TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Bilim, ruhaniyet ve inanç

Dalai Lama: "Değer yargılarının oluşum araçları dinsel inançlar değildir, ondan daha çok, insanlığımızın deneyimleri ve bilimsel bulgulardır. İnsan hayatındaki en önemli şeyin merhamet sahibi olabilmek olduğunu düşünüyorum. İnsan bununla, her neyi istiyorsa, ona ulaşabilir: mutlu bir hayat, beden sağlığı, arkadaşlık, daha fazla mutluluk ve başkalarının güleç yüzleri..."

Bu defa sözü Dalai Lama’ya bırakıyorum. Kararsız mevsimsel değişimlerin, ruhumuzu da olumsuz etkilediği bu ara dönemde, Dalai Lama´nın içeri´nin güzelliğine dikkat çeken kısa ve yumuşak görüşlerini bu defa -yaptığım çeviriyle- sizlerle paylaşmak istiyorum..

“Değer yargılarının oluşum araçları dinsel inançlar değildir, ondan daha çok, insanlığımızın deneyimleri ve bilimsel bulgulardır. İnsan hayatındaki en önemli şeyin merhamet sahibi olabilmek olduğunu düşünüyorum. İnsan bununla, her neyi istiyorsa, ona ulaşabilir: mutlu bir hayat, beden sağlığı, arkadaşlık, daha fazla mutluluk ve başkalarının güleç yüzleri... Birçok sorunun; aile içindeki sorunlar, toplumdaki sorunlar, ulusal veya uluslararası sorunların asıl nedeni, insanın içinde olması gereken ama olmayan değer yargılarının eksikliğiyle birlikte açıklanabilir.

“Bazı şeyleri tabii ve olması gerektiği gibi olduğunu düşünüyoruz, sanıyor ve düşünüyoruz ki bu değer yargıları zaten kendimizde var ve üzerinde düşünmeyi gereksiz buluyoruz. Sırf bu nedenle onu ihmal ediyoruz ve gözlerimizi daha çok dış etkenlere; paraya, iyi bir ekonomik sisteme veya benzer şeylere dikiyoruz. Dikkatimizi iç dünyamıza ya hiç ya da çok az veriyoruz. Yeryüzünde çokca reklam var. Her şeyden önce dışsal şeyler için reklam yapıyorlar, yüzün güzelliği için örneğin... Gerçek güzelliğin dışsal değil de, ruhsal olmasına rağmen, hiçbiri içgüzelliğe önem vermiyor. Hiç dışsal güzelliği olmayan bir insan bile, eğer merhametli ise ve iyiliksever güzel bir kalbi varsa, yardımsever ve sorumluluk sahibi bir insan ise, o bile dış güzelliğinden bağımsız olarak herkes tarafından beğenilir. Bu da gösteriyor ki, yaşamımızda, içsel  değerlere çok çok önem vermeli ve onlara çok daha ağırlık vermeliyiz.

“Bununla beraber, görüyoruz ki eğitim sistemimiz, içsel değer yargılarının gelişimine ve anlam kazanmasına az önem veriyor. Belki bu içsel değer yargıları, çok çok öncesinden, belki bin yıl öncesinden aile içinde ve din içinde vardı. Ama görünüyor ki zamanla, aile içinde, cami ve kilise içinde etkilerini kaybettiler. Belki de bunun nedeni, modern yaşam formumuzdur; iki ebeveyn iş için evin dışına çıkıyorlar, evde kimse kalmıyor, en önemlisi annnenin çocuklarla ilgilenebilecek çok fazla vakti kalmıyor.

“Bu durumda ortaya bir tehlike çıkıyor; çocuklar günlük yaşamlarında sevgi duygusunu yeterince alamıyorlar ve ileriki yaşlarında, kendilerine yetebilecek kadar sevgi bulunduramıyorlar. İçsel değer yargılarına verilen önem çok çok yetersiz. Bundan dolayı, özellikle çocuklar ve gençler arasında toplumsal şiddet oranı çok yüksek. Şiddetin üretildiği yerlerden bir tanesi de okullar. Vakit kaybetmeden, yeni bir eğitim sistemine geçmemiz gerekiyor – özellikle çocuk eğitiminde ve genel eğitim sisteminde – içsel değer yargılarını güçlendirmemiz gerekiyor. Bu durum, kişinin dindar olması veya dinsiz olmasından bağımsız bir konudur.” (Dalai Lama)

_____________________________
Psikolojik Danışman
rohat.miran@outlook.com 
Nisan 2017



<-geriye: