TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Korku


ROHAT MİRAN

Korku duygusu gibi, yeryüzünün her yerinde var olan, etnik kökene, coğrafyaya, fiziksel görünümlere göre değişmeyen ve sabit olan ”altı“ temel duygumuz daha var. Birkaç bölümlük yazılar ile bu temel “altı“ duyguyu daha yakından algılamak için görüşlerimi paylaşacağım. Bunlardan ilki negativ bir duygu olan ”korku“ olacak.

Sonbaharın soğuk, kapalı, sıkıcı ve netameli ikliminde böylesi bir başlık ya da böylesi bir konu gerekli miydi, diye iç geçirenler olabilir. “Zaten yeteri kadar stres var üzerimizde, bir de böylesi sıkıcı bir konuyu okumanın sırası mı şimdi!“, diyenler olacaktır. Müsadenizle şunu ifade edyim; korkunun kendisi de tam da şu an’daki iklime uygun bir duygu aslında; negatif, sıkıcı, bunaltıcı, ağır ve stresli bir duygu. Ve gerçek şu ki, sonbaharsız gibi, korkusuz bir hayat da mümkün değil. Sonbaharın iklimi soğuk ve negatif de olsa doğaya verdiği canlılık özelliği gibi, korku da negatif ama benzer şekilde insana canlılık özelliği kazandıran ve insanı insan yapan temel bir duygu.

Korku bizim içimizde değil, işin gerçeğini isterseniz, biz korkunun içindeyiz.

Her ne kadar korkmak, korktuğunu ifade etmek, zayıflık olarak algılansa da, korkunun varlığı insanın normal olduğuna işaret eden bir duygudur. Hayatın canlı olduğuna işaret eder. Normallik, problemsiz olmak veya hata yapmamak değildir. Normallik, problemler veya hatalar karşısında veya fiziksel ve duygusal sağlığımızı altüst edebilecek gelişmelere istinaden, kendi yararımız için gösterebildiğimiz reaksiyonlardır. Korku da ruhsal ve bedensel bir reaksiyondur. Örneğin, trafik ışıkları ile düzenlenmemiş bir kavşakta, sağa sola bir kaç kez bakarak, hızlı adımlarla karşıya güvenli bir şekilde erişmeyi sağlayan, tetikleyen şey korkudur. Korku, tehlike an’larında vücüdu ve zihni harekete geçirir. Günlük hayatın içinde tıpkı sevinç, öfke, kızgınlık veya hüzün gibi yararlı bir refakatçidir.

Duygular veya korku, bir şeyleri yapmanın veya bir şeyleri değiştirmenin motivasyon aracı olurlar. Bunu biraz daha aşağıda iki ayrı başlık olarak anlatacağım.

Değer yargılarımızı korku sayesinde koruruz

Korku, yaşamımızı ve sağlığımızı tehlikelerden koruduğu gibi, değer yargılarına saldırılardan da korur. Tehlike an’larında ortya çıkan korku duygusuna yukarıda örnek vermiştim. Değer yargılarımız için ise şu örneği verebilirim: Diyelim ki insanın insanca, hayvanın doğallığıyla, ağacın köküyle yaşamasına önem veriyorsunuz, fakat  bir ”neden“ ortaya çıkıyor ve bu değerlere zarar veriyor; önemsizleştiriyor, hor davranıyor, söküyor, zarar veriyor. Böyle durumlarda, kendiliğinden gelişen, yasa veya gelenek ile düzenlenmemiş samimi bir reaksiyon gelişebilir. İşte, ortaya çıkan bu reaksyionun nedeni, kaybolmasından korkulan, değer yargılarıdır. Eğer bu reaksiyon gösterilmezse, bir önceki yazımda bahsettiğim‚ duygu körlüğü’nün varolduğu öngörülebilir.

Denilebilir ki korku, vücudun ve ruhun yüksek performans mahmuzudur da.

Biraz daha derinleştireyim. Uzmanlar, üç korku türünü tarif ederler: Varoluşsal korku; fakirleşmek korkusu, işini kaybetmek korkusu, yaşlılık korkusu, hastalanmak korkusu ve ölmek korkusu. Sosyal korku; yasalardan korku, görüşlerini doğrudan söylemek/söylememek ve eleştiri almak korkusu. Yanı sıra, zayıf yönlerini çevreye göstermek/göstermemek korkusu. Burada kişinin kendisine ait öz-değeri önemli bir etkendir. Performans korkusu; bu korku, sosyal korku ile bağlantılıdır. Sınav korkusu ve değerlendirilmeye tabi tutulmak korkusundan dolayı risklere girmek veya risklere girmemek, örnek olarak verilebilir.

Şimdi gelelim, yukarıda bahsettiğim, korku insana motivasyon veririr veya motivasyonu kırar konusuna.

Korku tahrik eder, insana kariyer yaptırır

Yapılandırılmış ya da bilinçli korku, kişisel başarının oluşmasına sebep olur. Bu anlamda bir kez daha yararlı bir duygudur, eğer güdüleri harekete geçirebiliyor ve yararlı enerji olarak kullanılabiliyorsa, o zaman yapılandırılmış bilinçli bir korkudan söz edilebilir. Örneğin, birçok müzisyen, şair, şarkıcı, oyuncu, sporcu, araştırmacı, politikacı veya ekonomist, psikolog korkunun tahrik ettiği, diğerlerinden daha iyi olamamak gibi bir korku motivasyonundan dolayı başarılı olmuşlardır.

Psikologlar, korku duygusundan dolayı başarılı olmuş kişiliklerin 4 temel özelliklerini keşfetmişler:

  • Kendilerini çok eleştirirler, kendilerini övgüye değer bulmazlar, kendileriyle uğraşır, mutlaka bir hata bulur ve onu ortadan kaldırmaya çalışırlar.
  • Ulaştıkları hedeflerden asla memnun olmazlar.
  • Acz içindedirler. Herhangi bir durumda pasif kalmayı kendileri için ölümcül görürler ve uygun bir an´da kendilerinin yararına müdahaleci olurlar.
  • Kaosa ihtiyaçları vardır, kaos onlar için yaratıcı kaynak alanı olur.


Görüyorsunuz değil mi, ne kadar keskin ve aynı zamanda da tahrik edici ve tetikleyici bir duygu.

Korku, hayatı yaşamamıza engel olur

Hemen hemen bütün duyguların yapılandırılmamış halini, dolayısıyla hayatı yaşamamızın önünde engel olan halini; budanmamış bir ağaca, yabancı otlardan temizlenmemiş bir bahçeye, özensiz bir hayat anlayışına benzetebilirim. Yapılandırılmamış korku da aşağıdaki olumsuzluklara zemin hazırlar.

  • Sürekli yenilgi ve kaybetmeye ikna olmak. ”Ezik“ diye tabir edilen tutum alma halidir. Bu durum; psikolojik rahatsızlıkların birer yansıması olan depresyona ve alkol sorunlarının oluşmasına yol acabilir. Depresyon, kendi zayıflıklarıyla hastalıklı düzeyde ugraştırır. Kaybetmek korkusu, depresyonun hayat damarlarından biridir.
  • İşyerinde performans eksikliği/yetersizliği.
  • Zayıflıklar veya kendine güvensizlikler. Korkuyu derinleştiren duygusal negatif motivasyonlardır.
  • Her şeyin kontrol altında olması. Korku rahatsızlıkları, görünürde olmasa da arka planda, toplumun beklentilerinden dolayı güçlerinin üzerinden performans sergilemeye yol açar böylece insanlar, yüksek düzeyde korku içinde yaşarlar. Onların tek amacı veya kendi kendilerine dikte ettikleri amaç; her şeyi kontrol altında tutmaktır. Örneğin; eşini kontrol altında tutmak, kızını/oğlunu kontrol altında tutmak, işini kontrol altında tutmak, baba/anneyi kontrol altında tutmak ve en önemlisi de kendi kendisini sürekli kontrol altında tutmak.
  • Sekste başarısızlık, isteksizliği derinleştirir. Çoğunlukla geçmişteki bir iki başarısız deneyimin ürünüdürler. Böylece, sağlıklı ve doğal bir seks ilişkisi de yaşanmaz.


Gördügümüz gibi, korku kendisinden korkulacak veya faydalanılacak kadar ciddi ve asık suratlı bir duygu. Korkunun mutlaka nedenleri, gerekçeleri vardır. Ya bağlantılı sistem, yani ebevenylerden veya sosyal çevreden öğrenilmiş/aktarılmış korku nedenleri bulunur ya da bireyin kendisinin kişilik özelliklerinin (duygularının) farkında olmamasından dolayı aktif halde bulunan korku nedenleri bulunur. Dolayısıyla korkunun nedenleri üzerinde konuşuldukça ve detaylı profesyonel gözlemler yapıldıkça, daha doğrusu korkunun nedenleri açığa çıkartılıp görünür kılındıkça, korku duygusu kontrol altına alınabilir veya yeniden yapılandırılabilir.

Korku duygusu, yukarıda da ifade ettiğim gibi, temel bir duygumuzdur ve ne kadar çok doğrudan ifade edilirse, anlatılırsa, negatif etkisi de o kadar azalır, diyebilirim.

………………………………………………………
Psikolojik Danışman
rohatmiran@hotmail.com
Kasim 2016


<-geriye: