizin kafanızdakine uymasa da orda -ABD emperyalizminin burnunun dibinde- “iyi-kötü”, “hasbelkader” yapılmış bir devrim ve yaşanagelen bir sosyalizm var; bunları, süresiz ambargolara rağmen sahiplenen bir halk var. Bütün bunların sizin gözünüzde hiç mi bir gerçekliği ve meşruluğu yok?

Yok. Demek ki yok! Küba halkına, Fidel Castro gibi bir canını, yiğidini kaybettiği günle ve sonraki birkaç günle sınırlı bile olsa göstereceğiniz bir empatiniz yok. İnsanlar ve halklar karşısında ruhunu kaybedenler, öteki “kazançları”nın hiçbiriyle bu boşluğu dolduramazlar. Biraz bir el ayarı, vicdan terazisi olan her insanın yapacağı, yapması gereken bir şeyden söz ediliyor burada. Önce, Küba halkına ve Castro’nun yoldaşlarına bir başsağlığı dileyin, acılarını paylaştığınızı ifade edin. Bir ölüm merasiminin ve saygı duruşunun kapsayacağı çok da uzun olmayan bir zaman için sabredin. Sonraki haftalarda, Küba devrimi ve sosyalizmini de, Castro’dan sonraki dönemi de istediğiniz kadar yazın, çizin, analiz edin. Bana sorarsanız, buna çok da ihtiyacımız var.

Ne var ki sadece kendini, sorunlarını ve acılarını dünyanın merkezine koyanlar; yeryüzünde ne kadar insan varsa her birine, sadece kendi sorunlarına, dertlerine gösterdiği ya da gösteremediği yaklaşıma göre ayar verenler bunu yapamaz. Yöntemle ilgili ikinci noktayı ise, tarih bize apaçık göstermiştir: Devrimler, “tek yumurta ikizi” olarak doğmaz ve yaşamazlar. Aynı şey, sosyalizm denemeleri veya deneyimleri için de geçerlidir. Karşı çıkma, itiraz etme, eleştirel yaklaşma hak ve özgürlüğümüzün saklı kalması şartıyla; başka halkların verdikleri devrim mücadeleleri, yaptıkları devrimler, (bizim kafamızdakine tıpa tıp uymasa bile) gerçek ve meşrudur.

Küba halkının mücadelesini selamlıyor; bu mücadelenin mimarları Che Guavara ile Fidel Castro’nun anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

(huseyin.simsek@gmx.at)

............................................................................................................................
*www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2016/11/28/fidel-kurt-dusmani-mi


<-geriye: