TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Kara Peter'in yolunda


MURAT NAROĞLU

Adını duyduktan sonra kendisiyle tanışmam yaklaşık beş ay sürdü. Çok güzel olduğu söylenmişti, o kadar. Hakkında herhangi bir araştırma yapmadan geçirdim yazı. Sonbaharda kavuşuruz diye düşünüyordum, haklı çıktım. Hiç alınmamış, beklemiş sağ olsun. 25 Eylül'de, güneşli bir pazar günü vardım yanına.


Kimsecikler yoktu. Dört yanımız dağlarla çevrili, öylece duruyorduk. Uzun ve zorlu bir yoldan gelmiştim. Susuzluğumu giderdikten sonra bir şeyler atıştırdım. Dinlenip soluklanma fırsatı bulduğum için mutluydum. Defteri açıp adımı, tarihi ve saati yazdım. Varlığım kayda geçsin istiyordum.

Gerçekten güzeldi bu arada. Hayranlıkla seyre daldım zenginliğini, lakin çeyrek saati doldurunca ayaklandım. Vedalaşma vakti gelmişti. Ağzımdan yine hiçbir sözcük çıkmadı. Bakışlar yeterince anlam yüklüydü çünkü.

Çözüm

Daha fazla merakta bırakmadan yazayım. Adı Planspitze. Tek bir fotoğraf karesi onu anlatmaya yeter aslında. Steiermark eyaletinde, Avusturya'nın en büyük üçüncü milli parkı olan Gesäuse'de konumlanmış. Haindlkarhütte'den Hochtor isimli dağ grubuna bakınca sol başta duruyor. 2.117 metrelik yüksekliğiyle belki sınıfın uzunları arasında sayılmaz ancak zirvesiyle bana memleketimi hatırlattığı için yeri ayrı.

Ona ulaşmak isteyenlerin tercih ettiği üç temel yol var. En sık kullanılanı Wasserfallweg, en az kullanılanı ise Peternpfad. Haindlkarhütte, Peternpfad veya çevredeki bir başka rotayı izleyecek olanların soluklandığı, belki bir gece konakladığı dağ evinin adı. Biz de orayı es geçmedik ve 11:30 sularında kahve molası verdik.

Hochtor dağ grubu bulunduğumuz yerden net bir şekilde görülebiliyordu. Özenle hazırlanmış bilgilendirme panosunda tüm zirveler ve rotalar işaretlenmişti. Kahvemi yudumlarken bir yandan da elimdeki haritayı inceliyordum. Yolda karşılaştığımız 67 yaşındaki eski dağcının dediklerine bakılırsa işimiz çok zordu.

Bölgeye ilk gelişimiz olduğundan bir süre tereddüt yaşadık. Arkadaşlarım çevrede gezinme taraftarıydı. Peternpfad'dan Planspitze'ye çıkılamayacağına ikna olmuşlardı. Dağ evindeki hiç kimse de oralı değildi zaten.

Uyarılara ve yorumlara rağmen gözümü zirveden alamıyordum. Yanımda hiçbir tırmanış malzemesi yoktu ancak o parkuru denemeliydim. Sırtımı bir yere dayayıp güneşlenerek bu huzursuzluğu atamazdım. En doğru çözüm elbette eylemdi. Gruba bilgi verip vakit kaybetmeden harekete geçtim.

Hüner

Başlangıç noktasının Haindlkarhütte olduğu Peternpfad, bölgedeki bir ormancı tarafından keşfedilmiş. "Kara Peter" lakaplı kâşif Andreas Rodlauer'in izini süren Viyanalı Heinrich Hess, 1877 yılında ilk resmi yürüyüşü tamamlamış.

Dağ evinden aldığımız kitapçıkta bu ve benzeri daha pek çok bilgi vardı. Teorik bir şeyler öğrenmektense şu meşhur rotayla yüzleşmek istediğim için detayları bir kenara bıraktım. Ormanlık alanı hızlıca geçerek kayalık bölgede tırmanmaya başladım.

İlk kısımlar görece kolay sayılırdı. Güneş bulunduğum alanı etkilemediği için sıcakla boğuşmak zorunda da değildim. Keyifli bir şekilde, kimi zaman zıplayarak ilerlediğimi bile söyleyebilirim.

Hata kabul etmeyen kritik geçişlere geldiğimde ellerim ve ayaklarım ciddi sınavlara hazırdı. Yükseklik korkusu veya baş dönmesine benzer bir sorunla henüz karşılaşmadığım için sinirsel anlamda her şey istediğim gibiydi. Bazen uçurumu bazen zirveyi izlemenin keyfini yaşıyordum. Bir kayaya sımsıkı tutunup sonraki hamlelerimi hesaplayarak yükselmek muhteşemdi.

Sorular

Dağ evinde oturup insanlarla sohbet etmek, kahve içip kek yemek varken neden buradaydım? Hatta hiç evden çıkmayıp uzun bir pazar kahvaltısı yapmak, ardından parklarda gezinmek daha akıllıca olmaz mıydı?

Soruları rahatlıkla çoğaltabilsek de tutku denilen şeyi öldüremeyiz. Söz konusu tutku olduğunda elbette risk de devreye girecektir. Tarihin en iyi dağcılarından Reinhold Messner, "Her insanın risk alma hakkı vardır" der. Bu iki kavram sanırım hiç tanımadığım bir dağdaki solo tırmanışı rahatlıkla açıkladığı gibi yukarıdaki sorulara da cevap veriyordur.

Peternpfad'ın tehlikeli yerlerini kazasız geçtiğim için neşeliydim. Kitapçıktaki bilgilere bakılırsa artık ihtiyacım olan tek şey kondisyondu. 15:30 civarında zirveye çıktığımda yorgundum ancak bir o kadar da hafiflemiştim.

Bir aradalık

İniş sırasında arkadaşlarla telefon bağlantısı kurup arabaya varmak üzere olduklarını öğrendim. Dizlerimde beliren ağrı neyse ki hızımı düşürmüyordu. Tek sorun boğazımdaki kuruluktu.

Karanlık çökmeden çıkış noktamıza vardığımda hedefimi tam olarak gerçekleştirmiştim. Kara Peter'in yolunda, Heinrich Hess'in izinden gitmiş ve aynı rotadan geri dönmüştüm. Aşağıdan bakıldığında korkunç görünen o yol benim için sıcak bir dost sohbetiydi artık. Dağlarla insanların bir başka ortak yönü de işte buradaydı. Tanımadan yargılamakla hata yapıyor, emek vermeden anlamaya çalışırken haksızlık ediyorduk. Korkmadan adım atmalı, mesafeler azaldıkça ortaya çıkan zenginliğin izini sürmeliydik. Zorlukla güzellik böylesine iç içeyken başka şansımız var mıydı ki? (14.10.2016)

Not: 9 Ekim 2016'da, Johnsbach üzerinden yani bilinen en kolay güzergâhtan Planspitze'ye bir kez daha çıktım. Neyse ki bu defa yalnız değildim ancak hava koşulları aleyhimizeydi. Dağ karla kaplıydı ve o basit yol Peternpfad kadar zorlaşmıştı. Diz kapaklarımıza varana kadar beyaza bata çıka yürüdük. Bir projenin ilk çekimlerini yapıp döndük. Bizden önce hiç kimse zirveye çıkmamıştı. Yalnızca birkaç hayvanın ayak izlerini seçebildik. Dağ evindeki  görevliye göre bir tek Alpinistler bu koşullarda doruk noktasına ulaşıp aşağıya inebilirdi. İlk defa bu sıfatla anılmak günün en güzel hediyesi olmuştu.

murat.naroglu@gmail.com


<-geriye: