TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Bomba ve kimliğimin yeni dönüşümleri


SERDAR ERDOST*

4 Şubat gecesi Oberwart’ta kendilerine özgü kurdukları oturum bölgesinde dört Roman’ın bir bombalı tuzakla öldürülmesi, gazetecilik yaşamımda açılan yeni derin izin devamı olacaktır. 1995 yılındaki bu soğuk yüzlü ve planlı öldürümden önce başlayan mektuplu bomba serisinin bizim “Heimat, fremde Heimat“ redaksiyonunu da hedef olarak seçmesi, Türkiye’deki siyasal depremlerle geçen yayıncılık savaşımından sonra, bu yeni derin izin doğumu gibidir. 2 Nisan 1989´da başladığımız  televizyon programımızın ORF´in 13. Viyana’da bulunan merkez binasındaki redaksiyonumuzda patlayan bomba ve dört Roman’ın katledilmesi, sürekli geriye doğru düşünceleri, kendimi ve geçmişi yeniden tarihin terazisine koyduğum, her yıl kendisini yineleyen bu Şubat-Nisan aralığını oluşturan olgular olarak kalacaktır.
 
“Bajuwarische Befreiungsarmee/Bayuvar Kurtuluş Ordusu“ adına bombalı saldırıların sorumlusu aşırı sağcı Franz Fuchs, 1997 yılında yakalanıp, müebbet hapis cezasına çarptırıldığında ve arkasından da hücresinde kendisini asarak intihar ettiğinde travmatik zincire yeni halkalar takılacaktır. Çelik gibi keskin bir Şubat gecesinin yalnız sesizliğini yırtan patlama ve Avrupa için bir umudun tomurcuklarını taşıyan 1989 Nisan’ı dönüşegelen yaşam ve ölüm çelişkisini anlamlandırmıştır hep.  

Belki yolunuz Roman ailelerinin kendi kurdukları oturum bölgesinin bulunduğu Güney Burgenland’daki Oberwart şehrine düşmüştür. Almanca ve Macarca’nın resmi dil olarak konuşulduğu Oberwart´ta 1500 Roman yaşamakta. Hemen hemen Avrupa’nın her yerinde olduğu gibi burada da Romanlar, merkezin dışında kurmuşlar ilk evlerini. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, şehir hastanesinin yapımı onları, evlerini ilk oturum bölgesinden birkaç kilometre ötede, 63a Çevre Otobanı’nın çıplak beton ayaklarına yakın, ormanın başladığı tepenin yamacına taşımaya zorlamış. Tam da oradaki otoban altgeçidinin çıkışında, oturum bölgesine 100 metre kadar ötede, yalnızca tarlaları birbirinden ayıran yola yerleştiriyor, Franz Fuchs bombalı boruyu. Borunun üzerine “Romanlar, Hindistan’a geri” yazısını içeren levhayı koyuyor. İşte bu levhayı çekip almak isteyen dört Roman’ı patlamanın şiddeti aramızdan alıyor.  

Defnedildikleri gün, Cumhurbaşkanı Thomas Klestil ve Başbakan Franz Vranitzky gibi devletin önemli kişilikleri ve ruhani yaşamın büyükleri bu beklenmeyen ve hunharca işlenen siyasi cinayeti yargılamak için şehir kilisesindeki törende buluşuyorlar. Biz de, -redaksiyondaki arkadaşlarımla- yara almış basın emekçileri olarak oradayız. Bulutsuz masmavi gökyüzü ve cılız güneşin gayretine Eva Samer Berkyová’ın çaldığı “Ve kemanlar sustuğunda” adlı Roman ezgisi eşlik ediyor. O sırada toprağa verildikleri yamaçtayız. Her şey  saygılı, sessiz. Sanki nefesimizin buharı duyulacak. O anda Türkiye’deki gençlik isyanımızın kareleri bir bir gözümün önünde, nemli bir perdenin arkasından akıyorlar. Bu anda, bunları yazıya dökerken bile.

Romanlar, Nazi öldürüm-yok etme ideolojisinin uygulama bulduğu Yahudiler’den sonra gelen ikinci büyük grup. 500 bin Avrupalı Roman, bu çılgın sömürü siyasetinin kurbanı. Avusturya´dan koparılıp toplama kamplarına gönderildikleri sırada nüfusları 12 bin civarında. Geri dönen ancak bin kişi veya biraz fazlası. Ve tarihin utancı ne gariptir ki, 1995 yılındaki bu bombalı öldürümle bir kırılma noktasına ulaşıyor. Bir anda Romanlar politik ve sosyal istemleriyle kamu vicdanının odağını oluşturuyorlar. 1993 Aralık ayında altıncı yerli azınlık grubu (autochten) olarak resmî tanım elde etmelerine karşın, toplumsal kabûl onlar için halen yabancı bir kavram olarak duruyor. Ve Avusturya İkinci Cumhuriyet tarihinin bu ilk büyük siyasal öldürümü, Romanlar’ın resmî tanımına paralel gerekli sosyal dönüşümü ve toplumsal kazanımları da hızlandırıyor. İlk 1674´de  Graf Christof Batthyány´in izin belgesinden sonra doğu eyaleti Burgenland’da yerleşik halk olarak yaşayan Romanlar, kamuda kendileri ile ilgili halen var olan önyargıların aşılmasında ve ayrımcılığa karşı savaşımda gündemi oluşturuyor. Demokratik yaşamın bir dizi kurumu, Roman tarihi, dili, edebiyatı ve sanatını konu alan araştırmalara yöneliyor. Bilim yüzünü Romanlar’a döndürüyor. Kiliseyle barışma süreci bu dönemde başlıyor. Yani bomba bir değimiyle Roman rönesansının gelişinin nedeni oluyor. Elbette resmî tanımın onlara bir dizi hakkı birlikte getirdiği de yadsınamaz. Ana dilde eğitim, azınlık bütçesinden etkinlikleri için finansiyel destek ve Başbakanlık bünyesinde bir "Danışma Konseyi“ kurma hakkı gibi maddi varoluşun etkili öğeleri.

İşte bu konseyin başkanı, azınlık olarak resmî tanınma sürecinde belirleyici bir rol oynamış Rudolf Sarközi bu günlerde yoğun bakımda. Lackenbach’daki Nazi toplama kampında doğan, kendisini gazeteci olarak yakından izlediğim ve bir dost olarak yürekten tanıdığım, sevdiğim bu mücadeleci, tarihsel kişiliğin sağlığına tekrar kavuşması dileği, şimdi bu Şubat-Nisan örgüsünün de sürekli bir ilmiği.


............................................................................................................................................

  • Avusturya Radyo ve Televizyon Kurumu ORF’in, “Halk Grupları” adı altında tanınmıs yerli azınlıklar üzerine radyo ve televizyon programları yapan redaksiyonun Viyana yöneticisi. Romanlar’la ilgili her iki ayda bir yayınlanan 25 dakikalık “Servus, Szia, Zdravo, Del tuha“ adlı proğramın da sorumlu yapımcısı. Güncel yayını, şu internet adresinden izliyebilirisiniz: http://tvthek.orf.at/program/Servus-Szia-Zdravo-Del-tuha/85512

<-geriye: