TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Avrupa’da ‘Türkiyeli’ olmak: Kimlikler, bireyler, vatandaşlar

Şubat 2015’te İstanbul’da kurulan PODEM adlı kurum, Avrupa’nın altı ülkesinde, saha çalışmasını da kapsayan bir araştırma yaptırıldı ve aynı adla 2016 yılı içinde kitapçık olarak yayımlandı. Araştırmayı kurum adına, Ayşe Yırcalı ve Etyen Mahçupyan, Almanya, Avusturya, Hollanda, İsveç, İngiltere ve Fransa olmak üzere altı ülkede gerçekleştirdi.

HallacKamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Derneği (PODEM), Şubat 2015’te İstanbul’da kuruldu. Kendini, “bağımsız bir düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor. İşte bu kurum adına, bu kurum için Ayşe Yırcalı ve Etyen Mahçupyan tarafından, “Avrupa’da ‘Türkiyeli’ Olmak: Kimlikler, Bireyler, Vatandaşlar” adlı bir saha çalışmasını da kapsayan araştırma yapıldı ve aynı adla kitapçık olarak yayımlandı. Yırcalı ve Mahçupyan, aynı zamanda PODEM’in kurucu üyesi ve mevcut icra kurulunda görevli iki sima. Toplam altı ülkede yapıldı bu araştırma: Almanya, Avusturya, Hollanda, İsveç, İngiltere ve Fransa. Avusturya’daki çalışmalar, başkent Viyana merkezli yürütüldü. 17-22 Aralık 2015 tarihleri arasında, 20 kişiyle görüşmeler yapıldı. Ayrıca, iki tane de grup toplantısı organize edildi.

Kitabın girişinde, neden böyle bir çalışma yapıldığı açıklanırken şu ifadelere yer veriliyor: “Türkiye’nin her köşesinden ve her kesiminden gelen göçmenlerin Avrupa ülkelerinde kurdukları hayat, karşılaştıkları zorluklar, bunlarla baş ederken edindikleri gelişim ve tecrübe ile sosyal ve siyasi alanlardaki sorun ve beklentilerin bir yelpazesini sunmak.” Peki, neler var bu yelpazede?

  • Avrupa ülkelerinin göçmenlerin uyumuna yönelik uyguladığı başarılı ve başarısız politikaları irdeleyerek, hem bu ülkeler hem de Türkiye için önemli referans noktaları sağlamak.
  • Bu ülkelerin Türkiyeli göçmenlere bakışından hareketle, Türkiye’nin bu ülkelerde hayata geçireceği projelerde elverişli yaklaşımlar geliştirebilmesi için yol gösterici bir kaynak oluşturmak.
  • Avrupa’da iş hayatında başarılı olmuş, Avrupa standartları ve çalışma etiği çerçevesinde yetişmiş ikinci ve üçüncü nesillerin oluşturduğu insan sermayesinin Türkiye’ye hangi alanlarda katkı sağlayabileceği konusunda öneriler getirmek.
  • Avrupa’da yaşamakta olan Türkiye kökenli insanların hikayelerini kamuoyuna yansıtarak; yaşanan zorluklar, elde edilen başarılar ve halihazırdaki ihtiyaçlar üzerine farkındalık yaratabilmeyi amaçlamak.

Çalışmayı yapan kurum ve kişiler, Türkiye’ye “Avrupa demokrasisi” önerme ya da salık veriyor; hazırlanan “rapor-kitapçık”ta bunun verileri, kanıtları sıralanmış oluyor. Türkiye’nin özellikle de son beş yıllık gidişatı göz önüne alındığında, Türkiye’ye yönelik beklentilerin şimdilik kâğıt üzerinde kalacağı aşikâr. Rapordaki önerilerle, Türkiye’nin gidişatı karşılaştırıldığında ortaya traji-komik bir manzara çıkıyor sadece. Birkaç öneri örneği aktarmak bunun anlaşılması için yeterli: “Kültürel çeşitliliği gerçekçi bir biçimde okumalı, doğru anlamlandırmalı ve devlet olarak tüm kesimlere eşit mesafede duran politikalar geliştirmelidir.” Ya da yine raporda, “en önemli nokta” denilerek altı çizilen bir konu var. “Avrupa’daki Türkiyeli toplumun sosyal alanda el uzatılması, destek olunması gereken birçok sorunu” var deniliyor. Mevcut Türkiye, sorunlara el attıkça kangren haline getiriyor sadece.

Türkiye’den beklentileri bir kenara bırakılırsa, önemli bir çalışma. Çalışmayı yürütenler işlerinin uzmanları. Kullandıkları yollar, yöntemler işin bilimsel zeminine uygun. Dolayısıyla, (hem genel hem de Türkiye kökenli) Avrupa kamuoyundaki bilgi açığını kapatmaya yönelik bir derleme. Avrupa ülkelerinin, “göçmenlerin uyumu”na yönelik uyguladığı başarılı ve başarısız politikaları dışarıdan irdelemiş olmak da kayda değer bir çaba. (info@hallac.org)


<-geriye: